Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Esra ÖzakçaMİA: Sonlara doğru, hadi biraz kadın kadına konuşalım: Semih Hocamın annesiyle, değerli anne Sultan Özakça ile ilişkinizi sormak istiyorum. Öyle bir ikilisiniz ki, sanki eşinizin annesi değil de, sanki siz ikiniz anne-kızsınız gibi bir havanız var.

ESRA ÖZAKÇA: Ah ne güzel, kimse böyle bir şey sormamıştı daha önce!

MİA: Çok etkileniyorum halinizden, birlikte direnişinizden, belki o yüzden... Gözaltına alındığınızda, polis minibüsü içinde gaza maruz kaldığınızda, canlı yayında hepimiz Sultan annenin sizin için nasıl çırpındığını, nasıl kapıya, camlara “açın, Esra’nın astımı var!” diye bağırdığını izledik. Sonra yerde sizi kucağına yatırıp iyileştirmeye çalışması... Gelin-kaynana ilişkisinden öte bir durum sizinki, merak ediyorum.

ESRA ÖZAKÇA: Annem ilk günümüzden beri hep o sıcaklıkta davrandı. Bizim ilk beraber eylemimiz Adliye önündeydi, biliyor musunuz? Semih’ler gözaltındaydı, biz ikimiz adliyenin önünde. O zaman arkadaşlar epey dalga geçmişlerdi, siz gelin kaynana epey iş yaparsınız diye. O zaman beraber açlık grevi yapacağımızı bilmiyorduk tabii ama şimdi bakın... Hayat diretiyor bazen. Annem diyor ya, “bir anneden direnişçi yarattılar” tam da öyle. Ben de gayet işime gidip gelen sıradan bir öğretmen iken, şimdi eşim, kayınvalidem ve ben açlık grevindeyiz, nereden nereye.

MİA. Sizinle başbaşa konuşmak isteme nedenlerimden birini anlatıyorsunuz! Bundan bir kaç ay önce Doğu’nun ücra bir köyünde, öğrencilerinizle mutlu bir öğretmenlik hayatından, tüm ülkenin hatta dünyanın gözü önünde açlık grevi yapan sayılı direnişçiye evrilmek... Saldırıların şiddetlenmesinden çok hızlı geçen bir süreç, üstelik şiddet de içeriyor.

ESRA ÖZAKÇA: Çok hızlı oldu, ben de nasıl alıştığımızı bilemiyorum bazen...

MİA: Demişsiniz ki, “Bir canım var, o da Semih’e, sevdiğime helal olsun...” Bu nasıl bir his?  Bir erkek, eş, sevgili olarak nasıl bir insandır Semih Hoca? Sizin birbirinize bakışınızdan, duruşunuzdan, giderek yükselen çığlık çığlık sesinizden çok belli ki, bu direnişin gücünün bir kısmı da sizin sevdanızdan geliyor.

ESRA ÖZAKÇA: Hapishaneye gönderdiğim ilk faksta, “bizim sevdamız zalimleri yenecektir” diye yazdım ama faksın yarısını çizmişler, acaba o bölümü de çizdiler mi, merak ediyorum. Semih gerçekten özel bir insan, farklı bir insan. Akıl yürütme, günlük yaşamı algılama tarzı diğer insanlardan farklıdır. Ben ne kadar telaşlı ve aceleci isem, Semih de bir o kadar da sakin bir insan. Birbirimizi dengeliyoruz herhalde ama yakından tanıyanlar bu acayip farklı halimize rağmen anlaşmamıza şaşırıyorlar. O oldukça durağan ve soğukkanlıdır, bense sürekli panik hali. Örneğin “ay telefonumu kaybettim” diye dört dönerim, sakin sakin “çantandadır” der, hep böyle tepkiler verir.

MİA: Çok zor bir süreçten geçiyorsunuz beraber ama sağlam duruşunuz hiç bozulmadı, aksine güçlendi mi?

ESRA ÖZAKÇA: Doğru söylüyorsunuz, ben de böyle düşünmeyi seviyorum, ilişkimiz gerçekten daha da güçlendi. KHK ile atılma sürecini yaşayan ve ayrılan çok çift var, ya da eylem yapmak isteyince eşini ayrılırız diye tehdit edenler... Yaşadığımız dönemle bizim yaşadıklarımız çok farklı; bireyciliğin dayatıldığı bir dönemden geçerken, diş macununu ortadan sıkıyor diye şikayet edenler de var ama bence sevgi böyle birşey değil. Dayanışmayı böyle günlerde beceremiyorsak birlikte olmamızın da bir anlamı yok ki? Aslında doğru olan biziz de, örnek çok olmayınca farklı geliyor insanlara...

MİA: Nasıl hissettiriyor ülkenin, dünyanın gündemindeki insanlardan biri olmak?

ESRA ÖZAKÇA: Bilmem, ben hiç öyle hissetmiyorum aslında, belki Nuriye ve Semih dünyanın gündeminde ama... Belki onlar hapishaneye girdikten sonra biz biraz daha göz önünde kaldık. Beni bilenler var mı, onu da bilmiyorum ama? – gülümsüyor- Bizim dertlerimiz daha çok şöyle konular, bugün 13.30 basın açıklamasında da alırlar mı, yoksa saldırırlar mı, dövüp mü atarlar? O zaman 18.30’dakine kim gidecek, Acun hoca bugün rahatsız o zaman Veli abiyle çıkalım gibi.

