Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Esra ÖzakçaMİA: Kişisel bir soru: Direniş öncesinde açlık grevine bir eylem türü olarak bakış açınızı öğrenebilir miyim?

ESRA ÖZAKÇA: Açlık grevini çok büyük irade isteyen bir eylem türü olarak görüyordum. Tabii ülkemiz maalesef açlık grevleri ile ilgili çok büyük deneyimleri olan bir ülke, 7 yıl süren büyüklü küçüklü açlık grevi eylemleri, “Hayata Dönüş” operasyonu süreci.. Açlık grevi direniş süreciyle harmanlandı aslında. Arkadaşlarımız hep şöyle diyorlardı Nuriye ve Semih’e, “kimin umrunda olacak, iki kişi öldü gitti derler...” Nuriye ve Semih de “sizin umrunuzda olacak” dediler her zaman. Tabii ki iktidarın umrunda olmayacak, ama toplumun umrunda olacak, bu yüzden yapıyoruz, dediler.

MİA: Açlık grevi sürecini gerçek ilgiyle, vicdanıyla takip eden çevremdekiler veya sosyal mecradakiler ile ilgili gözlemim, herkes o kadar büyük bir sorumluluk hissediyor ki, hani hiç bahsetmek istemem ama ters bir şey olsa, o sorumluluk, o vebal hepimizin boynuna... O yüzden çok haklı bir cümle söylemişler bence.

ESRA ÖZAKÇA: Gerçekten öyle, ama şöyle bir durum da var: O kadar seviniyorlar, etkileniyorlar ki gelen tepkilerden, hatta inanamıyorlar. Daha tutuklanmadan bir kaç gün önceydi, Nuriye Hoca çok şaşırarak dedi ki “insanlar gerçekten bize birşey olmasından korkuyorlar!” Çok güldüm, “ciddi misin?” dedim. Ama bir görseniz nasıl şaşırıyor, seviniyor, bir yandan da inanamaz halde.

MİA: Eylem biçimini tasvip etsin etmesin, olay hayati risk noktasına geldikten sonra insanların çoğunda, “eylem biçimini sonra tartışırız, şimdi ne yapalım da başlarına kötü birşey gelmesin?” tepkisi oluştu, sanki içselleştirme arttı.

Tam da bu noktada, dört farklı dönemdeki hislerinizi öğrenmek istiyorum, sadece Esra olarak. Birincisi, KHK ile ihraç süreci.

ESRA ÖZAKÇA: “Evimize atom bombası düşmüş gibi..” demiştim o zaman. Aramızda zaman farkı var ama Semih ihraç edildiğinde ben de açıktaydım, sonra Aralık’ta iade edildim işe, sonra Şubat’ta ihraç edildim. Resmen oyuncak gibi oynadılar bizimle, demiştim zaten “eşimi ihraç ettiklerine göre kesin beni de ederler” diye, ama niye aynı anda ihraç edip de birlikte bir yol çizmemize izin vermediklerini hİç anlamadım. Şimdi evi orada bıraktık, kapatsanız bir türlü, kapatsak ya göreve dönersek? O kadar büyük ikilem oldu ki anlatamam... Aralık’ta göreve döndüm, sonra araya 15 günlük tatil girdi, geri döndüm ve ikinci gününde ihraç edildim. Psikolojik bir oyun bu, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Ve bu gerçekten büyük öfke uyandırdı içimde..

MİA: Peki açlık grevinden önceki direniş günlerindeki, sokaktaki hisleriniz?

ESRA ÖZAKÇA: İnsanlarla aile gibi olmak çok hoşuma gitti. Üstelik hiç tanışmadan... Yanınıza geliyorlar, müthiş bir duygu çemberi ile sarmalıyorlar sizi. Harika bir duygu, arkadaşlar iyi ki yapmışlar!

MİA: Ya açlık grevi başladıktan sonra?

ESRA ÖZAKÇA: Açlık grevi... – duraksıyor- Öncelikle büyük bir endişe. Tabii herkes için Nuriye ve Semih’in erimesi bir şey ifade ediyor ama benim için... Daha da çok, derin. Eşim incecik kaldı. (Susuyor. Bir süre susuyoruz karşılıklı.)