Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Mithat Sönmez: Köyün Hoşgörü Seviyesini Orada Bulunma Nedeniniz Belirler

2016-10-02 04:35:52

Tatyos BeyYine tuhaf bir mekân, yine müthiş bir konuk ve yine zaman- mekân ötesi bir sohbet... Tatyos Bey'in bu haftaki konuğu Mithat Sönmez. Fakat "hassas" okuyucuyu hemen uyarmakta yarar var: Bu sohbet "iyi aile çocuklarının tüylerini diken diken edebilir... 

Mithat Sönmez ile Avusturya Alplerinde, ışıklı Almancı ayakkabılarımızla viski içip Röportaj gerçekleştireceğiz...

MİTHAT SÖNMEZ: Tatyos Bey, öncelikle benimle en sonunda röportaj yapmaya karar verdiğiniz için teşekkür ederim. Uzun zamandır bu adam neden benimle röportaj yapmıyor diye inanılmaz bir hırs ve kıskançlıkla hem kendime hem de sevdiklerime zarar veriyordum ama şu anda ilgi çekebileceğim için inanılmaz derecede mutluyum. Fenerli olsaydım başkasına para verir soruları onlara yanıtlatırdım ama olmadığım için kendim yanıtlayacağım.Başlayalım bir an önce.
TATYOS BEY: 1984 ÖYS Türkiye üçüncüsü olmanı Abiler'le çalışıp, maklube yemeye borçlu olduğun söyleniyor; ne diyeceksin bununla ilgili?
MİTHAT SÖNMEZ: Ya aslında bu Türkiye üçüncüsü olayı tam anlamıyla bana ait bir olay değil. Hazır bu fırsat verilmişken önce bunu açıklamam lazım. Tam olarak muhabbet oraya nasıl geldi şimdi tam hatırlamıyorum ama o gün Can ile konuşurken ben bir anda Can'a "Ben de 1984'de ÖYS Türkiye üçüncüsü olmuştum.” dedim. O da bana "Abi bunu profiline yazsana.” dedi. Ben de yazdım. Ondan sonra sözlüklerin birine "Profiline ÖYS üçüncüsü olduğunu yazan denyo" gibi bir başlık açıldı, orada işte bir sürü laf sokmalar falan. Uzun uzun yazıyorlar "Nasıl olur inanamıyorum.” falan diye adsajads. Sonra da işte bundan ekmek yemeye başlayınca kaldı böyle. Yani bu olayda Can'ın katkısı vardır ona da bir ilgi gösterelim. 1984'de olmasa da ÖYS'yi gördüm ve girdim. Sen de bilirsin zaten bu ÖSS ve ÖYS’yi. Bunun geyiğini hep yapıyoruz ama gerçek payı da var, o dönem ÖYS, ÖSS'den sonra yapılırdı ve sadece ÖSS'den belli bir puan alanlar ÖYS'ye girmeye hak kazanırdı. Yani bir nevi bütün gerizekalılar ÖSS'de eleniyordu askjdsa ve o yüzden ÖYS harbiden zor oluyordu. Bugün tekrar ÖSS-ÖYS sistemine geçilse belki ÖYS'ye bin kişi falan girmeye hak kazanır askjhas. Bu yanıtı, sınavlarda başarısız olan bütün mallar gibi bitireyim :"Yani sonuçta ben ÖSS,ÖYS,YGS falan farketmez, bu tip sınavlarda insanların bütün emeklerinin üç saate sığdırılmasına karşıyım ve ayrıca dört yanlışın Bir doğruyu götürdüğü bir sistem kabul edilemez.”. Asdfghhjkkmml
TATYOS BEY: Bir ANAP'lı olarak merkez sağın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsun?
