Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Eyüp Sabri Bey: Küfür dilin cilasıdır!

2016-10-02 04:39:26

Acemi röportajci Frank Costanza'nın bu hafta biraz daha deneyim kazanmış olmasını dileyip gorevi yine ona verdik. 2. röportajını, nice yıpranmış saçları muskalarıyla tedavi etmiş, iflah olmazların iflahı, dilşikar, hoşnigar, mahpeyker, emekli imam Eyüp Sabri Bey ile Anadolu bozkırlarında yapıyor. Keyifli okumalar.

Röportaj: Frank Costanza
Görsel: 
Çağdaş Ural


Frank Costanza: Hocam hoş geldin 
Eyüp Sabri: Tatyos Bey diye geldim ama seninle karşılaştım, bu zulüm arşı titretir. Şimdiden söyleyeyim en ufak bir temas yaşamayacağız! Tokalaşmayı falan unut, hatta göz teması dahi olmayacak! sorularını cevaplayıp başıma bir şey gelmeden çekip gideceğim.
Frank Costanza: Hocam işyerinizde birtakım problemler yaşamışsınız geçmiş olsun?
Eyüp Sabri: Evet sürekli problem yaşıyordum ancak son olay zirvesi oldu bu işin. Bilirsin ben patronları sevmem, yeri geldikçe de söylerim patronlar orospu çocuğudur. Remezan ayının girmesiyle beraber oruç tutmaya başladık, eskiden bu kadar rahat değildik tabi. Ben kendimi bildim bileli türbanımı çıkartmam. Erkek olabilirim ama türbanımdan vazgeçmem. Bizim patron ikide bir çıkar şu türbanını, sen erkeksin, yakışmıyor gibisinden laflar ediyordu. Yozgat beyefendisi olduğum için elit kimliğime zarar vermemek adına sustum. Birgün patronla mutfakta sigara içiyoruz –oruçlu olduğumu unutmuşum ben de içiyorum- konu yine türbanıma geldi. "Bir dakika dinle!" dedim ve başladım; “Kahire Türkiye’nin içişleri bakanlığının ilgileneceği bir iştir. Kahire bizim 82. Vilayetimizdir. Yozgat 83, Bayburt 84, Mekke 85, Muş 86! Bu oyun bitti! 80 seneden "beri bu tiyatroyu oynadınız yok öyle bir şey! Bayburt benim vilayetim; yürüye yürüye geçtim, yargılanıyorum bir daha geçerim, bir daha yargılanırım! Şam benim, Kahire benim!! Burada darbe yaptınız bu insanlar bizim kardeşlerimiz. Ben Osmanlı’nın çocuğuyum aga! Ben buraya yeni gelmedim Ersoy!" dedim. Patron, "Ersoy kim lan dümbük sikerim seni de Kahireni de!" dedi, ocağın üstündeki Korkmaz Çelik çaydanlığı aldı suratıma öyle bir geçirdi ki beynim burnumdan aktı resmen! Beni yere yatırdı, nasıl dövüyor bir görsen, döve döve haşat etti. Belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik bir grup daha geldi hepsi bir oldu dövdüler. Bu da yetmezmiş gibi üzerime işediler. En son beni dışarı attılar üst kattaki laik teyzeler “ohh sana iyi oldu” diyerek ağzıma çatır çatır sıçtı. O kadar dayak sonucu hayatımı kaybetmişim, sonra bana görüntüleri seyrettirdiler. Mobese görüntüleri dahil pek çok şey var, savunulur tarafı olmayan bir olay. 
Frank Costanza: Çok ama çok acı bir öykü hocam
Eyüp Sabri: Maalesef gerçek Frank. Bu arada teselli etme bahanesine elimi falan tuttun, bir daha elimi tutmaya kalkışırsan seni sapık diye polise veririm.
Frank Costanza: Özür dilerim tutamadım kendimi. Bu olaya benzer çok olaylar yaşadığınızı düşünüyorum, peki çok küfür etmenizde bu yaşadıklarınızın bir etkisi var mı?
