Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Anma yürüyüşünden sonra Beyoğlu’nda dayanışmaya destek veren bir STK’nın lokalinde oturuyoruz ailelerle birlikte. Gelen giden sarılan, “biz buradayız” diyenler öyle çok ki... Biraz yalnız kalınca, “Hepinize aynı soruyu sormak istiyorum.” diye başladım söze. “4 yıl önce bugün, 4 yıl sonra bugün. Bu 4 yılda hepinizin kendi ailesinin içinde, çocuklarınızın kaybıyla ilgili yaşadıklarınızı bilen var, bilmeyen var. Lütfen kendi cümlelerinizle son dört yılı, duygularınızı anlatır mısınız?” diye tamamladım. Biliyorum ki, aslında ne sorarsam sorayım, hep biraz eksik kalacak.

Bir masanın etrafında oturmuş anne ve babaların hepsi birbirine bakıyor. Kimse ilk olarak anlatmaya başlamak istemiyor, çünkü hiçbiri bir diğerinin acısını kendi acısından farklı görmüyor. Hep birlikte, 1 Haziran’da Ankara’da oğlu Ethem Sarısülük’ün anmasına katılacağı için gece uçağına binecek Sayfi Sarısülük’ün önce başlamasına karar veriyoruz.

SAYFİ SARISÜLÜK: “ÇİÇEKLERİMİZİ KIRMASINLAR ARTIK BİZİM..”

Gün içinde bu röportajdan ilk bahsettiğim zaman Sayfi anne, “akşama herşey bitince konuşalım seninle” demişti, “bakalım parka girebilecek miyiz, bakalım polis saldıracak mı?”...Sayfi Sarısülük

Duraksayarak tane tane anlatmaya başlıyor, daha yarım saat önce anma bittiği zaman polislerin dar koridorundan geçerken “siz bizi yine parka sokmadınız...” diye bağıran yumruğu havadaki anne Sayfi Sarısülük...

SAYFİ SARISÜLÜK – ETHEM SARISÜLÜK’ün ANNESİ:

Bugün çocuklarımızın yıldönümü. Dört yıl oldu, hala bekliyoruz çocuklarımız gelecek diye, ama gelmiyorlar. Katiller her tarafımızı bürümüş. Aynı kara böcekler gibi, her tarafa dolmuşlar. Biz hakkımızı arayamıyoruz, çocuklarımızın katilleri geziyor. Ama ben çocuğumu özledim, onu istiyorum. Her yere, toplumun içine giriyorum, çocuğumun sesini duyamıyorum. Benim özlediğim kadar arkadaşları da özledi, dört yıl oldu. Ben gideceğim, yine çocuğumun toprağına elimi, yüzümü süreceğim. Çocuğumun orada bir huzurla yattığını biliyorum. Benim çocuğum huzurlu gitti, annesinin, ailesinin içi gitti. Çocuğum şimdi olsa, yine salarım, benim çocuğum kötü bir şey yapmadı ki? Onlar gibi silah kullanmadı.

Gayri gençlerimiz artık ölmesin, çiçeklerimizi kırmasınlar bizim..  Bir ağaç yüzünden oldu diyorlar ya, bir ağaç yüzünden değil. Çocuklarımız bardak gibi dolup taştılar, haklarımızı aramak için. Haklarımızı vermediler, gençlerimiz sokağa çıktı. Ben de haklarımız için buradayım, dördüncü yıl İstanbul’dayım, yine olacağım, yine olacağım...

Emsal AtakanEMSAL ATAKAN: “GEZİ BİR ONURDUR.”

Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, gün içinde sık sık “acaba akşam kalabalık olur mu?” diye soruyordu. Gezi’de öldürülen gençler arasında davası hala açılamayan tek kişi, Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, kalabalığı gördüğü için biraz daha huzurlu, yüzünde yorgun ama dingin bir ifadeyle konuşmaya başladı:

Ben Ahmet Atakan’ın annesiyim, Hatay’dan geldim bugün için, Gezi’nin dördüncü yıldönümüne... Ne yazık ki son dört yılda çok acılar çektik, halen de çekiyoruz. Ben de çocuğumu çok özledim, buradaki her anne gibi ben de çok acı çekiyorum. Ve dört yıldır daha halen benim oğlumun soruşturması yok, dosyası açılmadı. Adalet peşindeyiz, adaletin sağlanması için mücadelemizi veriyoruz. Biz istiyoruz ki adalet gelsin, katiller yargılansın ki başka ölümler olmasın. Başka çocuklar ölmesin diye... Gezi dediğimiz zaman, Gezi bir onurdur, Gezi bir şereftir. Gerçekten Gezi gurur duyulacak bir şeydi, çünkü bütün bu halk kendi hakkını savunmak için ayaklandı. Bir kaç ağaç değildi tabii, ama hem Gezi Parkı, hem haklar, hem özgürlük için çıktı insanlar sokağa... Ahmet de onlar gibi alana çıktı. Hepimiz çıktık. Kimseye zarar vermedi bizim çocuklarımız. Biz çocuklarımızı güzel yetiştirdik, aydın insanlar yetiştirdik. Benim oğlum üniversite mezunu. Mezun olduktan bir ay sonra Hatay’a geldi ve polis tarafından öldürüldü. Ve katilleri hala geziyor... (Emsal anne duraksıyor, gözlerini siliyor...) İşini geri isteyen öğretmenlerimiz yargılanıyor. Ben açlık grevine destek verdim diye hakkımda soruşturma açılıyor. Maalesef ki geldiğimiz nokta bu, yeni Türkiye bu. Çok üzgünüz ama mücadelemize devam edeceğiz. Bu yıl da gelecek yıllarda da hep mücadele içinde olacağız, ta ki adalet sağlanana kadar...

SAMİ ELVAN: “MİLYONLARCA BERKİN VAR”

Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, Emsal anne konuşurken başını onaylayarak sallıyor. Konuşma sırası kendisine gelince, ağır ağır anlatıyor hislerini:

SAMİ ELVAN – BERKİN ELVAN’ın BABASI:

Gezi’nin dördüncü yılı. Ne zaman dört yıl oldu? Bütün aileler bak yine bir aradayız. Hepimizin duygusu ortak, hepimizin çocukları yok aramızda. Bizim mücadelemiz hak arama mücadelesi, çocuklarımız da hak aramak için o meydanlara çıkmıştı. Ama şunu söylemek isterim; bizim mücadelemiz bizim çocuklarımızı geri getirmeyecek, bütün ailelerin düşüncesi de aynı. Bu saatten sonra bir tane çocuğun burnunun kanamaması için, haklarımızın geri alınması için mücadelemiz... Umarız en kısa zamanda haklar geri alınır, katiller yargılanır, hırsızlar hesap verir, ülkemiz de aydınlığa kavuşur diyoruz. Gezi’nin yıldönümü bizim için gerçekten çok zor birşey. Umarız ülkemizde başka bir Gezi daha olmasın. Olmaması için de, bizler hak mücadelesi veren bütün insanların yanında olacağız.

MİA: Berkin’in davasının bir sonraki celsesi Temmuz ayında görülecek. Dava ile ilgili duygu ve düşüncelerini anlatır mısın Sami abi?

SAMİ ELVAN: Dava için... (Duraksıyor, anne Gülsüm Elvan’a bakıyor.) İlk mahkemede gördük, hep beraber yaşadık. Katilin kendisini nasıl sakladığını, gizlediğini... Yalan dolanlarla orada kendini savunduğunu... Korkmasına da gerek yok! Gelsin karşımıza çıksın, orada dürüstçe cevap versin. Biz ondan korkmuyoruz, o da bizden korkmasın. Biz insan yemiyoruz, kimseye biber gazı silah sıkmıyoruz. Sadece gelsin, delikanlıysa karşımızda hakkını savunsun, ben yapmadım desin? Ama görüntüler, bütün deliller onun yaptığını gösteriyor zaten. Biz bu davanın sonuna kadar mücadelesini vereceğiz. Bu ülkede başka Berkin’ler ölmesin diye mücadele vereceğiz. Ama şunu da bilmeliler, kulaklarına küpe olsun: Bizden bir tane Berkin aldılar, işte 8 tane gencecik çocuğumuzu aldılar ve milyonlarca Gezi çocuğu verdiler. Milyonlarca Berkin verdiler, bugün yine yaşadık bunu. Bu akşam gelen çocukların hepsi bizim çocuklarımız. Biz de onların haklı mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğiz. Davamızla ilgili son sözüm; haklıyız, hakkımızı da söke söke alacağız.

Nuray GedikNURAY GEDİK: “31 DURUŞMADIR ADALETİ ARIYORUZ.”

***Sami abinin yanında oturan Nuray anne “sıra bana mı geldi?” diye soruyor. “Tabii” diyorum, yüzüme bakıyor ama sanki bakışları beni delip geçiyor, başka bir yere bakıyormuş gibi, ne anlatsam nereden başlasam der gibi yüz ifadesi. Oğlunun cenazesini almak için günlerce uğraşan, daha geçtiğimiz hafta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yaptıkları destek eyleminde gözaltına alınıp bırakılan Nuray anne, her zamanki gibi dimdik.