MİTHAT SÖNMEZ: Abi benim çocukluğum sürekli merkez sağa küfür edilen bir ortamda geçti. Sürekli Kenan Evren’e, Turgut Özal’a, Süleyman Demirel'e falan küfürler. Hapis yatmış, işkence görmüş amcalar, halalar falan. Deniz Gezmiş'i saklamışlar falan. Haftasonları akşamları Ruhi Su eşliğinde rakı içilirdi, sonra ben "Kenan Paşa sıçtı taşa, taş yarılırdı baştan başa" diye söylenirdim, gülünürdü. Demirel taklidi falan yaptığımı hatırlıyorum. O dönem sular sık sık kesildiğinden, su  geldiğinde musluk açık unutulmasın diye annem bana "Biz sağa kapalıyız, sola açığız, musluk da öyle, bu şekilde aklında tut.” diye öğretmişti, hala bu taktiği kullanırım sadasadas. Bu arada anneme ve babama buradan sevgiler gönderiyorum. Şimdi o tayfanın, o zamanki merkez sağı deli gibi özlediğine inanıyorum. Bugünleri hazırlayan, bizi şu anda yarrak gibi bir durumda bırakan bu sistemin temelini atan merkez sağ olmasına  karşın, merkez sağ bireysel özgürlüklere hiç bu kadar karışmamıştı. Merkez sağ döneminde de şu anda olduğu gibi sol kesime ve Kürtlere karşı bir baskı ve zulüm vardı ama en azından insanın içkisine, pornosuna, sikişine hoşgörü gösteriliyordu. Şimdi bunu söylediğim zaman, mutlaka her kesimden bir dalyarak çıkıp "Bu kadar sorun varken senin derdin porno mu, alkol mü?”diyor. Yarrağım evet benim derdim de porno ve alkol. Sigara yasağı da dahil olmak üzere, ya bütün yasaklara karşı çıkacağız ya da böyle sik gibi bir toplum olacağız. "Bu adamları sevmem ama bence sigara konusunda getirdikleri yasaklarda haklılar.” gibi sikik bir düşünce yapısıyla gün gelir AKP'yi de özleriz. Bir de bugünü, merkez sağ zamanı ile karşılaştırırsak, inanılmaz tahammülsüz, mizah yoksunu siyasetçiler türedi. Merkez sağ döneminde, her iki tarafta da Turgut Özal, Süleyman Demirel, Yıldırım Akbulut, Erdal İnönü, Hikmet Çetin vb. siyasetçiler kendileriyle barışık, kendileriyle dalga geçimesini kabullenen insanlardı. Yani siyasetçilerin, bakanların çoğunluğu öyleydi. Bugün baktığımızda bir Selahattin Demirtaş var, bir de biraz Devlet Bahçeli. Gerçi dünyada böyle bir değişim var, Clinton ile Yeltsin'in koptuğu günleri özledik.
TATYOS BEY: Şikeye karşı duruşunla tanınıyorsun; şike deyince hangi kurum aklına geliyor? İmama sorma, at ısmarlama sana da köylüce gelmiyor mu?
MİTHAT SÖNMEZ: Elbette Fenerbahçe aklıma geliyor. Açıkçası Fener'in yaptığı şikelerden oldukça ekmek yiyorum o yüzden şikeye karşı olmamam lazım. Ya aslında Galatasaray da şike yapıyor, Beşiktaş da şike yapıyor, diğer kulüpler de şike yapıyor ama Fenerbahçe bunun bokunu çıkarttığı için en çok dikkati onlar çekiyor. Amatör ligde bir  kulüp başkanının maçtan sonra rakip takım oyuncularına stadyum önünde tükürük köftesi ısmarladığını gördüm ben de skjdjs. Yani şike her yerde var ve bence futbolu daha eğlenceli hâle getiriyor ama dediğim gibi Fener bunun bokunu çıkarttı.
TATYOS BEY: Bir Arap bir de İngiliz efsane at söyle bize.