Eyüp Sabri: Küfür dilin cilasıdır, küfürsüz bir hayat iç Anadolu stepleri gibi sessiz sedasız sıradandır. Küfür olduğunda renk gelir hayata, kelimeler daha bir anlam kazanır. Örneğin adamın biri yemek yerken ağzını şapırdatsa ve sen bu adama “Rahatsız oluyorum biraz daha kibar yer misin?” dersen seni sallamaz devam eder ama “Eğer bir daha ağzını şapırdatırsan o tabağı götüne sokarım lan dümbük” dersen kendine çeki düzen verir ve bir daha yapmaz. Küfür böyle bir şey işte, insanların kendi ile yüzleşmesine sebep olan, onlara kim olduğunu hatırlatan muazzam bir olay. Dümbük bir insana dümbük demek gerekir ona x beyefendi dersen götü kalkar baş edemezsin iş uzar gider. Ağzıma ne gelirse söylüyorum nihayetinde benim ağzım benim küfürüm kimseyi ilgilendirmez. Küfürlerimden rahatsız olanlar varsa güzel hanımlar dışındaki kimseden özür dilemiyorum.
Frank Costanza: Neden sadece güzel hanımlar ?
Eyüp Sabri: Ben insanların 3 cinse ayrıldığına inanırım. Güzel hanımlar, çirkin hanımlar ve lanet olası erkekler. Ne zaman bir güzel hanım görsem elim ayağım titrer. Aslında güzel hanımlar ateistlerin Allah’a inanmaları için bir sebep! O kokuları, o gözleri, o saçları, o elleri, o teni, o dudakları hangi birini sayayım Frank?… Güzel bir hanımla konuşunca kendimi cennet-i ala’nın ırmaklarından su içer gibi hissediyorum, onlar gülünce sanki kış ortasında bir güneş açıyor, onlar saçlarını savurunca dünyanın en güzel rüzgarları esiyor. Bence cennet güzel hanımlardır gerisi umurumda değil.
Frank Costanza: Çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır ama?
Eyüp Sabri: Siktir lan! Çirkin kidin yiktir bikimsiz kidin virdir! Kibariye’nin annesine ne kadar bakım yapabilirsin aslanım? Çirkin işte! Ötesi berisi yok amk. Bu laf abaza erkeklerin çıkardığı bir laf, şimdi bunlar güzel hanımlarla beraber olamıyor, gidiyor çirkin mirkin bir şey buluyor, adam abaza, başına vurmuş ayırt edemiyor çünkü. Sonra birgün bu abaza çirkin kadınla gezerken arkadaşının biri görüyor “lan bu ne olum? Amca gibi, dayı gibi ahahaasjhashjahdakj” diye gülüyor. İşte bizim abaza o lafı ediyor “Çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır” ayyyyyyy götümmmmm! Bazı kadınlar var ki hem çirkin hem bakımsız. İşte onların gazabından korkarım! Bunlara Avon ömür boyu sponsor olsa yine olmaz yine olmaz. Bana diyorlar ki Allah’ın yarattığı ile dalga geçme. Allah çirkin yaratmış kardeşim ben ne yapayım? Sanki Allah onun çirkin olduğunu bilmiyor. Lafa gelince “O herşeyi bilir, O herşeyi görür” demeyi bilirler ama çirkini de görüyordur elbette. Gerçekler saklanamaz Frank.
Frank Costanza: Peki akrabalar hakkında ne düşünüyorsun ?
