Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Adım Evrim, Evleri Evrimleştiririm!

2016-10-02 02:39:46

Evrim Akın’ı ekranlarda göründüğü ilk günlerden bugüne hem oynadığı diziler, hem de sunduğu programlarda sürekli neşeli, güler yüzlü halleriyle gördük. Geçtiğimiz yılın Ekim ayı itibariyle alışkın olduğumuz Evrim’i farklı bir yüzüyle, bir sosyal sorumluluk içeren bir program sunarken izler olduk. Kendisiyle “Ev Kuşu”nun değişen hikâyesini ve o evlerin insanlarını konuştuk.  
Röportaj: Tarkan Kaynar

Tarkan Kaynar: Ev Kuşu’nun daha önceki formatı farklıydı. Magazinseldi, ünlülerin evlerine ziyaretler oluyordu. Sonra bir format geçişi oldu. Magazin rating olarak daha yüksek bir şansa sahip iken bu tarz sosyal sorumluluk içeren bir formata dönüşmesi risk değil miydi? Bu değişiklik önerisi kimin fikri miydi?
Evrim Akın: Tamamen kanal müdürümüz Suavi Doğan’ın fikri. Ama tabi kanala ve sosyal medyadan bize gelen mesajlar da “niye bizim eve gelmiyorsun?” şeklinde çoğalınca, istekler bu yönde artınca böyle bir şey yapalım, onlara hediyeler götürelim dedik. “Hediyemiz ne olsun? Yaşam alanlarının bir bölümünü yenileyelim. Ama tamamen Evrim’in fikriyle” diye yola çıktık. Tamamen rating kaygısıyla yapmıyoruz. Her şeyden önce burada bir sosyal sorumluluk durumu var. Zaten rating kaygısı ile yaklaşılsaydı Ev Kuşu’na eski haliyle devam derdi müdürümüz, zaten çok iyi ratingler alıyordu. 
Tarkan Kaynar: Orada bu anlamda bir artış veya düşüş?
Evrim Akın: Benim hafta sonu ile hafta içi seyircim bambaşka, ilk başlarda tabi ki hafta içi izleyicinin beni bu şekilde kabullenme, tanıma süreci oldu. Ama şu anda oturdu ve izlenme, beğeni anlamında her şey yolunda
Tarkan Kaynar: Bu ev dekore etme formatı Türk televizyonlarında daha önce mevcuttu. Sizin programın bu anlamda farkı nedir?
Evrim Akın: Bu, dünyada, özellikle İngiltere’de yıllardır süregelen popüler bir format. Ama İngiltere’deki format ile Türkiye’dekini bir tutamayız tabi. Sadece benzerlik şu olabilir: Mimari açıdan, yani bir dekorasyon çalışması olduğu için belki benzetiliyor. Ama yine de ben Ev Kuşu’nun Türkiye’deki örneklerinden farklı olduğunu düşünüyorum.
Tarkan Kaynar: Ne açıdan?
Evrim Akın: Bir kere gerçekten maddi anlamda sıkıntı çeken insanlara yetişmeye çalışıyoruz. Ayrıca başka bu tür programlarda insanlara belli bir oranda eve harcamaları için para verilirken, bunda ben kendi zevkimi yansıtıyorum. O eve uygun olabilecek renk ve tasarım ölçülerini düşünerek ben seçiyorum. Hatıra bırakmış oluyorum yani. 
Tarkan Kaynar: Aileleri seçerken ne gibi kriterler var? Kiracı olması, çok çocuklu olması bir ölçüt mü? 
Evrim Akın: Fark etmiyor. Asla kiracı mı ya da ev sahibi mi bunu araştırmıyoruz. Önemli olan samimi olup olmaması, gerçekten ihtiyacı olup olmaması, Geçen bir yere gittik, 38 yaşlarında bir kadın kendisi tek başına yaşam mücadelesi veriyor, kredi ile 70 milyara bir ev almış ve bunu da her gün çalışarak, kira öder gibi ödeyerek yaşıyor. Ailelere giderken asla kiracı ya da ev sahibi diye düşünmüyoruz. Öncelikle başvurması, samimiyeti… Bir ihtiyaca cevap verebilmiş olmamız önemli.
Tarkan Kaynar: İzlediğimiz programlarda duygusal anlara rastlıyoruz. Haftada kaç bölüm çekiyorsunuz, ne şekilde bir trafik var bilemiyorum ama art arda yapılan çekimlerde ailelerin, insanların zor yaşam koşullarında yaşam mücadelesi vermeleri, bir arada yatan çocuklar, sıvası dökük evlerin sürekli görüntüsü ruh halin nasıl etkileniyor?
Evrim Akın: Geçen hafta gittiğim bir evde 28 yaşında genç bir kadın, 4 yaşında bir oğlu vardı... Kanser ve üçüncü evresinde. Bu program bana şükretmeyi öğretti. Hayatta ne acılar ne kederler varmış, madalyonun diğer yüzünü görüp, göstermiş oluyoruz. Tabii ki üzülüyorum. Etki altında kalıyorum, arkadaşlarım da çok iyi bilir.  Gelip evde Onlara anlatıyorum, anlatırken dayanamayıp ağlıyorum da. Çekip programı öyle bırakmıyorum da. Ayrıca görüşüyorum da birçoğuyla. Haberleşiyoruz. Birçoğunun evine gidiyorum ziyarete, iş bittikten sonra.
