Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Rzon Hocaefendi: Tespitle Mizahı Karıştırmayalım Lütfen!

2016-10-02 04:36:12

Tatyos BeyTatyos Bey'in bu haftaki konuğu Rzon... İnanmayacaksınız ama son derece "normal" bir mekândalar: Rzon'un Acıbadem'deki evinde... Hadi bakalım, alın çayınızı kahvenizi, geçin şöyle rahatça bir köşeye... Keyifli okumalar.
***
Tatyos: Futbol nedir? Engin Futbol sevgini neye borçlusun?
Rzon: Futbol bir spordur. Şimdilerde herkesin unuttuğu bir tanım bu. Peki nasıl bir spordur? Futbol Amerikan güreşinin topla ve topluca (genelde 22, nakavt olanlar oldukça 21, 20, 19, 18 falan kişiyle) yapılanıdır. Futbol sevgimi insanların gerizekalı olup olmadığını kolayca anlamamızı sağlamasına borçluyum. Futbolla ucundan kıyısından ilgilenen birinin gerizekalı olmama ihtimali yok. 90 dakikalık bir maça vakit harcamak yerine bir kitap okuyabilirsiniz. Hatta Denizlispor’un bir Avrupa maçı vardı, o maçı izlemek yerine Sefiller’i ya da Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit’i bitirebilirdiniz.
Tatyos: Peki kendine yakın hissettiğin bir takım var mı?
Rzon: 70 IQ üzeri herkes gibi Beşiktaşlıyım.
Tatyos: Neden Beşiktaş?
Rzon: Bir gün amcamın oğluyla radyodan Beşiktaş’ın maçını dinlerken Antalyaspor mu Vanspor mu hatırlamıyorum, 7-0 yenmişti Beşiktaş. “Oooo bunlar baya gol atıyolar, bunları tutayım ben” demiştim. O günden beri Beşiktaşlıyım. Ama siz benim gibi yalnızca bir örnekten yola çıkıp böyle seçimler yapmayın, aman dikkat edin yavrum.
Tatyos: Rzon ismi nereden geliyor? Böyle bi siteye niye yazıyorsun?
Rzon:  Rzon’un açılımı reenkarnasyonla zombi olan nekrofil. İtü Sözlük’te yazdığım bir diyaloğun özeti gibi bir şey. Biri “reenkarnasyonla ola ola zombi olduk şansa bak” diyor, diğeri de “ben zaten nekrofilim sorun yok” diyor. Yaklaşık böyleydi evet. Bana göre kara mizahın güzel bir örneği. Ekşici olmaya karar verince de nick olarak bunu seçmiştim komik olur diye. Ekşi’deki hesabımı sildikten sonra Twitter’a geçiş yaptım. İşin acıklı tarafı ise, pek az kişi hatırlar ama Twitter’dan önce teknik detayları dışında Twitter’ın aynısı olan bir site yazmıştım. Adı da Yazgitsin idi. Tabi bizim arkamızda İsrail desteği olmadığı için ertesi sene 20 liralık domain ücretini ödeyemedim ve site kapandı. Anlayacağın, Twitter’da yazmaya Twitter daha ortada yokken başlamıştım. Neden Twitter’a yazdığıma gelince, Twitter’ın genel politikasını başarılı buluyorum ve Twitter’a her açıdan güveniyorum. (Götüne 12 dikiş atıldı)
Tatyos:  Rzon Cemaati nedir? Bilgilendirir misin? Cemaat üyeleriyle görüşüyor musun?
