Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Bob Marley: Devrim Dediğin Nedir ki? İç, Sev, Seviş!

2016-10-02 04:32:50

Tatyos BeyTerkedilmiş, direksiyondan vitesli 55 model Ford'un içinde cigara döndürerek Bob Marley ile bir sohbet gerçekleştireceğiz. Arabada Bob Marley dinleyip Kaş'ın çiçekli meyhanelerinin olduğu sokaklara dalıp gideceğiz. Atina sokakları düşecek aklımıza. Tatyos'un hayat dünyası bizi nereye götürecekse gideceğiz.
Tatyos Bey: Hikaye nasıl başladı? 
Bob Marley: Kastamonu'nun Cide ilçesinde dünyaya gelmişiz. Gelmişiz deyince sanki İnsan Kastamonu'nun Cide ilçesinden üreyip yayılmış gibi oldu asasasfsjdj... Cigara güzelmiş yalnız. Cide'de iş olanakları fazla olmadığından bizim peder İstanbul Gültepe'ye taşınma kararı alıp bu düşüncesini uygulamaya geçirmiş. Tabii o dönemlerin çocuklar için en sükseli ve en talep gören mesleği olan oto tamirciliği, beni de tamirhanesi olan bir akrabamızın yanına köle olarak atandılar. Atatürk Oto Sanayi'de 5 kişinin çalıştığı dükkanın en küçüğü bendim. Sistemin ittiği, ezdiği, aşağıladığı bu insanlar sistem hastalıklarının tümünü içselleştirip onun bir parçası olmuşlardı. Dar gelirli dar gelirliyi daha bir coşkulu ezermiş, dükkanın en küçüğü olmam nedeniyle biraz ezildim. 
Tatyos Bey: Çocukluğunu geçirdiğin Gültepe'den bahseder misin biraz, nasıldı ortam?
Bob Marley: Gültepe ortamı da pek tekin sayılmazdı.. 11 yaşında sigaraya başladım. Araba bujisini ıslatıp kelebelek camına fırlatarak kırmak suretiyle teyp, kolon, amfi hırsızlığına başladım. Kötü arkadaşların kurbanı olmadım. Benim seçimim bedelini de kendim ödemeliydim. Ayrıca kapitalist bir kurguda neyin doğru neyin yanlış olduğunu söylemeyi komik buluyorum. Tornavida yardımıyla zengin olacak bir çetenin elemanıydım. 
Tatyos Bey: Yakalanmadın mı peki?
Bob Marley: Yakalandık tabii. Gayrettepe 2. şubeye götürdüler. Adi suç kapsamına girdiğimiz için şubede bayağı bir ezdiler. Sanki onların yaptığı adi suç değildi. Küçük yaşlarda cezaevi sürecim başladı. Cezaevin sürecinde havalandırmaya çıktığım zamanlarda siyasi abilerle tanışma fırsatı buldum. Havalandırmada fırsat buldukça kendimi siyasi abilerin yanına attım. Eğitim çalışmasıyla geçmiş dönem zaaflarımdan kurtulmamı sağladılar. Gülümsemekten ve dik duruşlarından vazgeçmiyorlardı. Yepyeni bir hayata başlama kararı aldım. 
Tatyos Bey: Ailen nasıl karşıladı?
Bob Marley: Onların derdi çocuklarının böyle bir duruma karışmasından çok komşulara karşı rezil duruma düştüklerini düşünmeleriydi. Tabii mahalledeki insanların beni görünce imalı bakışlar atması da cabası. İş bul baskısı artınca düğünlerde şip şaj fotoğrafçılığı, garsonluk ve davul zurna çalmaya başladım. Eğlence sektöründe çevremiz artmaya  başlayınca para da kazanamaya başladık. Alışveriş yapıp eve torbalarla gidince, babam 100 Numaralı Adam filmindeki Ali Şen'e döndü, bir hürmet etmeler, elden süt içirmeler falan asasjasjsa.
Tatyos Bey: Rastafaryanlık olaylarına da bu dönemlerde girdin sanırım?
