Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Tatyos Bey'in Hayali Gündemi- Bakunin

2016-10-02 04:32:23

Tatyos BeyZaman ötesi muhabirimiz Tatyos Bey'in bu haftaki ünlü konuğu Bakunin! Evet, evet şu bizim Mihail Bakunin! Bizimki kapmış Bakunin'i, sürmüş Belgrad orman yoluna... Epey bir konuşmuşlar. Bakalım ne konuşmuşlar?
Mihail Bakunin ile Belgrad Ormanlarında yürüyüş parkuru boyunca bir sohbet gerçekleştireceğiz. Tabii Bakunin’in isteği üzerine ormana girişi yürüyerek yaptık. Doğa herkesin doğası hesabı.
Bakunin: Dur sen sormadan anlatayım; Rize'nin Hemşin ilçesi Kito Yaylasında dünyaya geldim. Bak bu Belgrad Ormanının havasını içime çekince bizim yaylalar hatırıma geliyor. Metin Erksan"Sevmek zamanı" filmindeki göl, sandal, resim ile kürek çekme sahnelerini burada çekti. Buradan bir selam çakalım abiye. 
Radikal İslamcı bir aileden geliyorum. O kadar güzel bir yaylada, o kadar güzel bir havada radikal İslam’a nasıl karar verdiler hala bu sorunun cevabını arıyorum. Yaylanın ismi Kito Yaylası, tezatlık buradan başlıyor. (gülüşmeler) 
Küçük yaşlardan itibaren bol oksijen benim bünyeye yaradı. Benden yaşça büyük olan Atropes (kader, yazgı) isimli Rum kadına aşık oldum. Bendeki değişimlerin etkisi Atropes'le oldu. Atropes sayesinde kitaplarla ve felsefeyle tanıştım. Uzun yayla yürüyüşlerinde insan nedir sorusuna beraberce yanıt aradık. Atropes, virüsü bünyeme saldıktan sonra üniversite okumaya karar verdim.  İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’ni kazanıp İstanbul’un yolunu tuttum.
Tatyos :  Peki ya Atropes ?
Bakunin :  Fransa’ya gitti.
Tatyos : Okul günleri ve İstanbul’dan bahsedelim.
Bakunin :  Üniversiteyi kazanmazdan evvel ailem üniversite okumama karşı çıkıyordu. İlahiyat yazmam için yönlendirmeye çalıştılar. Biraz da kendi cennetlerinin peşinde olduklarından bu düşüncelerinde kararlılık gösteremediler. Kararlılık gösterseler dahi fikirlerim kemikleşmişti. İTÜ Maden Fakültesi’ne kaydımı yaptırdıktan sonra Ayazağa'daki akrabalarımın yanına yerleştim. 
Kantinde sessiz sedasız kitabını okuyan, köy tereyağı yemekten yanakları al al olmuş bu yayla çocuğunu solcu arkadaşlar hemen fark ettiler. Sonra gelsin içselleştirmeler, bilince çıkarmalar, insanlaşma süreci yaşamsallaştırmalar, özeleştiriler… 
Bıyığım sarı olduğundan, benim bıyıklar Artvin'li Dev-Yol'cu ağabeylere benziyordu. Gözlerimi kapatıp açarak ve gülümseyerek selamlama yapınca tam onlar gibi oluyordum. (gülme efekti) Ben de hızlı yol aldım; yazılamalar, kuşlamalar, afiş asmalar, kantin boykotları, anmalar, 1 Mayıs derken bir bakmışım İTÜ öğrenci lideri olmuşum. 
Siyasi arkadaşlarla Ayazağa'da üç kişi ev tuttuk, daha doğrusu biz üç kişi tuttuğumuzu sanıyorduk. Ortalama 10 kişi kalıyorduk. Menemen, makarna yemekten ciğerimiz soldu. Evimiz fraksiyonlarla doldu. Sabahlara kadar süren ideolojik tartışmalar da cabası. Şimdiye kadar yaptığımız tartışmalardan bir sonuç aldığımızı ya da uzlaştığımızı hatırlamıyorum. Rize’de muhtara ve aileme siviller benim hakkımda sorular soruncaya kadar gizli özne gibi yaşayıp gittim. Ailem tedirgin olmaya başladı. Lakin onların dünyası burada olmadığından ruhani hedeflerine çok yaklaştıklarından çok da ciddiye almadılar.