Tarkan Kaynar: İzleyen insanlar da düşünüyor mudur kendi küçük mutsuzluklarını fark edip “benim ki de dert mi” diye?
Evrim Akın: Bana yazıyorlar zaten bunları. Gelen sosyal medya tepkileri de bunu yansıtıyor.  O kadar duyarlı bir halk var ki. "Lütfen bu hanımın ya da beyin numarasını verin yardım edelim" şeklinde sosyal medyada bana yazıyorlar. Buna benim yakın çevrem de dahil. Mesela benim bir futbolcu arkadaşım var; anne terk etmiş, baba  iki çocukla kalmış. Arkadaşım bunlara yardımcı oldu. Başka bir arkadaşım bir aileye buzdolabı aldı. Bunlar oluyor. Sosyal medyada bunu talep edenleri ben kanala yönlendiriyorum. Kanal da bu konuda duyarlı. Destek olanlar, kendileri de söylüyor biz de şükretmeyi öğrendik bu program sayesinde
Tarkan Kaynar: Bir programda elektrik süpürgesi hediye ettiğiniz bir kadın “buna para vermiş olsaydım, çocuğumun servis parasını veremezdim” demişti. Bu gibi maddi ihtiyaçlara dayanan dokunaklı bazı durumlar izliyoruz. Bu programı Avrupa’da, Kuzey ülkelerinde yapıyor olsaydın ne gibi farklılık olurdu?
Evrim Akın: İlla ki çok farklı olurdu ama burada sadece maddi bir ihtiyacı gidermiyor, aslında süsleme de yapıyorum. Sadece bir koltuk, bir kapı koyup gitmiyorum, şıklığı da yaratıyorum bir takım objelerle o evlerde. Adım Evrim ve girdiğim evler bir evrim de geçirsin istiyorum.  
Tarkan Kaynar: Dolandırıcılık oluyor mu sizin program isminizi kullanarak?
Evrim Akın: Bu fazlasıyla oluyor. Adam öyle bir isim koyuyor ki mesela sadece Ev Kuşu ya da Evimin Kuşu diye mesaj atıyorlar insanlara ve insanlardan katılım parası istiyorlar. Bunlar tamamen dolandırıcılık formuna giriyor ama müdahale edemiyoruz yasal yollardan. Sizin aracılığınızla da söyleyeyim, bilsinler: Biz zinhar para istemeyi bırakın, kuruş dahi almıyoruz! Sadece bizim resmi web sitemize başvurun lütfen! Seçilirseniz evinize geliyoruz, bu kadar. Başka türlü çağrılara itibar etmeyin diyorum. Yayında da söylüyor, uyarıyorum. Ama bir takım açıkları kullanıp, kanun boşluklarını fırsat bilerek böyle şeylerle uğraşan insanlar var. Düşünün ki bizim programın yayın koordinatörünün dayısını arıyorlar, “Ev Kuşu’na katılır mısınız?” diye. 
Tarkan Kaynar: Ödüller aldığınızı okuyor, görüyoruz. Program ekim ayında yeni yüzüyle yayına girdiğinden bu yana kaç ödül aldınız?
Evrim Akın: 3 ödül. İki belediye bir de dergiden aldığım ödül var. Ama ondan öncesini sorarsanız bir yılda 5 ödül almışlığım da var.
Tarkan Kaynar: Bir röportajında kitap okumayı sevdiğini, çok kitabın olduğunu söylemişsin. Neler okuyorsun? 
Evrim Akın: İyi bir kütüphanem var. Romanları ve tarih kitaplarını seviyorum. Ama genelde ağırlıklı olarak edebi değeri olan romanları okuyorum. Best seller okumam mesela. Politik değeri olan, araştırma inceleme kitaplarını da okuyorum. Hem politik değeri olan kitaplar olduğu için, bilgilendirici olduğu için okuyorum. Soner Yalçın'ın, İsmail Saymaz’ın kitaplarını okuyorum. Film seçerken de aynı şekilde seçiciyim. Çok moda olmuş filmleri izlemiyorum.
Tarkan Kaynar: Film izlemeye zaman kalıyor mu?
Evrim Akın: Yok, bu sene yok, mesela dizilerim birikti izlenmeyi bekleyen. Haftanın 6 günü çalışıyorum. Artık sezon sonunda oturup izleyeceğim.
Tarkan Kaynar: Hayvan sever olduğunu biliyoruz. Hayvanlar için de bir gün program yapmak ister miydin?
Evrim Akın: Aşığım hayvanlara, çok isterim elbette. Hatta Cesar’ı çok kıskanıyorum, Köpeklere Fısıldayan Adam’ı. Çok isterim ama Türk halkının hayvan hakları konusunda daha da duyarlı ve bilinçli gerekiyor ki öyle bir program yaptığınız zaman bir karşılığı olsun.