MİA: Acun Hocanın geçenlerde yazdığı tweet geldi aklıma, “benim kalp pilim var, Esra’nın astımı var, Veli’nin tek kolu yok, Nuriye ile Semih zaten kaç gündür aç, siz neredesiniz?” diyordu... Çoğumuz “soruya verecek yanıtım yok” diyerek paylaştık. Çok cevap verebilecek bir soru değil, sizin dışınızdaki kitlenin de genel hissi çaresizlik. Yazıp çiziyoruz, takip ediyoruz paylaşıyoruz ama, gerçekten ilerliyor mu size göre?

ESRA ÖZAKÇA: İlerlemesini hep beraber göreceğiz ama bana inanın yazılan tek kelime, tek söz bile bizim için çok kıymetli.

MİA: Çok tartışılan konulardan biri, Nurettin Canikli ve Yasin Altay ile yaptığınız görüşme, sizin anlattıklarınız ile iktidar tarafının hele de bir günde terörist ilan edip “yiyorlar zaten” diyen İçişleri Bakanı’nın yorumları tamamen zıt. Görüşmeyi ve sonrasını anlatır mısınız?

ESRA ÖZAKÇA: Önce beni çok rahatsız eden bir yanıltmayı düzelteyim, bir röportajda böyle yayınlandı; bir iş imkanı olmuş da reddetmişiz gibi. Böyle bir şey söz konusu olmadı, kaldı ki biz işimizi geri istiyoruz, iş bulundu da geri çevirdik olmaz ki. Sayın Canikli ile sıcak bir görüşme oldu, bize OHAL Komisyonu’nu işaret etti kendisi ama asla Soylu gibi isnatlarda bulunmadı, hatta “çok ititizlikle araştırılıyor” dedi, hatta Nuriye Hoca’nın çevirilerinden konuştuk. Ama ben de zaten dosya üzerinden yürütülen araştırmanın yanlış olduğunu, bizim ne yaptığımızın ortada olduğunu, dosyada anayasaya aykırı hiç bir şey bulunmadığını da söyledim ama ne şekilde dönülüyorsa, arkadaşların, direnişin talebinin genel olarak işlerine dönmek olduğunu ilettim. Fakat kamuoyuna hiç böyle yansımadığı gibi, üstüne kapımızı kırarak aldılar Semih’leri.

MİA: Bu görüşme, tutuklamadan kaç gün önceydi?

ESRA ÖZAKÇA: Tam 6 gün önce.

MİA: Demek ki bir dosya varmış o zaman?

ESRA ÖZAKÇA: Evet varmış... Yani biliyorlardı aslında bizimle görüşürken. Ben gerçekten nasıl isimlendireceğimi bilemiyorum, iyi polis- kötü polisi mi oynadılar, yoksa bu yöntemle gerçekten konuyu çözmeyi düşünenler var mıydı AKP tarafında inanın, bilmiyorum. Ne yapmaya çalıştılar? Karşılarında iki anne ve bir eş.. Biz ses çıkardıkça KHKlıların bir araya gelmesinden ve tepkinin büyümesinden endişe ediliyor, zaten ifade ettiler: İşe dönerlerse herkes açlık grevi yapar. Ben de dedim ki, açlık grevi öyle kolay kolay herkesin yapabileceği, göze alabileceği bir eylem değil, merak etmeyin işe dönseler de kimse açlık grevi yapmaz, endişeniz olmasın..

MİA: Tekrar bir görüşmeniz oldu mu sonrasında? Tutuklama sonrasında da hala komisyon mu işaret ediliyor?

ESRA ÖZAKÇA: Yok, bir görüşme olmadı, biz de istemiyoruz bir görüşme olmasını... Aslında çok basit, bizim için görüşülecek bir şey de kalmadı, işlere iade çıktığı anda, arkadaşlar grevi sonlandıracak, çözsünler bunu… Ki istenirse çözülür. Biz de böylece kapalı kapılar ardındaki görüşmelerden birşey ummamak gerektiğini anladık, acı bir tecrübe oldu, bir daha istemeyiz.

MİA: Son soru; Yüksel direnişi buradan nasıl devam eder? Kamuoyundan ne bekliyorsunuz?

ESRA ÖZAKÇA: Bu mücadelenin sonuçları Türkiye demokasisinde ya gedik açacak ve hepimiz oradan ilerleyip yürüyüp gideceğiz veya herşey çökecek ve o saatten sonra herkes rahip Niemüller’in hikayesindeki gibi sırasını bekleyecek. Ya hep birlikte ne baskı olursa olsun göğüs gerip iki kişinin üzerinden o yükü alacağız, buradan yürüyeceğiz, ya da dediğim gibi kaçacak delik arayacağız. Yurtdışına mı kaçılır, evde sıra gelene kadar beklenilir, bilmiyorum.

Bugünlerde kitle örgütleri ile görüşüyoruz, bir platform oluşturulması ve ortak ses çıkarılması, sürekli eylemler üzerinde duruluyor. Tabii ki özgürlükleri söz konusu şimdi ama açlık grevinin sonlandırılması taleplerin karşılanması ile bağlantılı olduğu için, biz bunun biraz daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Öncelik tabii ki sağlıkları. Biz Yüksel’e sahip çıkmaya da devam edeceğiz, Nuriye ile Semih’in emanetidir, sanki ihanet etmek gibi olur bırakıp gitmek... Her gün gelenler var tabii ama daha kalabalık olursak, kitle büyürse, kazanmak daha kolay olur. Biliyoruz, yüreği bizimle olan çok insan var, herkes bir olursa kazanabiliriz, belki Türkiye’ye demokrasiyi hep beraber hediye ederiz.

MİA: Çok dolu dolu bir sohbet oldu, çok teşekkür ederim.  Son olarak eklemek istediğiniz bir cümle var mı?

ESRA ÖZAKÇA: Kendi cümleleri ile seslenelim o zaman, biz haklıyız, kazanacağız!