MİTHAT SÖNMEZ: Ganyan yancısı bir sik kafalı olsaydım Yavuzhan ve Bold Pilot derdim ama olmadığım için demiyorum. Yavuzhan ve Bold Pilot harbi iyi atlardı ama pek heyecan yaşatmazlardı. Benim efsane İngiliz atım Grand Ekinoks. Son dört yüze ve yüzlüğe hep geride girer, ondan sonra inanılmaz sprintlerle yarışı kazanırdı. Ganyan bayiilerinde, son dört yüzde "Yürü be yürü be yürü be!” haykırışlarını en çok Grand Ekinoks'un yarışlarında duyulurdu ve ses rekorları kırılırdı. Çoğu at yarış kaybetmeyi sevmez ama Ekinoks daha bir farklıydı. Bence bilerek geride kalıyor ve son yüzlükte diğer atları geçerek onları göt etmekten ayrı bir zevk alıyordu. Laik bir insan olduğum için Arap atlarından pek hazzetmem ama  bir efsane söylemem gerekirse  Odinhan. Gördüğüm en iyi Arap atıydı ama Süleyman Akdı’nın bindiği bir yarışta ayağı kırılınca yarış hayatı bitti. Uyutulmadı, iyileşti  ve aygır olarak yaşamını devam ettirerek Odin, Yavuzca gibi diğer süper atları kazandırdı, efsane oldu.
TATYOS BEY: Ekşi Sözlük denince aklına neler geliyor?
MİTHAT SÖNMEZ: Abi orası gerçekten ilginç bi yer. Cuma günleri anlattığım yaran Nasrettin Hoca fıkralarının asıl çıkış yeri bu Ekşi Sözlük’tür. Ben ekşici piçken “yaran fıkralar” diye bi başlık vardı. İnsanlar oraya girip fıkra yazıyorlardı; diğer insanlar da okuyup fıkraları beğeniyorlardı falan. Haftanın en beğenilen entrylerine fıkralar giriyordu ajhds. Belki de hala öyledir, bilmiyorum. Neyse abi, ben o başlığa girip Nasrettin Hoca fıkraları yazmaya başladım. Yazdığım fıkralar “haftanın en kötü entryleri”ne giriyordu. O neyse de, diğer Ekşici piçler  “komik değil bu, komik yaz.”, “bir fıkra keyfimiz vardı onun da içine ettin orospu çocuğu.” falan diye mesaj atıyorlardı ahjgdash. Yani sonuçta içlerinde mutlaka bilgili insanlar vardır ama sonuç olarak böyle bir yer. Oradan kurtulduğuma çok mutluyum.
TATYOS BEY: Mutlu aile tablonu neye borçlusun? Oğlun Erol Sönmez'den sonra hayatında ne değişti?
MİTHAT SÖNMEZ: Abi benim trollüğümün nedeni olan çok sorunlu ve inanılmaz mutsuz bir çocukluk yaşadığım için hep mutlu bir aile kurmayı özledslakjds. Abi hakkaten de çok eğlenceli ve çok mutlu bi çocukluk geçirdim.  Elitist ve aşırı solcu bir baba tarafı, kasketli ve şalvarlı CHP'li solcu bir anne tarafı, bir de bunun yanında annemle babam çalıştığı için şimdi "çomar" dediğimiz bana bakan bakıcı kadın ve onun 3 oğlu… Yani şöyle söyleyim, “siz” demek zorunda olduğun amcan sana satranç öğretmeye çalışıyor; bir yandan dayın “Senin sikini yerim sikini” diyerek seni seviyor; bir yandan da bakıcı kadının oğlu toprağa tahtayla am çiziyor. Ya da ne bileyim, halanla klasik müzik dinliyorsun, teyzenle fotoroman okuyorsun, bakıcı kadınla Küçük Emrah seyrediyorsun. İlk başlarda bir şoka girsem de, Aziz Nesin’in kitaplarında çevremdeki bu tipleri görmem yaşadıklarımla eğlenmemi ve çok mutlu bir çocukluk geçirmeme neden oldu. Aziz Nesin’e buradan teşekkür ediyorum. Onu yakmaya çalışan bütün amk yobazlarının da abv.
TATYOS BEY: Galatasaray denince aklına ne gelir iki efsane isim söyle.