Eyüp Sabri: Akraba işte… Aralarında iyiler elbette var ama büyük resmi görmek istiyorsan genel olarak akrabalar orospu çocuğudur acı ama gerçek. Akrabalık bağları çok önemliymiş! skerim öyle bağı o da olmayıversin. Bilhassa dayılar ve amcalar has bir orospu çocuğudur. Bak tekrar hatırlatıyorum, hepsi değil ama geneli öyle. Mesela benim dayım da amcam da orospu çocuğu, bunu neden saklayayım ki bırak saklamayı gururla söylerim. Dayılar amcalar yeğenleriyle sidik yarıştırır, inat eder, küçümser, ezer. Sürekli bir artistlik peşindedirler. Kıskançlıklar, arkadan konuşmalar falanlar filanlar. Böyle yavşaklarla huhatam olmaya gerek yok siktirsin gitsinler. İşte ben akrabalar içindeki olayları afişe ettiğim için sessiz kitlelerin sesi oluyorum. Mesela bir adam düşün, bunun dayısı ya da amcası ya da her ikisi orospu çocuğu. Bu durumu senelerce kimselerle paylaşamamış hep içine atmış, hep susmuş, hep ezilmiş… Orospu çocuğu dayısının ya da amcasının karşısında laf edememiş annesine söylese kardeşi, babasına söylese kardeşi yani ne yana baksa dağ. Gel zaman olmuş git zaman olmuş adamın biri çıkmış ve demiş ki dayısı orospu çocuğu olanlar rt amca orospu çocuğu olanlar fav. İşte o sessiz adama cesaret gelmiş ve demiş ki “evet benimkiler de orospu çocuğu”. Sonra bir sürü sessiz adam birleşmiş aynı şeyi hep bir ağızdan söylemiş. Fight Club filminde bir sahne var ya Bob ölüyor ve biri “his name is Robert Paulson” diyor sonra hepsi bir ağızdan söylemeye başlıyor aynı onun gibi işte. Akrabalarının orospu çocuğu olduğunu cesurca söyleyen adam ADAM GİBİ ADAMDIR. Zoraki davranmaya gerek yok, bu amkun dünyasında belki 30-35 yıl daha yaşarım ne diye zorlayayım kendimi koy götüne rahvan gitsin.
Frank Costanza: Evlilik hakkında ne düşünüyorsun?
Eyüp Sabri: Bir şey düşünmüyorum.
Frank Costanza: Niye düşünmüyorsun hocam ?
Eyüp Sabri: Niyesi var mı amk düşünmüyorum dedim işte. Bir şey düşünmüyorsan düşünmüyorsundur, uzatma diğer soruya geç.
Frank Costanza: Kimle rakı içmek isterdin ?
Eyüp Sabri: Aslında birkaç tane var ama Neşet Ertaş birinci tercihim olurdu. Neşet Ertaş deyince akan sular durur bende. Bu satırları okuyan bazı kişiler amkun çomarı diyebilir ben de sensin amkun çomarı dümbük diyorum. Neyse, Neşet Ertaş işte o söyleyecek başından geçenleri anlatacak sen de dinleyeceksin öyle bir şey. Leyla iyi ki bırakmış Neşet’i yoksa var ya türkü namına bir şey olmazdı şerefsizim. Neşet kendi aşkıyla beraber milletin aşkını da anlatmış söylemiş başka bir dünyada yaşamış gibime geliyor.
Frank Costanza: Doğum kontrolü hakkında ne düşünüyorsun?
Eyüp Sabri: Soracağın soruyu skiyim Neşet Ertaş’tan doğum kontrolüne nasıl geldin lan ne alakası var yaaa.
Frank Costanza: Aklıma geldi birden işte harbiden ne düşünüyorsun ?
