Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Bu haftaki tarifim onur yemeği...

Malzemeler:

su

tuz

şeker

b vitamini

Tarifi uygulamak zor ama uygulayanlar var: Nuriye ve Semih

KHK ile işlerine son verildiğinde önce itiraz ettiler. Karşılarında bir muhatap bulunamayınca da uzun soluklu seslerini duyurma çabası başladı. Tam 120 gün boyunca aklınıza yasal protesto çevresinde ne geliyorsa yaptılar. Meydanda oturdular, imza topladılar, haykırdılar. Buna rağmen "yasa" koruyucuları onları 27 kere göz altına aldı şiddet uyguladı. En sonunda son çare olarak "bizi açlığa mahkum eden bu kararnameye karşı halkımıza ve kamuoyunun vicdanına güveniyoruz" deyip eyleme başladılar.

Bak ne diyor Nuriye Gülmen:

“Ne ölmek, ne sakat kalmak, ne de bir saniye daha aç kalmak istiyoruz. Bu konuda çok netiz. tek isteğimiz işimiz! İşimizi geri istiyoruz ve bizim için mesele bu kadar basit. Bize artık, ‘açlık grevi yapmayın, bırakın’ diyenler lütfen açlık greviyle ilgili taleplerini muhataplara iletsinler. 'Bu insanlar bu kadar gündür açlık grevinde, biz artık onların aç kalmalarını, vücutlarına zarar gelmesini istemiyoruz.’ desinler. Muhataplar bir duymazdan ve görmezden gelme tavrı içerisindeler. Bu tavırla 180 gündür karşılaşıyoruz ama gördüklerini, duyduklarını çok iyi biliyoruz. Bu bir irade savaşıdır. Halkın sahiplenmesi ile, desteği ile biz kazanacağımıza inanıyoruz ve bundan eminiz. Eninde sonunda kazanırız, ama vücudumuza bir zarar gelmeden, ölüm sınırına gelmeden kazanmamız gerçekten anlamlı olur. Kimse ‘ben şunu yaparsam ne olur ki, ne kıymeti olur ki’ diye düşünmesin. Herkesin yapacağı bir şey var ve bu yapılacaklar bizim için çok kıymetli. bir kişiye bile direnişimizi ve grevimizi anlatmanın çok büyük önemi var. Son olarak açlık greviyle ilgili söylemek istediğim şey şudur: Biz açlık grevi yapmayı tercih etmezdik, istemezdik, kimse kendi bedenine zulmetmek istemez. Ama bugün bu açlık grevini görenler şunu anlasın istiyoruz; burada bir ekmek kavgası var. Bu ekmek kavgasının ne olduğunu hatırlatmak, anlatmak istiyoruz. Tarihi tarih yapan ekmek kavgasıdır, onur mücadelesidir. 150 bin kamu emekçisi işinden atılmış, insanlar intihar ediyor ve ortada kimse yok! Son iki ayda 37 insan intihar etti. İşte biz bu tabloyu yıkmak istiyoruz, açlık grevi böyle bir tabloyu yıkacak olan çığlıktır. Teslimiyet karşısında direniş bayrağının yükseltilmesidir.”

Sizinle açlık grevi nedir ne değildir gerekli bir eylem mi gereksiz bir eylem mi diye tartışmayacağım.  Zaten bu ülke de en kolay yapılan ilk 3 şey;

KHK ile kararname çıkarmak

Bekara karı boşamak

Klavye başında ahkam kesmek...

Ama benim bu  konuda söylemek istediklerim var:

Bu insanlara bir şey olursa Hükümet kadar hatta hükümetten daha çok muhalefeti suçlarım. Biz hükümetin ne olduğunu bildik de, hükümetin istediği gibi muhalif olmayı bu devirde öğrendik. Yoksa "olabilir mi böyle bir şey" cümlesi Kemal bey'e değil normal halka yakışır. Ben sormalıyım; "olabilir mi böyle bir şey" diye sen de "olamaz" deyip gereken ne ise onu yapmalısın! Yapmalısın, çünkü AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde belirtildiği gibi, "bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır." ve "bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak..." OHAL ile KHK'nın normalleştirilmesine izin vermek  yasal değildir, çünkü anayasının 15. maddesine göre OHAL, sıkıyönetim ve seferberlik durumlarında bile asla dokunulamayan temel haklarımız var bizim. Ve en temel haklarımıza saldırılırken gıkımız çıkmıyor.  Evet  anayasanın 15. maddesine göre "birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

Binlerce insan işinden edildi bakın bin iki bin değil binlerce. aksi bir şey söyleyen herkes FETÖ'cü ya da terörist. Ya hu senelerdir neredeydiniz. Bu ülkeyi ben mi yönetiyordum da bu kadar yayıldılar diye sormazlar mı insana? Önceden biz Fetullah denen pisliğe söylenirken de suçluyduk şimdi de suçluyuz! Bir haklı iktidar!

Kimsenin ölmesini istemiyorum kimsenin ölümünü seyretmek istemiyorum. Bu ülke benim çarmıhım ve ben bu çarmıhtan sadece adalet istiyorum.

#NuriyeveSemihinAçlığınaSesVer