Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Yoksullaşıyor denemese bile herhalde Yahudi toplumunun eski görkemini, ışığını kaybettiğini söyleyebiliriz sanırım?

Virna Banastey: Söyleyebiliriz. Benim ve babamın neslini karşılaştıracak olursam, babamın neslinde aşağı yukarı herkesin kendi işi vardı. Ya babasından kalan işi sürdürüyor ya da kendi işini kuruyordu insanlar. Girişimcilik ön plandaydı. Şimdi bu oranın %50- %50 hale geldiğini söyleyebilirim. Toplumun %50’si kendisi bir iş kurup girişimcilik yaparken, kalan %50 de maaşlı profesyonel olarak şirketlerde çalışıyorlar.

Sinan: Türkiye Cumhuriyeti Devleti canı istediği zaman mesela bir varlık vergisi salabildiği için toplumun ticaret şevki kırılmış olabilir.

Virna Banastey: Yooo, o kafada düşünüldüğünü zannetmiyorum. Ama artık koşullar da eskisi gibi değil. Eskiden Yahudi cemaati dil bilmesiyle öne çıkan bir toplumdu. Okullarında iyi Fransızca, İngilizce eğitimi alırlar, büyük çoğunluğu en az 1 dili çok iyi konuşabilirdi. Dolayısıyla ticareti de daha kolay yapabilirlerdi mesela. Artık küresel ekonomi kuralları işliyor, internet var. Geniş toplumda dil bilenlerin sayısı çok arttı. Yahudilerin bazı konularda eski dönemin avantaj sayılabilecek özellikleri sıradanlaşmış oldu.

Sinan: Eğitime çok önem veren bir toplum Yahudiler?

Virna BanasteyVirna Banastey: Kesinlikle. Ezelden beridir her toplumda eğitime en fazla önem veren cemaatlerden biridir Yahudiler. Gerek sanatsal, gerek akademik eğitim çok önemsenir öteden beri. Artık herkes eğitimi önemsemeye başladığı ve üniversiteye erişim kolaylaştığı için bir tür eşitlenme yaşanıyor. Yahudilere özgü bir durum olmaktan çıkıyor eğitim.

Sinan: Varlık vergisi ile başlayan sermayenin Türkleştirilmesi operasyonlarından Yahudiler büyük pay aldılar. Toplumun eski ışığını kaybetmesinde bunun rolü yok mu? Bir yandan tamam, nüfus yaşlanıyor ve sayıca azalıyor. Ama aynı zamanda servet de büyük ölçüde traşlandı devlet eliyle? Bunun izlerini taşıyor mu toplum?

Virna Banastey: Tabii benim yaşım bunun izlerini yaşayabileceğim bir yaş değil. Ailemde de gündeme gelmiş, konu edilmiş bir şey değil bu. Bundan direkt olarak etkilenmiş kimseyi de tanımıyorum doğrusunu isterseniz.

Sinan: Yapmayın lütfen. Hele ki bir azınlık toplumunda hafıza önemlidir. Cemaatin hafızasında yeri yok mu bütün bu olayların?

Virna Banastey: Var, elbette var ama bizim nesil arasında konuşulan, konu edilen bir şey değil bu mesele.

Sinan: Önemsiz bir konu olmadığına göre üstü mü örtülüyor acaba?

Virna Banastey: Tabii ki önemsiz bir konu değil.

Sinan: Aşkale sürgünlerini biliyoruz mesela… İnsanlar mallarından mülklerinden olmakla kalmayıp, büyük acılar yaşadılar.

Virna Banastey: Elbette… Şimdi şu var, o olaylardan çok etkilenenlerin büyük bölümü İsrail devleti kurulduktan sonra gitti. Büyük ihtimalle hem yaşanan travmadan hem de imkansızlıklardan dolayı, nüfusun önemli bir bölümü gitti. İsrail kurulduktan sonra, 1948’den itibaren 100 binden 40 bine hızlı bir nüfus kaybı yaşandı. Bu gidişlerde muhakkak o acıların etkisi büyüktü. Ama bu konular dediğim gibi ne bizim evde ne de çevremizde konuşulan konular değildi.

Sinan: Fakat bizim, geniş toplumun bunu hatırlaması, bununla yüzleşmesi büyük önem taşıyor.