Eyüp Sabri: Doğum kontrolü zengin işidir. Atalar boşa dememiş zenginin diktiği fakirin siktiği tutar diye aynen öyle valla. Mesela bir kış günü zengin adam eve geliyor karısı “hoş geldin kocişkooooooooo bana ne aldınnnn” diyor. Adam aldığı hediyeyi veriyor karısı öpüyor sarılıyor. Kadın güzelce giyinmiş ev mis gibi, adam jakuzili banyosuna gidiyor elini falan yıkıyor sonra polo markalı haşurtmanını giyiyor. 85 m² lik mutfağında akşam yemeklerini yiyorlar, 2 tane de çocukları var bunların, çocuklar aşırı mutlu çünkü herşeyleri var amk evde! Mutluluk ve huzur dört dolanıyor. Yemekten sonra çocuklar aypedlerini alıp odalarına çekiliyorlar. Bunlar karı koca sıcacık evlerinde, 876 ekran tvlerinde sanat filmi seyredip viskilerini yudumluyorlar. Şimdi bunların kafaları sade tertemiz, gece aynı yatağa girince sevişirler ama zevkli bir şekilde olur. Kafa sade olduğu için ileriyi görürler ve korunurlar. Gelelim fakire; fakir adam eve geliyor karısı kapıyı açıyor “saat kaç lan yemek soğudu nursuz herif diyor”. Adam siklemeden içeri giriyor çünkü alışkın bu sözlere. Adam küçücük banyoda ellerini yıkıyor haşurtmanını giyemiyor yok çünkü, pantulunun altındaki içlik onun haşurtmanı işte. Neyse yemeğe oturuyorlar tek çeşit yemek var o da bulgur pilavı kadının surat beş karış,çocuklar geliyor it sürüsü gibiler o diyor baba para ver kitap alacam, öbürü diyor baba para verflüt alacam. Adam “skecem lan flütünü yemeğini ye keranacı”diyor, adamın kafa duman doğalgaz faturası, kira, mutfak falan filan. Çocuk susuyor çünkü bu tavra alışkın. Neyse bunlar 55 ekran tüplü tv lerinde dizi seyrediyorlar, dizide bir yerde kadının bacağı falan gözüküyor bizim adamda libido yükseliyor. Bunlar gece aynı yatağa girince adam kafayı dağıtmak için karısına yanaşıyor ve adamın hayvanlığıyla zorla sevişiyorlar. Şimdi bu adam o kafayla nasıl ileriyi görüp de korunsun amk, hadi korunmak istedi prezervatif alacak parası mı var amk. Aradan birkaç ay geçiyor kadın günüm geçti diyor adam “gününü skiyim” diyor ve hamilelik süreci başlıyor. Yani fakirler doğum kontrol yapamaz, kontrol zengin işidir. Fakir kontrol nedir bilse çükünü kontrol eder zengin olurdu zaten. Bir de fakirler şanssız oluyor neye elini atsa kuruyor, hiçbir işi yolunda gitmiyor. Hani bir laf vardır ya “mahalleye am yağsa bizim evin damına çük düşer o da seker götüme girer” diye fakirlerin ki öyle bir şans işte.
Frank Costanza: Peki tivitırda seni linç edenler hakkındaki düşüncelerin nelerdir ?
Eyüp Sabri: Beni linç edenlerde sike sürecek akıl yok valla )))) Benden herkes nefret ediyor TC ÇAPULCULAR, Aktroller, CHP’liler, HDP’liler,MHP’liler,liberaller, solcular, komanistler, öğretmenlik ataması bekleyenler, bilişim uzmanları, atama bekleyen tıbbi sekreterler vs.vs.vs. bu liste uzar gider. Her sabah kalktığımda bildirimler sekmesi savaş alanına dönmüş oluyor her kesimden insanlar bana saldırıyor küfürler, tehditler gırla gidiyor. Sonra bu karşıt görüşlü insanlar benim tivitlerimin altında ortak bir noktada birleşiyorlar. İşte Eyüp Sabri’nin birleştirici gücü bu. Biz aykırı düşünceleri bile bir araya getiriyoruz daha ne istiyonuzdümbükler.
Frank Costanza: Hocam güzel günler görecek miyiz ?
Eyüp Sabri: Bundan sonra görsek görsek cehennemin dibini görürüz. Adamlar acımasızca içimizde gezdiriyor, yediğimize içtiğimize herşeyimize karışıyorlar. En güzel zamanlarımızı bunları görerek geçirdik. Şu saatten sonra düzelse bile bizden geçti amk. "Düğün bittikten sonra zurnayı götüne sok" derler ya öyle işte. Güzel günler görmek için güzel olmak lazım, sanki biz güzel değiliz de ondan göremiyoruz gibime geliyor.