Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Volkodav Hüzünkovan: İnsanın Hikâyesi Olmalı!

2016-10-02 04:30:43

Tatyos BeyZaman ötesi muhabirimiz Tatyos Bey bu ara Twitter karakterlerine sardırdı. Bu hafta "Derin Guru" Volkodav Hüzünkovan'la birlikteydi. Voldodav'ın dalış tutkusu, bu haftaki muhabbetin konusunu oluşturmuş. Keyifli okumalar...

Tatyos Bey: Çocukluk dönemi ve o dönemdeki semt hayatından bahseder misin başkanım?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Çocukluğum sokakta geçti. Top oynadım, kuş avladım, pişirdim yedim. Kavga etmeyi, sopa yemeyi orada öğrendim ilk. Mahalledeki tek sarı saçlı bebe bendim. Allah'ın günü kavga ederdim, özel  olarak gelirlerdi beni dövmeye. Sonra işi öğrenip onları dövmeye ve mahalleyi örgütlemeye başlayınca gelmez oldular. Savaşlar kazandım, ordular yönettim. Ankara'nın küçücük mahallesinde hakimiyet kurdum. Sonra büyüdük ve hakimiyet sona erdi. Her yeni okul aynı haltın tekrarı gibiydi. Üniversite'ye gelene kadar.
Tatyos Bey: Üniversite yılları ve dönemini dinleyelim
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Üniversite yılları fırtınalı geçti. Bir türlü sevemedik birbirimizi Makine Fakültesi'yle. Sürekli kavga eden çiftler gibiydik. Sekiz yıllık fırtınalı ilişkimiz bir çok ayrılma teşebbüsü, atılma deneyimi sonrasında okulu bitirmemle sonlandı. Hayatın kucağına zart diye düştük. O yaşa kadar hem okuyup hem kendi paramı kazandığımdan çok fazla eyvallahım yoktu kimseye. Ama okulu bitirip de askerlik şubesi atakları hızlandırılınca acil adımlar atmam gerekti ama bu başka hikayedir.
Tatyos Bey:Okulu bitirdikten sonra dönemsel hedeflerin ve tutkuların nelerdi,gerçekleştirebildin mi?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Okulu bitirirken dev hayallerimiz vardı. Kafa dengi bir kaç arkadaşla şirket kurma maceramız NOYA A.Ş'nin bir rakı masasında heder olmasıyla son buldu. Yani sermayeyi rakıya yatırdık. NOYA ismi: "Ne iş Olsa Yaparız Abi" den geliyor; lakin yaratamadık, olmadı.
Tatyos Bey: Sonrasında ne oldu başkan?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Oyunun boşluklarına sığınıp askere gittim. Askerlik tuhaftı: Meslek seçimi yapılırken duvarcı, sıvacı, berber, müzisyen derken, bana sordular "Mesleğin nedir?"; Üç yıldızlı dalgıç olduğumu söyledim, "Sen de akvaryuma bak anasını satayım..." dediler. -Sanki akvaryuma dalacaz AQ!... Bir de asker arkadaşlarıma böbürleniyordum: Dalgıçlığa istinaden, Turizm Jandarması olup Ege'de askerlik yapayım derken, görev Van Gölü'nde ceset arama faliyetleri üzerine askerlğimi icra ettim.
Tatyos Bey: Dalmaya nasıl karar verdin? Kararı alıp bu kararı yaşamsallıştırmak nasıl bir duygu?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Eee rakı dolduralım. Tek hobim okumak ve çalışmak, ot gibi yaşıyorum. Varsa yoksa evim, kızım, kitaplarım. Hayatı tekrar düzene koyunca yazmaya başladım. Sonra dalış mekanım başladı. Gençliğimde zıpkıncıydım, denize balığa aşinayım. Deniz bir kaçıştı, benim isyanımdı dalış (asjsjsksjksks) Kısa sürede bröveler, eğitimler, teknik dalış, karışım gazlar derken su altı fotograflaçılığna başladım 35 mm makinelerle. Hala da bu uğraşı devam ettiriyor, arada dalışa gidiyorum. Yurtiçi ve dışında pek çok yerde beş yüzden fazla kayıtlı dalışım var. En çok Filipinler ve Endonezya'yı sevdim. Bir de burayı Deli Mehmet Resifi'ni. Diğer yerlerin gönlü kalmasın bu arada... Deli Mehmet 1: Orta seviyedeki dalıcılarında dalabileceği bir dalış noktasıdır. 