NURAY GEDİK: Ben Hasan Ferit’in annesiyim. Bugün Gezi aileleri ile hep beraber birlikte 4. Yıl anmasını gerçekleştirdik. Her zamanki gibi acımız hep aynı. Bir yanımızı eksik bıraktılar bizim. Geçtiğimiz günlerde Anneler Günü’ydü. Her sene ben çocuğumdan çiçek alırken, dört yıldır ben çocuğumun mezarına çiçek götürüyorum. 3 yıldır hukuk mücadelesi veriyoruz. Hasan Ferit’in davasında 31 duruşma oldu, tam 31 duruşmadır adalet arıyoruz. Ülkemizde biliyorsunuz adalet yok ama, adaletin gelmesi için gereken mücadeleyi veriyoruz, devam edeceğiz. Söylemek istediklerim bu kadar.

GÜLSÜM ELVAN: “HAYIR, BİZİM ÇOCUKLARIMIZ DESTAN YAZDI!”

Dönüp Gülsüm Elvan’a bakıyorum, Berkin’in annesine.. “İlle beni de konuşturacak mısın?” diye soruyor, “Gülsüm annem sensiz olur mu hiç?” diye cevaplıyorum. Yüzündeki o kırık gülümsemeyle susuyor önce. Beraber olduğumuz zamanlarda çok nadiren biraz gülümsediğini görürüm Gülsüm annenin, onun gülümsemesi hayatımda gördüğüm en kırık, en zedelenmiş gülümsemedir.

Gülsüm ElvanGÜLSÜM ELVAN- BERKİN ELVAN’ın ANNESİ:

Bugün Gezi’nin dördüncü yılı. İşte Anneler Günü’nü de geçirdik. Ben çocuğumun çiçeğini değil, yanağıma kondurduğu öpücüğünü özledim. Hala o getireceği ekmeği bekliyorum. Sabahları kalktığımda kahvaltı hazırlarken, bazen kendimi şaşırtıyorum, Berkin kalk ekmeği al gel diyorum. Ama gelmiyor, o ekmek gelmedi. Dört yıldır ben o ekmeği bekliyorum, gelmedi... (Gülsüm annenin gözleri dolu dolu, yüzüne bakarken an duruyor, zaman kesiliyor sanki..)

Benim çocuğum daha çok küçüktü. Oyun çocuğuydu, sokaklarda oyun oynayan çocuktu. Buna rağmen “terörist” dediler. Desinler! Ben bunu biliyorum.. “Polisim destan yazdı..” Hayır bizim çocuklarımız destan yazdı! Dünya biliyor bizim çocuklarımızı. O katiller katillikleri ile anılıyor, bizim çocuklar onuruyla, şerefiyle anılıyor. Bugün milyonlarca Gezi çocuğu var. Bak, bizim çocuklarımız buradaydı bu akşam. Binlerce kişi geldi. Geldiler gerçekten, benim binlerce Berkinim var...

Uzanıp elini tutuyorum, onun gibi gözlerim dolu ama saklayacak halim yok.. “Berkin bizim martı kaşlımız” diyorum “ya öyle diyorlarmış kaşlarına” diyor, yüzünde gözyaşlarının yanında yine o kırık gülümseme...

ŞAHAP KORKMAZ: “KORKARAK YAŞAYANLAR KORKARAK ÖLECEK...”

Sıra Şahap Korkmaz’a, Ali İsmail’in babasına gelince...Duraksadığımı itiraf edeyim. Daha önce anne Emel Korkmaz ve abi Gürkan ile yaptığımız sohbet de çok zordu benim için, ama ilk kez Şahap babanın gözlerinin için bakıp “anlatır mısın baba?” diyorum, o hep aklımda kalan Ali İsmail’in dev fotografına dokunan ellerini sımsıkı kavuşturuyor, konuşmaya başlıyor...

ŞAHAP KORKMAZ- ALİ İSMAİL KORKMAZ’ın BABASI

Ben Ali İsmail’in babasıyım. Bugün oğlumun ve diğer çocuklarımızın anması için geldim Hatay’dan... Çocuklarımız alınlarının akıyla yaşadılar. Öyle aramızdan ayrıldılar. “Öldüler” diyemiyoruz çünkü onların ruhları bizim aramızda yaşıyor. Çocuklarımızla gerçekten gurur duyuyoruz. Alınlarının akıyla yaşayan çocuklarımız ayrıldılar aramızdan... Şimdi ömrü boyunca korkarak yaşayacak olan sistemin insanları düşünsün, korkarak yaşıyorlar, korkarak ölecekler. Biz korkmadığımızı ispat etmek için de buradayız, hep de burada olacağız. Çocuklarımıza sahip çıkacağız, her zaman her yerde onların seslerini duyuracağız. Zaten sesler duyuldukça bu sistem, sistemin başındakiler daha çok korkacak. Biz korkmayız, mücadeleye devam edeceğiz, ta ki Türkiye’de adalet yerini bulana kadar! Buraya gelen herkes...sağolsunlar.