Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

emel korkmaz

Maratona çok az zaman kala Adım Adım organizasyonuna katılan tüm koşucuların bir araya geldiği gecenin ertesi günü, Cumhuriyet Gazetesi nöbetinde buluştuk Emel ve Gürkan Korkmaz ile. “Özgür basın olmazsa bizim sesimiz nasıl duyulacak?” diyen Emel anne ile beraber Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, gazetenin vakıf yönetimini ziyaret edip, desteklerini ilettiler.

Cumhuriyet gazetesi bahçesinde de, sokaklarda yürürken de tanıyanların yoğun ilgisi vardı. Kimi “Ali İsmail için bir kez sarılayım” diye yanına geldi, kimisi “dün bağışımı yaptım, koşarken güç dilerim” diye…  O kalabalığın içinde Ali İsmail’in adını anan herkesi yüzündeki hüzünlü gülümseme ile karşıladı Emel Anne, bazen de dolan gözlerini kaçırdı bizden. Sonunda Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan’la beraber parktaki fotoğraf çekiminde ve röportaj sırasındaki enerjisi ile farkını gösterdi.  

Ali İsmail Korkmaz ve ailesinin avukat ekibinin başında yer alan Avukat Ayhan Erdoğan’ın ofisinde gerçekleştirdiğimiz söyleşi boyunca kimi zaman yutkunarak, kimi zaman sesim titreyerek, kimi zaman da umutla gülümseyerek sorduğum soruların cevaplarının ötesindeki gerçek, Emel annenin gözlerindeki ışıktı.

MİA: Güzel bir anıyla başlayalım, sonra geçmişe, hikayenin en başına dönelim isterim: Adım Adım organizasyon gecesinde bu maratona katılan diğer 28 vakfın koşucuları, yöneticileri ile bir araya geldik. Ali İsmail’in adına ALİKEV’e ve size gösterilen ilgi, ne hissettiriyor?

EMEL KORKMAZ: O kalabalığın içinde farklı bir yerde duruyor olmalıyız ki, diğer vakıfların koşucuları hep gelip benimle konuştular, benim kişisel bağışım ALİKEV’e dediler. Herşeyden önce Ali’nin gururunu yaşatıyor bu bana, Ali’nin acısıyla birlikte güç veriyor, gerçek anlamda güç. Ama şimdi eğer okuyabilseydi öğretmen olacak Ali’min düşleri gerçekleşiyor, vakıf olarak öğrencilere eğitimleri için burs veriyoruz, benim için değeri çok büyük.

GÜRKAN KORKMAZ: Bu seneki planlama ile vakıf 52 öğrenciye burs veriyor ama, gelecek bağışları önümüzdeki yıldan itibaren dörde bölerek daha fazla sayıda öğrenciye burs vereceğiz. Diyelim ki ilk hedefimiz olan 400.000 lira bağışı topladık, bu 50 öğrenciye daha 4 yıl boyunca burs verebileceğiz anlamına gelecek.

gürkan korkmazMİA: Vakıf fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı, nasıl gelişti?

GÜRKAN KORKMAZ: Vakıf fikri, aslında tamamen Ali İsmail’in fikri. Ali İsmail 17 yaşındayken 2011 yılında “Toplum İçin Gençlik” adı altında bir grup kuruyor, not defterinde bütün notları duruyor. O grup ile bir çok etkinlik yapıyorlar: Huzurevlerini ziyaret ediyorlar, köy okullarına kitap yardımı yapıyorlar, öğrencilerin eksiklerine bakıyorlar. Defterine şöyle yazmış: Bu grubu ilerde toplum için çalışan gençlerden oluşan resmi bir yapı haline getirmek isterim, toplum yararına çalışan gençlerle birlikte tanınmak isterim.