MİTHAT SÖNMEZ: Hayatımın üç-dört senesini aldı Galatasaray. Uzak deplasmanlar da dahil üç sene neredeyse her maçına  gittim. Endüstriyel futbol karşıtı ve romantik sik kafalı spor yazarı gibi konuşmuş olucam ama o zamanlar çok daha eğlenceliydi futbol. Bugün, akşam yedideki maç için, adam saat beşte ben maça gidiyorum diye twit atıyor. Eskiden kombine falan olmadığı için pazar günkü maç  için cumartesi gününü bilet alabilmek için harcar; pazar sabahtan da Ali Sami Yen’e giderdim. İlgi çekmek ve farklı olmak için söylüyorum efsane Hagi değil sadkjas. Örneğin UEFA’yı aldığımız Arsenal maçı da efsane değil. O maç çok önemli maç ama 0-0 gidip penaltılara kalan bir maç. Tek efsane Taffarel’in Henry’nin kafayı çıkartması. Benim için bir maçın futbolcunun falan efsane olabilmesi için sadece çok iyi, çok önemli değil aynı zamanda da enterasan olması gerekiyor. Örneğin benim için dünyanın en efsane futbolcusu Dennis Bergkamp. Bu adamın attığı goller, daha henüz kimse tarafından atılmadı. Messi, Bergkamp’dan çok daha iyi bir  futbolcu ama efsane Bergkamp. Galatasaray maçları için konuşursak, örneğin 3-2’lik Milan maçı efsane. Son beş dakkaya 2-1 yenik giriyorsun. Milan o an Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkmaya garantilemiş maç 3-2 bitiyor. Hakem uzatmalarda penaltıyı verebiliyor; maçı 3-2 kazanıyorsun. Milan o an UEFA’ya bile gidemiyor dasjhdajsd .Tam bi efsane. Benzer şekilde benim için Galatasaray’ın iki efsane oyuncusu Kosecki ve Gütshcow. Kosecki hem çok iyi topçuydu hem de bir bayramda Adnan Polat’ın elini öpmüştü. Aynı Kosecki Adnan Polat’ın verdiği primi beğenmeyip, paraları yere fırlatmıştı daskjksa. Gütshcow da hem Doğu Almanya için ajanlık yapıyordu  hem de Galatasaray’ı şampiyon yapıyordu dkasjd. Bir kere bu Gütschow’un bi maçta kafası çok feci yarılmıştı; ambulans falan gelmişti. Biz “Adam inşallah ölmez.” diye dua ederken bu kafayı bandajlamış; o bandajlı kafayla kafa golü atarak maçı kazandırmıştı. Aynı şekilde Türkiye’den ise Ümit Karan benim için efsanedir.
TATYOS BEY: Anadolu hoşgörüsünden bahsetsene biraz.
MİTHAT SÖNMEZ: Abi şimdi diyelim ki Anadolu’da bir köye gittin. Tek başına, bir arkadaşınla, bir grupla ya da manitanla farketmez. O köyün ne kadar hoşgörülü olduğunu köyün girişinde bizi karşılayan köpeklerden anlayabiliriz. Köpekler ne kadar agresifse o köyde hoşgörü o kadar az olacaktır ve genellikle bir çok köyde köpekler agresif olur. Neyse köpekleri atlattık, köyün içinde köy kahvesine doğru yürüyoruz; peşimizde köy çocukları bizi takip ediyorlar. Köy kahvesine ulaştığımızda o kahveden bir adam “Ooooo beyim, hanımım hoş geldiniz.” diyerek bizi karşılayacaktır. Bu tip adamlar o köyün istihbaratçısıdır, muhtarın sağ koludur yani Hakan Fidan’ıdır. Hakan Fidan size “Gelin hele buyrun oturun bir çay için. Karnınız aç mı? Ben muhtara haber vereyim.” diyecektir. Bu gösterilen misafirperverlik aslında çok tehlikeli bir tuzaktır ve ne yazık ki çoğu insan buna kanarak Anadolu halkını ve köylüsünü yardımsever, hoşgörülü, misafirperver falan sanar. Neyse devam edelim, biz çayımızı içiyoruz, Hakan Fidan, muhtarla birlikte geliyor. Muhtar da aynı şekilde “Ooooo beyim, hanımım, size bizim evi hazırlattıyorum. Bu gece