Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sultandördüncüvites: Okşanmak Herkesin Hoşuna Gider!

2016-10-02 04:30:19

Bu hafta zaman ötesi muhabirimiz Tatyos Bey, bir twitter fenomenini konuk ediyor: Sultandördüncüvites . Söyleyişi yayına hazırlarken, aralarındaki diyaloğu anlamak için aşağı yukarı 4 saat kadar uğraştık fakat sonunda anlamaya çalışmaktan vazgeçip, okuyucunun takdirine bırakma kararı verdik. Keyifli okumalar. 

Sosyal medyanın efsane hesaplarından Sultandördüncüvites ile Büyükada,Aya Yorgi tepesinde meyve kasalarının üstünde çilingir sofrası kurup bir sohbet gerçekleştireceğiz.

Tatyos Bey: Öncelikle beni kırmayıp buralara kadar geldiğin için varol moruk.
Sultandördüncüvites: Yav ne güzel yerler buralar,yalnız o at arabasını kullanan herif büktü belimizi,şarampole yuvarlansak da arabacı bir rahatlasa dedim.Arabacı gençliğiniz var ben biraz yavaşlayayım dedi lan!
Tatyos Bey: Sultandördüncüvites'i tanıyalım,çocukluğundan başla abi.
Sultandördüncüvites: 3 yaşındayken annemin kıyafetlerini giyip aynanın karşısında şarkı söylemişim. Mal gibi bir çocukluk geçirdim. İçi rengarenk cam bilyelerle tek başına misket oynayan salağın tekiydim. O kadar sıkıcılığa nasıl katlanmışım diyorum şimdi. Komşunun oğlundaki Amiga'ya kafa ayarı yaparken uyuya kalırdım. Tetris meşhur olduğunda traş olmaya başlamıştım. Macerayı falan hiç sevmedim. Efendi çalışkan bir çocuk oldum; ta ki lise ikinci sınıfta İtfaiye Meydanındaki kahvelere bilardo salonları ekleninceye kadar. Çok ilginç insanlar ve kavgalar vardı, dünya hareketliydi. Bir süre elimden geldiğince kötü olmaya çalıştım lakin akşam ezanında evde oluyorduk. Kötülükler kafamdan geçiyordu, vaktim olmuyordu. Ayrıca en başta söylediğim kafa ayarı yapılan cihazın Amiga değil Commodore 64 olduğunu düşünürken son cümleleri anlamayanlar da röportajı bir daha okusunlar.
Tatyos Bey: Üniversite yıllarından bahsedebilir misin? Genelde beklenti ile girdiğin Üniversiteden beklediğin tatmini aldın mı?
Sultandördüncüvites: Birinci sene sınavda kakam geldiği için ikinci sene girebildim. Çinçin çakallarıyla jilet emiklemekten kurtulup 90'lara yelken açtık. Yeşil asker çantasına Metallica falan yazıyorduk. Saçların uzunluğundan dayağımızı yiyorduk. 28 Şubat'ta neredeydim: Bir hatunun peşindeydim, cennet gibiydi. Allah'a gerek kalmadığını düşünüyordum.
Tatyos Bey: "Ya alkölün aq! Bi kamyon bahçe toprağı sipariş etmişim dün gece. Sebebini gerçekten bilmiyorum gidip kürek alayım bari" tweetinin hikayesini merak ediyoruz.
Sultandördüncüvites: Toprak olayı tweetteki gibi oldu. Araziden çıkıp ormana odun toplamaya gittiğimde telefonum çaldı ve anlaşılmaz diliyle bir Ege köylüsü, bir kamyon toprağı nereye dökeceğini sordu. Bir anda filmlerdeki gibi kafamın içinde ani patlamalarla birlikte toprak pazarlığı belirmeye başladı. Önceki gece masaya çıkıp oynamam. Keşke memem olsaydı şimdi sallardım size diye bağırmam. Gece karanlığında Jandarma devriyesinin farları... Neticede bir kamyon toprağımız oldu,toprak iyidir.
Tatyos Bey(Bu sırada Aya Yorgi'nin tepesinde Zorba filmindeki gibi ayağa kalkıp Yunan müziğiyle oynuyoruz Sultan'la)
Tatyos Bey: Kartal'la kaza mevzusunu da dinlemek isteriz moruk.
Sultandördüncüvites: Kaza mevzusunu ben bile unutmuşum. Yılmaz Aslantürk, Datça'da gezerken artık tavukların yaşadığı pert arabayı koymuş İnstagram'a. Ormana baka baka bir 70'liği bitirdikten sonra bir o kadar da votka içmeseydik bunlar olmazdı. Virajlı yollardan sohbet ede ede o kafayla ne gerek varsa, şehir merkezine gidiyorduk. Araba Kartal değil 82 model Murat 131. En son vitesi, o virajda ne gerek varsa 4'e attığımı hatırlıyorum. Bir süre havada asılı kaldık. Aracın tabanı yere değdi ve uçuruma doğru hızla ilerlerken bir badem ağacına tam ortadan gömdük. Kafamı çok hızlı çarpmışım. Neyse yamaca oturup bir sigara yaktık. Sigara önemli. Biraz toparlanıp kendimize gelince