18 metreden başlayıp 42 metreye kadar devam eder. Dalıcıların seviyelerinin iyi olması ve kırılgan kırmızı mercanlara zarar vermemeleri için mercanların yakınlarında palet vurmamarı gerekir. Çeşitli Kırmızı Mercanlar ve Sarı Gorgon Ağaçları, Müren, Mırgı, Böcek ve çeşitli balıkları görebileceğiniz bir dalış noktasıdır. Deli Mehmet 2: Tecrüberli dalıcılara yönelik bir dalış noktasıdır. Mercan kayalıkları ve Gorgon'lar 27 metreden başlayıp 50 metreye kadar devam eder. Birinci bölgede olduğu gibi Kırmızı Mercanlar, Gorgon Ağaçları, Mürenler, Mığrılar, böcekler ve çeşitli balıkları görebileceğimiz muhteşem bir dalış noktasıdır. Daha beteri Kerbela'dır 30'dan başlar, 50+ metreye kadar iner açık denizin ortasında. Demir atması zor, durması daha da zordur hava patlarsa s.ker aferdersin.
Tatyos Bey: Kapitalizm'in genel işleyişinden nasıl zaman bulabiliyorsun? Bu enerjiyi nasıl diri tutabiliyorsun?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Kapitalizm yıllar boyu didikleye, didikleye sertleştirdi beni. Belli bir yaşa gelince günlerini boş geçirmek gibi bir lüksün kalmıyor artık. Ölmeden önce bir hikayesi olmalı insanın. Az uyuyorum, çok plan yapıyorum. Hobilerime ve sevdiklerime vakit ayırıyorum.
Tatyos Bey: Savunma sporları ilgiyi nasıl çekti, öncüsü Bruce Lee mi?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: İlk gençlik yıllarımda Judo'ya meraklıydım. Çok sopa yediği zaman insanın bu tür konulara "merağı" oluyor. 6 sene kadar Judo ile uğraştım, boğuştum, çuval gibi tatamiye atıldım. Sonra araya hayat gailesi girince ara verdim. Kızım büyüyünce onu hayata hazırlamak bahanesiyle Shotokan stili Karate'ye başladım. 6 sene sonunda kızım ve ben aynı anda sınavımızı verdik. Ben hala devam ediyorum. Bruce Lee herkesin idolüydü gençliğimizde ama  benim idolüm Jimmy Wang Yu "Kolsuz Kahraman". Neyse çok faydasını gördüm herkese de tavsiye ederim. Hayata ve sorunlara sakin bakmayı öğretir.
Tatyos Bey: Sovyetler Birliği maceran nasıl başladı başkanım? O günleri anlatır mısın biraz?
VOLKODAV HÜZÜNKOVAN: Kısa bir şantiye için gittiğim Sovyetler Birliği'nde yıllarca kaldım, dağılmasına ve yeniden doğmasına şahit oldum. Çok güzel dostluklarım oldu. Soğuk Savaş'ın bittiği o günlerde Sovyetler Birliği keşfedilmeyi bekleyen bir gezegen gibiydi. Çok şey öğretmiştir bana o yıllar. Hala orada yaşadığım fantastik hadiseleri düşünür gülerim. Şahane bir rüyaydı! Batı medeniyetlerinin Sovyet naifliğini iğfal etmesiyle bitti malesef. Naif insanlardan acımasız kapitalistler yarattılar.
-Neyse dalış zamanı geliyor Tatyos'um...
-Tatyos Bey: Peşindeyim abi.
Volkodav Hüzünkovan'la kısa bir brifing sonrası Deli Mehmet resifine daldık. "At first I was afraid I was petrified" ama sonra derin mavide aşağıda bizi bekleyen kırmızı mercanlara doğru alçalırken etrafımdaki kabarcıkları Papaz Balıklarını, alçaldıkça azalan ışığın içinden çapkın çapkın bakan Sinaritleri fark ettim. Derinde kırmızı mercanlar pırıl pırıl mücevher gibi kimsenin dokunmadığı kayalık resifte hafif akıntıyla salınıyordu. Bir ara dipten yukarı bakarken çıkardığımız kabarcıkları yüzeye doğru takip ettim. Güneş hala yukarıdaydı hafifçe yükselirken mercanlara veda ettik teknede sıcak kahve ve sigara bizi bekliyordu...

BAK:
Türkiye'nin en iyi 10 dalış noktası