Rzon: Rzon Cemaati Ekşi’de aniden ortaya çıkan, üyelerinin çoğu ateist-agnostik olan bir Dadaist yazar birliği ve cemaat parodisi. Kendime seçilebilecek en narsisistik ünvanı seçtim mesela; “evrensel muhteşem lider rzon”. Lider falan değildim tabii ki. Dağılmadan önce 100 küsur kişiydik. Eğlence dışında bir amacımız ve hedefimiz yoktu. Gündemden bağımsız başlıklar ve entry’lerle sözlüğün içine sıçıyorduk, o kadar. İçinde kimler kimler vardı ohooo. Şimdi çoğu zaten Twitter’da devam ediyor, orda pek kimse kalmadı. Liste şu an elimde olmadığı için isim veremiyorum ama yanlış hatırlamıyorsam daha önce burada röportaj yaptığın 2 kişi de cemaat üyesiydi mesela. Ev arkadaşım dışında yüz yüze görüştüğüm cemaat üyesi pek yok. Pek dışarı çıkan biri değilim.
Tatyos: Bakunin günümüz Türkiyesinde yaşasaydı yerelde ve genelde ne yapardı?
Rzon: Bakunin kim bilmiyorum ama muhtemelen her rasyonel insan gibi yerelde ve genelde seküler bir partiye oy verirdi.
Tatyos: Bize ada hayalinden bahsedebilir misin?
Rzon: Bir adaya yerleşme düşüncesi bana ait değil. İngiltere’de falan hala sınanmakta olan bir düşünce bu. Klişeleşmiş bir “ülkeyi terk etme” muhabbeti vardır ya hani, adaya yerleşme arzusu da onlardan birisi. Doğru bir düşüncenin klişeleşmesi onu itibarsızlaştırmaz ya da doğruluğunu değiştirmez.  Ada temsili bir örnek; huzur içinde yaşayabileceğimiz bir ülke olur, bir dağ başı olur, Antarktika olur, Mars kolonisi olur, her yer olur. Bu ülkeden ve misafirperver, cana yakın, zeki insanlarından yorulduk. Bu ülkede istediğimiz ve hak ettiğimiz hayatı yaşayamıyoruz. Ya en basitinden, insanlara kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini anlatırken bile içimiz kalkıyor artık. Bu türden basit şeyleri anlatmak bile midemizi bulandırıyor. Allah izin verir de bir bombayla ya da gözaltında öldürülmezsek bir gün, dayatılmış hayatlarımızı bırakıp özgür olabileceğimiz bir toprakta yaşamayı arzuluyoruz. Haysiyetsiz olmayan herkesin isteyeceği şey budur.
Tatyos: Astroloji hakkındaki görüşlerini de alalım. Burcun nedir? Burcunun özelliklerini taşıyor musun?
Rzon: Astrolojinin Allah belasını versin. Mitolojilerin ve dolayısıyla dinlerin ortaya çıkışının sebebi astrolojidir. Şimdi pek göremiyoruz ama elektriğin icadından çok önce, gökyüzü yıldızlarla doluydu. Bazı manyaklar çıkıp bu yıldızları gruplayarak aralarında ilişkiler kurdular, hikayeler yarattılar ve gün geldi yılın belli bir ayında sokakta yemek yedik diye dayak yememize sebep oldular. Astrolojinin özeti bu. Burcum Aslan. Aslan insanı lider olur. Kesinlikle bana uyuyor. İlkokul 1’de sınıf başkan yardımcısıydım.
Tatyos: Hangi tarihi şahsiyetlerle içmek isterdin?
Rzon:  Alkol kullanmıyorum ama Atatürk rakı içerken arkasında şeftali yemek isterdim.
Tatyos: Seni en çok neler kızdırır? Seni en çok neler sevindirir?
Rzon:  Olmadığım biriymişim gibi gösterilmek ya da başka birinin haksızlığa uğradığına şahit olmak küplere bindirir beni. Bir de samimiyetsizlik. Başka da pek bir şeye kızmam zaten. Çok sakin biriyim. Genelde üzülürüm ve ağlarım. Sonu mutlu biten her şeye de sevinirim.
Tatyos: Hangi dönemde yaşamak isterdin? Neden?
Rzon:  Henüz insanların var olmadığı dönemde yaşamak isterdim. Çünkü insanları sevmiyorum.
Tatyos: Merkez sağ dendiğinde aklına halk nezdinde neler gelir?