Virna Banastey: Kesinlikle haklısınız. Bu olayları elbette unutmuş değiliz, hatırlıyor ve hatırlatıyoruz. Nedenleri ve sonuçları üzerinde düşünüyor, yazıyor, çiziyoruz. Ama bu, şu anda benim günlük hayatımı etkileyen bir şey mi? Ya da bugünle, gelecekle ilgili kararlar almamı etkileyen bir şey mi? Hayır, değil…

Sinan: Açıkçası bu bana çok ilginç geliyor. Gazze’de bir roket düştüğünde, Türkiye’de parmakların hemen Yahudilere dönebildiği, Yahudiliğin bir hakaret, bir küfür olarak kullanılabildiği, bu kadar kasılmaların yaşandığı bir atmosferde Yahudilerin kendilerini güvende hissetmeleri, geçmişteki acı hadiseleri kendi içerisinde güçlü biçimde hatırlamaması, hatırlatmaktan kaçınması ilginç…

Virna Banastey: Hayır, hatırlamak istememesi diye bir şey söz konusu değil. Bu konu her zaman hatırlanır, öğretilir, yeni nesillere aktarılır. Fakat ısrarla vurgulamak istediğim şey, günlük hayatımda kararlar alırken bu olaylar etkili olmuyor. Mesela bir yatırım yapmayı planlarken “acaba yarın bir varlık vergisi gelir mi? bu yatırımdan vazgeçmeli miyim?” diye düşünmüyorum. Tamamen günlük şeylerden söz ediyorum.

Sinan: Sünni- Müslüman- beyaz Türklerin bile ülkeyi terk etmeyi düşündüğü bir atmosferde, bu kadar ağır travmatik geçmişi olan küçük bir toplumun bugününü ve yarınını değerlendirirken yakın geçmişteki olayları kendi arasında konuşmaması, düşünmemesi? Gerçekten ilginç.

Virna Banastey: Düşünüyor mutlaka… Fakat az önce tanımladığınız Sünni- Müslüman- beyaz Türk’ün gitmeyi düşünmesine yol açan sebepler neyse, o sebeplerle düşünüyordur.

Sinan: Geniş toplumla o kadar iç içeyiz ki, geniş toplumu endişeye sevk eden ne varsa bizde de o var diyorsunuz yani?

Virna Banastey: E tabii… Geniş toplumdaki tedirgin insanların yaşadığı dertlerle benim bir Yahudi olarak hissedip yaşadığım dertler aşağı yukarı aynı. Tabii bir Yahudi olarak bizim ekstramız, artı yaşadığımız dertler var. O ayrı bir şey.

Sinan: Antisemitizm mesela? Dilimize yerleşmiş sözler var. Her an hazırlıklı işaret parmaklarımız, tutamadığımız çenelerimiz var. Nedir bu antisemitizm? 

Virna Banastey: Yahudi düşmanlığı… En basit tanımıyla ırkçılık! İsrail düşmanlığı değil burada sözünü ettiğimiz. O, antisiyonizm… Antisemitizm ise doğrudan Yahudileri hedef alan, onları aşağılayan, düşmanlaştıran her türlü ifade, hakaret, davranış.

Sinan: Çok bıçak sırtı bir şey bu? Nerede İsrail düşmanlığı başlıyor, nerede Antisemitizm başlıyor? Çünkü İsrail devletinin yaptığı bir eylemden dolayı eğer “Yahudiler” diye başlayan cümleler kuruluyorsa, biz neyi nasıl ayırabileceğiz?

Virna Banastey: Doğru! Bunun yapılmaması lazım. Aslına bakarsanız, Müslüman çoğunluğun bu meseleyi çok daha iyi hissedip empati kurabilmesi lazım. Çünkü Batı’da, terörist saldırılara karşı yükselen tepki, tüm Müslümanları hedef alır hale geliyor…

Sinan: “İslamcı Terörizm” kavram olarak kabul gördü evet. 

Virna Banastey: Bu aslında çok vurucu bir örnek. İsrail’in yaptığı herhangi bir şeyin tüm Yahudilere mal edilmemesi konusu, bu örnek üzerinden daha iyi anlaşılacak diye düşünüyorum.

Sinan: Çifte standardı çok seven bir ülkede yaşadığımızı unutuyor gibisiniz?

Virna Banastey: E azında öyle olmasını umalım yahu?

Sinan: Nasıl bu kadar iyimsersiniz?

Virna Banastey: Son dönemlerde Sosyal Medya’da olumlu tepkiler alıyoruz, belki ondandır. Gerçi sosyal medya toplumun hâlâ çok küçük bir kesimi ama?

Sinan: Gösterge değil bence de…

Virna Banastey: Umudumuzu kaybedersek hayat çok zorlaşır. O yüzden umutlu bakmaya çalışıyorum. Türk Yahudi toplumu bu tür antisemit çıkışları kabullenmemeye, tepki göstermeye de başladı. Bu tür davranışlar olduğunda cemaat yönetimi tepki veriyor.

Sinan: Hukuki anlamda bir tepki veriliyor mu peki?

Virna Banastey: Hayır, hukuki anlamda pek bir şey yok ama duyduğumuz rahatsızlığı artık daha sık dile getirip yetkili makamlara iletiliyor.

Sinan: Ayrımcılık, nefret dili anayasal suç?  Hukuken bunun takipçisi olmak mümkün artık?

Virna Banastey: Evet fakat yine de bu konularda suç duyurusunda bulunulmuyor, dava açılmıyor. Suç duyurusunda bulunulsa bile sonuçta olumlu bir karar çıkacağına dair inancı zayıf artık insanların. Bir de kimse uğraşmak istemiyor pek bu tür şeylerle.