Ali İsmail’i kaybettiğimiz günlerde, o en yoğun duygu döneminde Eskişehir’den bir hoca, kütüphane fikrini bizimle paylaştı. Daha yedisi çıkmadan eve koli koli kitap gelmeye başladı. Kiler odasına koyduğumuz kitaplar iki haftada odayı doldurdu. Bu böyle olmaz dedik, iki oda bir salona kütüphane kurardık ama kim gelecek, nasıl ziyaret edilecek? O zaman, daha büyük gençlerin de gidip gelebileceği mekanı olan bir yer bakalım dedik. O günlerden birinde annem buldu Ali İsmail’in yazdıklarını…

Zaten kamuoyu ilgisi çok yoğundu, bu enerjiyi iyi bir amaca yönlendirmek istedik, Ali İsmail’in ismiyle yapılacak her şey, her çeşit bağlantıdan uzak, bağımsız olsun istedik. Araştırdık, biz bu konuda hiç tecrübeli değiliz, sivil toplum deneyimimiz yok ama konunun çok tecrübeli isimlerinden kuruluş aşamasında destek aldık, bir vakfın bir dernekten daha uygun bir yapı olacağını gördüğümüz zaman da karar verdik. Kurucu üyeler isteğimiz doğrultusunda sadece aile üyelerinden oluştu, yönetim kurulunda aile dışında sivil toplum alanında profesyonel olarak çalışan çok deneyimli İbrahim Betil, Yörük Kurtaran ve Emrah Gürsel görev yapıyor. ALİKEV Temmuz 2014’de kuruldu, çalışmalarımız iki buçuk yıla yaklaşıyor.

MİA: Gürkan vakfın teknik detaylarını anlattı, ben Emel anneye duygusal tarafını sormak istiyorum. Çünkü gözlemlerime göre, vakıftan önceki Emel anne ile şu andaki Emel anne arasında belirgin fark var. İlk mahkemelerde ne mutlu bana ki yan yana durduğumuz Emel annenin vakıf kurulduktan sonra sanki duruşu, bakışlarındaki ışık değişti gibi hissediyorum. Biraz anlatır mısın bana hislerini?

EMEL KORKMAZ: Vakıfla birlikte Ali İsmail’in ölmediğini hissettim. Ali İsmail bedenen aramızda yok, nefesini duymuyorum, göremiyorum belki ama Ali İsmail her daim yanımızda olduğunu hissettim. Vakfa gittiğimde gerçekten Ali İsmail’i hissediyorum. Sık gidip geliyorum, bu aralar maraton çalışmaları yüzünden bir az aksattım ama, vakfa gitmek önemli benim için. Öğrenciler okul veya dershane çıkışı geliyorlar, derslerini orada çalışıyorlar, kitap okuyorlar, etkinliklere katılıyorlar. Çayımızı birlikte içiyoruz, poğaçamızı birlikte yiyoruz. Orada ben sanki Ali İsmail ile beraber yaşıyorum. Ah ama tabii acısı yok mu? Var, o ilk günkü acısı hala yüreğimde duruyor… (Duraksıyor..) Anlatılmaz ki, Allah kimseye yaşatmasın ama yine de Ali İsmail’in acısıyla birlikte gururunu da yaşıyorum tabii ki. Bu sene öğrencilere burs vermeye de başladık, bu daha gurur verici hale geldi. Oğlumun adıyla gençler okuyacak, ben onlara dokunduğumu hissediyorum, destek olmak katkıda bulunmak bana güç veriyor. (Gülümsüyor…)

Kanal D yayınında İrfan Değirmenci oğluma da söylemiştim, biz vakfı Ali İsmail’in öldürülme biçimiyle değil, yaşam biçimiyle kurduk. Çünkü Ali İsmail hep öyle bir çocuktu, hayatı boyunca yardımsever… Gürkan’ın demin anlattığı 17 yaşında kurduğu grupla, ilk yaptıkları etkinlik bahçe ve çevre temizliği. Biz onun yanında bir çekirdek kabuğunu bile yere atamazdık, kızardı. “Doğayı kirletmeyin” diye söylenirdi. İkinci etkinlikleri huzurevlerine gitmek, maalesef günümüzde çok unutulmuş bir ziyaret. Yaşlıları ziyaret eder, kitap okur, sohbet ederdi, hep fotoğrafları var.