Rzon:  Siyasetten çok anlamam, bilinçaltıma bırakırım bu tür şeyleri. Sen merkez sağ dediğin anda aklıma çakal, sülük, parazit gibi şeyler geldi. Hayra çıksın.
Tatyos: Devlet hastanelerinden memnun musun? Ve AKP'nin duble yollarından.
Rzon: Sigortam yok. Ne devlet hastanesine ne de özel hastanelere gitmeyi tercih ediyorum. Genel sağlık sigortasına da birkaç bin lira borcum var sanırım. Hizmet kullanmadığım için onu da ödemiyorum. En son yıllar önce damdan düştüğümde bir devlet hastanesinin aciline gitmiştim, elime batan camları gazlı bezle 2 dakikada sıyırma ve röntgen ücreti olarak 300 lira aldılar, saçmalık. Damdan düşecek olursanız elinizde cam bardak olmadığından emin olun bence. Dublesi, triplesi fark etmez yola karşıyım. Yol yapan birini görürseniz uzak durun; muhtemelen yolun bir ucu yolu yapanın cebindedir.
Tatyos: Parmak arası terlik, müteahhit el çantası, mozaikli laz müteahhit binaları hakkında görüşlerini alalım.
Rzon: Parmak arası terliği ilk defa 2 sene önce giydim. Başlarda biraz yadırgıyor insan ama zamanla çok alışıyor. Evde, bakkala giderken falan da giydim. Hatta siyah tayt ve çorabımın üzerine biri gök mavisi diğeri toz pembe parmak arası terlik giymek inanılmaz keyif verici. Sonra soldaki terliğin parmak arasına giren kısmı koptu. Biraz parmak kuvvetiyle terliği giymeye devam etmek için çabalasam da çöpe atmak zorunda kaldım. Onun yerine markette 19.90’a satılan normal terlikten aldım. Bu da tabanımı acıtıyor; biraz sert bir terlik. Parmak arası terliğim sünger gibiydi ne güzel. Ama parmak arası terlikler pahalı ve muhafazakar bakkalımız yadırgıyor. Çünkü parmak arası terlik feminen bir objedir. Parmak arası terlik giyebilen bir erkekten zarar gelmez, bu insanlar naif olurlar. Parmak arası terlik giyen kadından ise zarar gelebilir. Parmak arası terlik giymeyi reddeden erkekten de zarar gelir. Parmak arası terlik giymeyi reddeden kadından ise zarar gelmez. Bana kimin zarar vereceğini parmak arası terlik giyme eğiliminden anlayabiliyorum. Yaşamak bu kadar basit bir şey. Müteahhit el çantası nedir bilmiyorum; hiç müteahhit görmedim. Eğer tahmin ettiğim şeyse babamda da vardı o çantadan. Babam müteahhit değil seyyar satıcı. Hayalinde müteahhit olmak da yoktu. Vardıysa da bize söylemedi. Belki de kendisine bile itiraf edememiştir. Sosyal medyada mozaikli binanın ekmeği epey yendi. O yüzden yeri gelmişken söyleyeyim. Parmak arası terlik, müteahhit çantası ve mozaikli binalar birer olgudur. Bunları tek başlarına kullanırsanız burdan mizah falan çıkmaz, tespit çıkar; çevrenize dair bir farkındalığınızın olduğunu kanıtlamış olursunuz. Dondurma kabına sarma konması, bitmekte olan şampuan şişesine su doldurulması da birer tespittir. İnsanlara “yaaa, ben de aynısını yapıyorum” ya da “annem de aynısını yapıyor” dedirtmekten başka bir işe yaramaz. Mizahın bu şekilde dejenere edilmesi de üzücü. Mizah böyle bir şey değil.
Tatyos: Peki, mizah nedir sana göre?
Rzon:  Böyle bir şey. (Gülüşmeler).
Tatyos: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Rzon:  Gitmeden 20 liran varsa versene, sigara falan aliyim.
Tatyos: Bu samimi sohbet için teşekkür ediyorum.