Yaz tatili için memlekete gittiğimde aileme de siyasi çalışma yapmayı denedim. Kırk elli sene kemikleşmiş bir fikrin tüm çelişkilerini ortaya koyarak o düşünceyi yıkıp karşındakine kabul ettirsen bile kemikleşmiş düşünceyi yaşamaya  devam ediyorlar. O güzel topraklara gitmek beni mutlu ediyordu. Arkadaşlarımın ne kadar iyi insanlar olduklarını onları görmeden tanımadan karar vermemeleri gerektiğini, yardımsever, paylaşımcı, dost canlısı, fedakar insanlar olduklarını yerinde görmeleri gerektiğini söyleyip yanımda 1 hafta kalma sözü alaraktan köyden ayrılıp İstanbul’un yolunu tuttum. Merdiven altında turşu biriktirip düğünlerde 10 saat aralıksız horon teperek havaya ateş etmek bana göre değildi.  
O dönem konjonktür yoğun tabii. Kalın bıyığı olana 12.5 yıl üyelikten yapıştırıyorlar. Afiş asma ile ilgili sağcı öğrencilerle haftada iki gün cezalandırma antrenmanları yapıyorduk. O dönemki  başarılarım emniyetin de ilgisini çekince bir süre okuldan uzaklaştırıldım. Kendimi unutturmak için o dönem ilişkilendiğimiz öğrenci evlerinde kaldım. 68 kuşağından solcu yayınevi sahibi bir ağabeyin yanında işe başladım. Bu dönem zarfında kendimi dinleme ve okumlama yapma fırsatı buldum. İdeolojik ve Felsefik yoğunlaşmam artı yepyeni insanlarla tanışma fırsatım oldu. Hayatımın en derinlikli ve önemli dönemi bu dönemdi. 
Okul uzaklaştırmam sona erince soluğu kampüste aldım. Solcusu sağcısı herkes özlemiş. Annem ile peder hem İstanbul’un dini yerlerini, hem de beni görmek için İstanbul’a geldiler. Onları okula götürüp yoldaşlarla tanıştırmak için sabırsızlanıyordum. Eyüp Sultan'a gidecekleri sabah onları okula götürmeye ikna ettim. Kampüse girer girmez bağrışmalar başladı. "yakalayın şu halk düşmanı faşisti! Bakuniiiinn yakala şu halk düşmanı faşisti!" diye bağırdı Hızır. Ali ise duvardan kaçan faşistlere tuğla atıyor, başka bir arkadaş da birilerini kalorifer borusu ile kovalıyordu. Annem ile peder “bunlar mı oğlum senin arkadaşların’’ dediler. Ortalık yatışınca annem ile pederi gören anarşik arkadaşlar ellerine sarılıp öpmeye başladılar. Kantinde oturup uzunca sohbet ettik. Arkadaşlarımdan bazıları İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsündeki eyleme destek atmaya giderken, annem ve pedere Eyüp Sultan'a kadar eşlik ettiler. Alt sınıflarla ilişkilenmek ve eğitim çalışması yapmak zamanımın çoğunu alıyordu. Dünyanın en zor işlerinden biri sistem hastalıklarının kemikleştiği insanları dönüştürmek ve bu dönüşümün kalıcı olmasını sağlamaktı. Yılgınlık dönemlerinde kendimi yayınevlerine atıyordum. Bu dönemde çelişkilerimle yüzleşme ve toplumla yüzleşme üzerine yoğunlaştım. Hiyerarşinin olduğu yerde insanlar özgür olmuyordu. Efendisizliğin insanlar için en iyisi olduğunu bu dönemde netleştirdim. Son dönem beni teslim alan, inandığım düşüncelerimi bedelleri göze alarak arkadaşlarımla paylaşmaya karar verdim.
Tatyos : Burada ben de sana üzüldüm yan flüt çalasım geldi.
Bakunin : Bu düşünceleri paylaşmasaydım kendimle çelişirdim, Gregor Samsaya dönüşürdüm. Hain düşkün ilan edilip yapıdan uzaklaştırıldım. Üniversiteye beraber başladığım arkadaşlarımdan akademik kariyer için okulda kalanlar doçent olmuştu. Benim de 10 yıllık uzatmalı bir üniversite geçmişim oldu. Örgütlemek için üniversitede 10 yıl kaldım. Mezun olduktan sonra Rusya’ya gitmeye karar verdim.
Tatyos : Son olarak ne söylemek istersin ?
Bakunin : Ve buradan huzurunuzda tüm devletlerin bekasını!... Anladınız siz onu...
(Düzelti için Sinem Dönmez'e teşekkürlerimizle...)
İZLE
Sevmek Zamanı/ Metin Erksan