konuğumsunuz, çaylarınızı için sonra yemeğe gideriz.” falan diyor. Biz de işte “Yaaa işte şehir insanları gibi değil bu insanlar, ne kadar iyilikseverler, saflar.” falan diye mutlu oluyoruz. Sonra muhtar Hakan Fidan’la birlikte bizimle sohbet etmeye başlıyor. Bu sohbetin bütün amacı bizim o köyde ne aradığımızın nedenini bulmak. Çünkü ne için o köyde olduğumuzun nedenine göre gösterilen hoşgörünün seviyesi değişecek. Film mi dizi mi çekeceğiz "Ya beyim geçen sizin gibi insanlar geldi, dediler ki burada çok güzel dizi çekilirmiş.”, kazı mı yapacağız "Hanımım sen anlarsın, diyorlar ki bu bizim buralarda çok değerli tarihi eserler varmış.". İşte böyle böyle çaktırmadan sorguya çekecekler bizi ve en sonunda bizim sadece gezi amacı ile orada olduğumuzu anlayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklar. En başlarda gösterilen o hoşgörü, misafirperverlik falan yerini tedirginliğe bırakacak. Eğer bir erkeksek ya da daha da kötüsü erkeklerden oluşan bir grupsak, “Bunlar şimdi bizim karımızı kızımızı sikerler.” tedirginliği oluşacak, “Lan bu gavatlar neyi geziyormuş, terörist, uğursuz olmasın bunlar.” tedirginliği oluşacak. Kadınsak ya da kadınlardan oluşan bir grupsak “Bu orospular neyin nesi gelmişler buraya?” diye düşünürlerken sütyen takıp takmadığımızı anlamaya çalışacaklar. Kızlı erkekli bir grupsak, bizim birbirimizle sikişip köyü mundar edeceğimizin tedirginliği, neyse bizim karımızı kızımızı sikmezlerin rahatlığı ile karışacak. Daha bir sürü benzer şey. İşte Anadolu hoşgörüsü böyle bir şeydir. Oraya sadece gezmek için gittiğimiz anlaşılınca, büyük ihtimalle akşam yemeği ve muhtarın evinde konaklama bir şekilde iptal edilecek. Kurt  saldırır, tilki saldırır diye çadır kurmanıza izin verilmeyecek. Bu süre içinde Hakan Fidan tarafından çevre köylerin Hakan Fidan’larına “Buralara bir gavatla orospu gelmiş, geziyorlarmış.” istihbaratı verildiği için diğer köylerde de aynı Anadolu hoşgörüsü gösterilecek. Yani abi işte benim bizzat birçok kez karşılaştığım Anadolu hoşgörüsü böyle bir şey. Elbette gerçekten hoşgörü gösteren, yardımcı olan köyler var Anadolu’da ama çok az. Büyük ihtimalle de o köy Alevi köyü falandır. Sadece Anadolu da değil, Karadeniz ve Ege’de de bir çok köy aşağı yukarı aynı. Böyle işte.
TATYOS BEY: AKP iktidarını nasıl buluyorsun? Duble yollar tatmin edici mi?
MİTHAT SÖNMEZ: Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı iken İstanbul’da bir evde yangın çıkmış iki hostes ölmüştü. İtfaiyenin çok geç geldiği, zamanında gelse  hosteslerin kurtulacağı falan söylenmişti. Sonra Erdoğan’a canlı yayında neden itfaiyenin geç geldiği sorulunca adam, hosteslerin evinde bir sürü boş içki şişesi olduğundan falan bahsetmişti. Şimdi abi bunları söyleyebilen bir adam kötü bir adamdır.  Bu güruhun yıllar önce söylediği “İnsanlar değişir, Erdoğan da değişti.” deyişi falan vardı. Bu tip kötü insanlar asla değişmezler. İnsanların fikirleri, görüşleri gerçekten değişebilir ama bu tip kötülükler zaten fikirlerden bağımsız kötülükler. Yani bu adam  yirmi yıl önce falan bunu söylediğinde zaten kendini belli etmişti. Erdoğan’ı destekleyen, kurduğu partiye oy veren, onun yanında yer alan herkes kötünün yanındadır ve kötüdür. Duble yolları sikeyim.
