Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Medyada, özellikle de belirli bir kesimin medyasında antisemitizm tavan yapıyor. Günlük hayatta ne tür olaylarla karşılaşıyorsunuz?

Virna Banastey: Bakmıyoruz bile artık o dediğiniz gazetelere…

Sinan: Fakat artık “o belli kesim”, belli kesim olmaktan çıktı. Toplumun önemli bir çoğunluğunu etkileyebiliyorlar artık.

Virna Banastey: En başta söylemiştim, siyah ve beyaza bir şey yapamayacağımızı, bırakın etkilemeyi, sesimizi duyuramayacağımızı biliyoruz. Griyi biraz olsun beyaza yaklaştırabilirsek ne mutlu bize. Ama siyah için yapılacak bir şey yok bence.

Sinan: Siyahın giderek daha geniş bir alana yayılmaya başladığının farkındasınız değil mi?

Virna Banastey: Evet ama uğraşıyoruz.

Sinan: İyimsersiniz.

Virna Banastey: Ne yapayım Sinan Bey? Gideyim mi istiyorsunuz? (Gülüyor)

Sinan: Hayır tabi ki! Her şeye rağmen olumlu şeylerin de olduğunun farkındayım.

Virna Banastey: Çok var, emin olun.

Sinan: Daha  görünür olmaya başladı Yahudi toplumu.

Virna Banastey: Evet. Şöyle bir şey de var. Şikayetlerinizi dile getirmeye başladığınızda bir farkındalık da oluşuyor. Görüyoruz ki bazı kişiler, bazı söylemleri farkında olmadan kullanıyorlar. Farkındalık yarattığınızda bunun geri dönüşü de çok olumlu oluyor. Devlet nezdinde gelişmeler çok hissedilir hale geldi. Edirne Sinagogu’nun açılması, geçen sene Ortaköy’de kutladığımız bayram. Bunlar önemli şeyler. Çok değil 3-5 sene önce bunların olacağını söyleseydiniz, olmaz derdik. Halka açık bir şekilde dini bir kutlama yapılması ve büyük bir kalabalığın ilgi göstererek katılması, olumlu tepki vermesi çok önemli bir şeydi.

Sinan: Cesur bir karardı.

Virna BanasteyVirna Banastey: Evet çok cesur bir karardı. Devamının geleceğini umuyoruz.

Sinan: Nasıl tepkilerle karşılaştınız?

Virna Banastey: Hiç olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadık. Bir tek galiba Ortaköy imamı, bu etkinliğe katıldığı için olumsuz tepki aldı ve görev yeri de değiştirildi yanılmıyorsam. Ama bizim aldığımız tepkiler çok olumluydu. Çok renkli bir katılımcı profili vardı. Başörtülü kadınlar, çok sayıda genç vardı. Gelip bize sorular soran, alkışlayan, ilgiyle izleyen insanlar vardı. Bu etkinliğin yapılabilmesi, öyle bir kalabalığın toplanması bizim beklentilerimizin çok ötesinde bir şeydi.

Sinan: Cemaat sosyal ağları da çok etkin kullanmaya başladı. Sinagoglardan, çeşitli etkinliklerden periscope yayınları yapılıyor. Görünürlük artıyor.

Virna Banastey: (Gülüyor) Gerçi alttan biraz küfür yiyor ama… Evet, görünürlük arttı. Sıkıntılar daha rahat dile getirilmeye başlandı. Uygun dille aktarılan sorunlara, sıkıntılara çözümler de artıyor.

Sinan: Bu ilerleyecek mi yoksa henüz test mi ediliyor?

Virna Banasktey: Cemaat yönetiminin bileceği iş bu…

Sinan: Bir yayıncı olarak baktığınızda?

Virna Banastey: Bence sanki gidişat bu yönde…

Sinan: Mavi Marmara’dan sonra çok ciddi sıkıntılı bir dönem yaşanmıştı Türkiye Yahudileri açısından. Anladığım kadarıyla yavaş yavaş rahatlama yaşanıyor. Sadece sizin açınızdan değil, geniş toplumun bakışında da bir rahatlama var. Doğru mu?

Virna Banastey: Mavi Marmara gerçekten kötü bir süreçti. Gazete olarak da bunun sıkıntısını çok hissettik. Eskiden sosyal medya ağlarında bu kadar görünür olunmadığı için, Şalom, Yahudi toplumunun dışa açılan penceresi olarak daha yoğun hissediyordu bu sıkıntıları. Hele bir de ölümler olunca, tepkiler Şalom’a da yansıdı. Ama işte görünürleşme tepkilerin yönünü de değiştirdi.

Sinan: Toplumun geleceğine dair ne hayal ediyorsunuz?

Virna Banastey: Yaşlanan ve azalan bir topluma dair ne hayal edilebilir? Hiç düşünmedim açıkçası. Tabii herkesin kişisel hayalleri olduğu gibi benim de çocuklarımın, ailemin geleceğine dair hayallerim var. Ama yaşlanan ve azalan bir toplum için işte şu kadar sene sonra şu kadar çoğalacağız, şu kadar malımız mülkümüz olacak gibi hayaller kurmak gerçekçi olmaz.

Sinan: Gençlerde yurtdışına gitme eğiliminin fazla olduğunu duyuyorum

Virna Banastey: Doğru ! Ekonomik anlamda, kariyer anlamında daha fazla fırsatlar var. Umutsuzluğun da etkisi var fakat… Türkiye’de umutsuzluk dönem dönem büyük yoğunlukta yaşanır. Henüz 2 yaşındaydım ama 80 darbesini gördüm örneğin.

Sinan: Görmüş sayılmazsınız tabii. 2 yaşında “görmüş” olunmuyor. (Gülüşmeler)

Virna Banastey: Tabii, darbe sonuçta benim için tarih kitaplarında, haberlerde, yorumlarda konuşulan bir olay benim için. Hayatımda bir daha darbe olabileceğine  hiçbir şekilde inanmazdım. 10 yaşındaki oğlum bile darbe girişimini yaşadı. Herkeste yara bırakıyor bu gelişmeler.

Sinan: Darbe girişimi sonrasında toplumun hızla muhafazakarlaşması, İslami etkilerin daha güçlü olması da endişe kaynağı değil mi?

Virna Banastey: Öyle… Özellikle sizin de dediğiniz gibi yurtdışında eğitim, yurtdışında bir hayat kurma fırsatı olan gençler, bu endişeler nedeniyle yurtdışındaki fırsatları daha fazla değerlendirmeye çalışıyorlar.

Sinan: Laikliği Yahudi toplumu açısından bir güvence olarak görüyor musunuz Türkiye’de.

Virna Banastey: Zor bir soru. Mevcut durumda bir şey söylemek zor… Artık %100 bir güvence olarak gördüğümü söyleyemem.

 Sinan: Örneğin Alevi toplumu laikliği en başından beri sigorta olarak görüyor ve sımsıkı sarılıyor. Yahudi toplumu için de benzer bir durum var mı?

Virna Banastey: Laiklik tabii ki olmazsa olmaz bir şey. Her zaman çok önemli… Ama son dönemdeki gelişmeler laikliğin eskisi kadar güvence sağlayacak güçte olmadığını düşündürüyor.

Sinan: Çok teşekkür ediyorum.

Virna Banastey: Ben teşekkür ederim.

REPORTARE'nin Tavsiyeleri:

Ladino: Benim Dilimin "Zorunlu" Hikâyesi/ Avi Haligua

Ladino: Türkiye Bir Dili Unutuyor/ Işıl Demirel

Yahudi Dilleri & Edebiyatı