Bob Marley: İyi para kazanmama rağmen manevi boşluğa düştüm. Bu dönemde mahalledeki Jamaikalı arkadaşlar bana "Abiler"i önerdiler. Arkadaşların "Sohbet var, sonrasında cigara var." vaatleriyle girdiğim ortamda Abilerin samimiyet temelindeki yaklaşımlarından etkilendim. RISALE-İ RASTAFARYAN kitabını çok içselleştirdim. Ottur, günahı yoktur şiarıyla yola çıkıp, dinimizin geleneğini yerine getirerek cigaranın da dibine vurduk. Muazzam bir inanış, binlerce yıldır kimsenin aklına gelmemesine şaşıyorum.
Tatyos Bey: Sanırım ikinci bir cezaevi sürecin oldu bu dönemde,bu kadar durağan yaşarken nasıl bir daha cezaevine düştün?
Bob Marley: Kanarya Mahallesi'nde sohbete giderken bir eylemin ortasında kaldım, kafamdaki Sarı-Kırmızı-Yeşil bereden işkillenen memur arkadaşlar pek sempatik bakmadılar ve yepyeni bir cezaevi sürecim başladı.Kastamonu Cide'li bir vatandaş olarak emniyet tarafından fahri Kürt ilan edildim.Teröre yardım ve yataklık suçlamalarının yanı sıra Şerifi öldürdüğüm ama yardımcısına dokunmadığım suçlamarını da üzerime yıkmaya çalıştılar.Üzerime atılan suçlara kayıtsız kalamayan Kastamonu Cide Köy Dernekleri Federasyonu'nu ailemi ve beni köy derneğinden ihraç etti. AQ sabahtan akşama kadar batak oynayıp, dedikodu yapmaktan başka özelliği olmayan insanlar her zamanki gibi bilmedikleri bir konuya ön yargılı yaklaşıp, zavallılıklarını ortaya koydular.
Tatyos Bey: İkinci cezaevi sürecinden sonra,siyasi olarak daha faal bir insan oldun galiba?
Bob Marley: Yani, siyasi olarak bu kadar yoğun bir ortamda kaldıktan sonra çomo bile olsan bir şeyler edinirsin ister istemez.
Tatyos Bey: Devrimci Jamaikalılar Partisi'nin temelleri bu süreçte atıldı yani.
Bob Marley: Aynen, 4 sene boyunca haksız yere hapis yatmak ve yoğun siyasi ortamın etkisiyle siyaseti özümseyen bünye cezaevinden çıkınca da durulmadı haliyle. Kafamı delicesine saran Devrim fikri harekete geçmeme neden oldu ve mahalledeki ırkdaşlarımı eğitip örgütlendirmeye başladım. Zaaflarımdan birer, birer kurtuldum: Rastafaryanlığı, suluyu, kuruyu ve hatta kadını bile bıraktım ki "No Woman, No Cry"ı da bu dönemde yazdım. Şarkıyı az İngilizce'yle yazdığım için "Kadın yok,ağlamak yok" anlamını vurguladığımı düşünmüştüm ama meğersem "Ağlama kadınım,ağlama" anlamı çıkıyormuş a.q asasasas.
Tatyos Bey:Ee peki ne oldu da Devrim fikrini bu kadar yoğun yaşarken,bu pratikten vazgeçip hepimizin bildiği Bob Marley profiline dönüştün?
Bob Marley: Yaa bir gün dernekte gene  Devrim üzerine fikir teatresinde bulunurken, karşımda diyalog kurduğum insanların hepsinin Rasta saçlı Dersim bıyıklı adamlar olduğunu fark edince sinirim bozuldu,napıyorum ben amk dedim .Daha kendi iç devrimimi gerçekleştiremeden genel bir devrim yapamayacağım kafama dank edince bütün bu dernek işlerini bırakıp müziğe geri döndüm, devrimi kendi bildiğim şekliyle yapmaya çalıştım: İçerek, severek, sevişerek, eğlenerek...
Tatyos Bey: Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Bob Marley: Durak yaptın amk, döndür de gelsin! asıasıasıasıas.