TATYOS BEY: Kılıçdar başkan,iktidar için nasıl bi yöntem biçimi uygulamalı?
MİTHAT SÖNMEZ: Hangi yöntemi uygulursa uygulasın, Türkiye’de Kılıçdar’ın iktidar olması mümkün değil. Olay Kılıçdar’a da bağlı değil. Şu an CHP’nin başına Fatih Sultan Mehmet gelse, CHP gene iktidar olamaz. CHP’yi ve başındaki insanı terörist, Allahsız olarak gören özellikle Anadolu’daki bir çok insanın çocukları şu an 15-16 yaşında. İki sene sonra bu çocuklar oy kullanacaklar ve asla CHP’ye oy veremeyecekler.  Bunların çocukları olacak, onlar da asla CHP’ye oy vermeyecekler.  Bu insanlar AKP’ye oy vermeseler MHP’ye verirler, herhangi bir sağ partiye oy verirler ama asla CHP’ye oy vermezler. Şimdi şöyle bir tuhaflık var, CHP’yi destekleyen bir çoğunluk var. Bu insanlar Twitter’da, Ekşi Sözlük’te falan bir ortam kurmuşlar; seçimler öncesi anketler yapıyorlar. Yaptıkları anketlerde CHP çok oy alınca umutlanıyorlar; “Bu sefer bu iş bitti tamam :)” diyorlar. Oysa götlerini kaldırıp çok uzağa değil, Gebze’ye gitseler örneğin, iki-üç saat Gebze’de bir dolaşsalar, CHP’nin neden asla iktidar olmayacağını anlayacaklar. Bu durumda “Ee ne yapsın o zaman CHP, amk çocuğu sen de bir şey beğenmiyorsun” diyenler de haklı, çünkü yapacak bir şey yok. CHP, Ekmelettin falan çok boş işlerle uğraşarak çok zaman kaybetti bence. Türkiye eğer bölünürse, batıyı ve güneyi kapsayan bir ülkede CHP iktidar olabilir. Bunun dışında bu durumda bir 60-70 yıl CHP iktidar olamaz.
TATYOS BEY: Yaşam koçu olarak sevenlerine neler önerebilirsin?
MİTHAT SÖNMEZ: Hiçbir şey.
TATYOS BEY: Hangi tarihsel karakterler ile içmek isterdin?
MİTHAT SÖNMEZ: Ekşici piç olsaydım elbette Atatürk ve Oğuz Atay ile içmek isterdim ama ekşici piç olmadığım için onlarla içmem. Kim ısmarlıyorsa onla içmek isterdim dsajkdjsa. Bu tarihsel karakteri ben genelleyip içine yaşayan insanları da katmak istiyorum. Çok insan var. Yazar, çizer, sanatçı tayfasından Yusuf Atılgan, Behiç Pek, Cemil Kavukçu, Aziz Nesin, yabancılardan John Fante, Dino Buzzatti, karakter olarak Tony Soprano. Adını unuttuğum bütün kişilerden özür diliyorum.
TATYOS BEY: Liberal deyince aklına neler gelir?
MİTHAT SÖNMEZ: Abi Liberali siktir edelim de, bu efsane maçlardan konuşurken şimdi aklıma geldi Galatasay-Bursa maçı vardı, 4-2 Gakatasaray'ın kazandığı. O maç da efsanedir. Yılmaz Vural’ın taklalar attığı maç dashgdahdsa.
TATYOS BEY: Bu güzel Röportaj için Mithat Sönmez'e çok teşekkür ediyorum.