tanıdıkları aradık, arabayı çektirdik ve ben bayıldım. Bundan sonrasını hatırlamıyorum. Anlatılanlara göre hastanein bahçesinde ciddi bir duruş takınıp kaza analizi yapmaya başlamışım. Israrla yoldan geçen beş tane hindi olduğunu,b unlara çarptığımı, hastaneye götürmemiz gerektiğini söylemişim. O saate kadar durumumu pek kaale almayan nöbetçi doktor "Hindi mi?" diye koşarak gelip tekrar muayene etmiş. İkinci bayılmadan sonra birden ayağa kalkıp Muğla Valisinin anahtarlarını unuttuğu için lojmanına giremediğini, evin üç kapısı olduğunu ve gerizekalı bürokratların kapıları açmak için üç ayrı çilingir çağırdığını ve bunun düpedüz devlet kaynaklarını iç etmek olduğunu en sert ses tonumla haykırmışım. Uyandığımda hastanenin bahçesinden üzerine güneş vuran denizi gördüm.
Tatyos Bey: Şehrin gürültüründen uzaklaşmak istediğin oluyor mu?
Sultandördüncüvites: Maaşla borçları ödedikten sonra çıkırtı sesleri geliyor, eski musluklar gibi "tıssssssss, tısssssss" diye ses geliyor. Şaka şaka, şehirden falan anlamam her yer köy.
Tatyos Bey: İç dünyanın zenginliğini neye bağlıyorsun?
Sultandördüncüvites: İnsanın iç dünyası yaşadıkları nispetinden genişliyor, çeliştikleriyle açığa çıkıyor. Davranışlarımızı belirleyen o güne dek içimizden geçirdiğimiz zıtlıklar oluyor. Arada kalarak verdiğimiz kararların sonuçları bizi halinden memnun ya da geçmişinden utanç duyan bir insan yapıyor. Biriken hikayelerini anlatabilene ne mutlu! Dinleyecek kulak, okuyacak göz bulana ne mutlu.
Tatyos Bey: 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Sultandördüncüvites: Vay anasını, buraya kadar yine iyi geldim diye söylene söylene  elimde haşlanmış yumurta, yanında rakıyla masa başında.
Tatyos Bey: Sosyal Medya macerası nasıl başladı?
Sultandördüncüvites: Şehirlerden uzakta dağ başlarında sıkılırken, sözlüklerde başlayan başarısız yazma girişimleri bir süre sonra bilgisayarda depolanan hikayelere dönüştü. Gerçek hayatla çok paralel giden, yapacak şey bulamayınca internet takip eden bağımlı hayat çıktı ortaya. Twitter gibi yerlerde kendini daha özet ifade etme biçimiyle toparlandı ve bu aşamaya geldi. Aşamanın ne olduğunu sorarsan, aslında büyük bir saçmalık. Ne yapmaya çalışıldığı hakkında bir fikrim yok. Herhangi bir değeri olmayan ,oradan buradan duyduğumuz kelimelerin toplandığı bir çöp sepeti! Dünyaya sefil tepkilerimizin çeyiz sandığından başka bir şey yok elimizde.Bu bağımlılıktan gerçek hayatım da çok kereler zarar gördü. Ayrıca bağımlılığın getirdiği takipleşilen insan sayısının artışıyla zorunlu olarak yazma aptallığı da bir sürü hatayı beraberinde getiriyor. Bazen diyorsun ki benden bu kadar insana ne allahaşkına? Ama aralardan birileri diyor ki, abi ne güzel derman oldun üzüntülerime. İşte o zaman hoşuna gidiyor. Okşanmak herkesin hoşuna gider. Gerçi gururumuz mu okşanıyor, götümüz mü kaşınıyor orasını bilmiyorum. Nereye kadar böyle gidecek diye soracak olursan, bu mecralardaki her hareketli profil gibi yakın zamanda silinip gideceğiz. Kendi açımdan etrafa rezil olmadan, sokaklarda tanınmadan, insan ilişkilerini en alt seviyede tutarak, eski yalnız anılarımızı unutmadan yok olup gitmek en iyisi olacaktır. Zaten kimsenin de umurunda değil bunlar! Sosyal mecraların etkisi fazla abartılıyor.
Tatyos Bey: Peki yapılanlar ne öyleyse?
Sultandördüncüvites: Bilmem? Herkes eğleniyor gibi geliyor bana. Ben sadece kimilerinin "kaderim" dediğini kafam güzelken hayalime çiziyorum.
Tatyos Bey: Hayalindeki meslek nedir?
Sultandördüncüvites: Hayallerimi daha şimdi söyledim. İçlerinde mesleğe yer yok.
Tatyos Bey: İç dünyanın zenginliği karşı cins ile ilişkilerinde komik durumlar yaratıyor mu? Bununla ilgili anı varsa alalım.
Sultandördüncüvites: Karşı cinsle ilişkilerim hiç komik olmadı. Ben de isterdim.
Tatyos Bey: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Sultandördüncüvites: Dönüşte at arabasını ben kullanacağım.