Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Bertolt: Hayat Bir Sahnedir, Sahne de Hayat!

2016-10-02 04:31:25


Tatyos BeyZaman ötesi muhabirimiz Tatyos Bey bu hafta, dostu  Antonio İbriktaroğlu ile birlikte karşısına Bertolt Brecht'i aldı. Bertolt, Bayburt'ta başlayıp Eskişehir'e uzanan tiyatro serüvenini anlattı...
Dostum Antonio İbriktaroğlu ile birlikteyiz bu hafta. Bertolt Brecht'i davet ettik, kırmadı bizi.  Üçümüz birlikte, tarihe tanıklık etmiş nadide miraslardan Aspendos’ta bi sohbet gerçekleştireceğiz..
Tatyos: Öncelikle davetimizi kabul ettiğin için teşekkür ederiz.
Bertolt: Aman efendim ne münasebet  reca ederim..
Tatyos: Başlayalım mı mirim..
Bertolt: Gayet tabi mirim.Bayburt merkeze bağlı Aşağıçimağıl köyünde dünyaya geldim.Oportünist bi pederim vardı.Çocukluğumdan itibaren ruhum karmaşalara mazhar oldu.Peder,Cem Boyner’in partisine oy atıp Abdulhamidi savunan;Cuma namazına gidip Cumartesi rakısını ihmal etmeyen bir kişilikti.Annem ise cennetini garantilemek için imam olmayı esas almam için üzerimde olağandışı bi duygusal baskı oluşturuyordu.Bu çelişkilerden bi çıkış yolu bulmalıydım.Doğulu desen değil Laz desen değil arada kalmış bi il Bayburt.Tezatlık buradan başlıyor.
Antonio İbriktaroğlu:Tiyatro ile ilgili fikirler nasıl gelişti?
Bertolt: Abi sorma.Anamında sevdiği din kültürü öğretmenim Ziyaeddin bi gün beni alıp Necip Fazıl’ın yazdığı “Reis Bey”adlı tiyatro oyununa götürdü.Orada “Ağlyabilseydiniz anlayabilirdiniz”repliğindeki ajitasyonunu duyunca kafada şimşekler çaktı, muhafazakarlık ile ilişkimi tek taraflı feshettim. Bu vahim hadise 27 Şubat 1997’de vuku buldu. Bedduanın kelebek etkisiyle 28 Şubat yaşandı. İçim içimi yemişti o gün. Tiyatro öyle yapılmaz böyle icra edilir diyerek kolları sıvadım.
Tatyos: Oyunculuk senin ruhuna işlemiş mirim; fular, röpdeşambır vs..
Bertolt: Düşün,Bayburt gibi bi yerde tiyatro yapıyorsun. Herkesin cinsel karmaşalarını bastırıp patlamasını yoğun yaşadığı güzide illerimizden birisidir. Fular, esnafın muhafazakarlığını kırmak, ölçmek için kullandığım bi sosyal deney. İlk yıllarda “Ağaç ada, kayıp kar tanesi” rolleri oynarken bi yandan da yazıyordum. Bu entelektüel vukudan iyice rahatsız olan peder bey şehvetimi ve hayatımı sıfırlamak adına caminin altındaki eletrikçiye çırak olarak verdi. Etrafım bi anda çul, çuval yelekli. deri mes giymiş varlıklarla doldu. Mizah çölüne düştüm anlayacağınız. Elektrikçiyiz lakin televizyon ve bilimum elektronik aletlerin de tamirini yapıyorduk. TV tamir ederken bi anda Genco Erkal TV de belirdi; sahnede yumruklarını kendine doğru sıkarak deparlar atıyor, boyun damarları neredeyse vucudundan ayrılacak gibi duruyordu üstadın. O cereyan benim davudi sesime de intikal etti. O gün bugün Genco Bertolt derler. Neyse  tiyatroya merak saldığımdan üniversiteyi kazanıp Bayburt’un bana göre karmaşık olan ortamından Maradona edasıyla süzülüp uzayarak çıkmam gerekiyordu.
Tatyos: Eskişehir yılları başladı sanırım?
Bertolt: Evet üniversiteyi kazanıp Eskişehir yollarına düştüm.Öğrenci kenti olan Eskişehir bana Prag’ı anımsatır. Köprüler, Posuk Çayı, soğuk.. Anadolu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesine kaydımı yaptırdım. Derhal kendime yakın tiyatral anlayışa sahip gencolar ile ilişkilenmenin koşullarını zorlamaya başladım. Bi baktım kendiliğinden kalın Dersim bıyığım oluşmuş. Kalın bıyıklı bi güruh ile beraber kendimizi Eğitim-Sen tiyatro topluluğunda bulduk. Halk için bi şeyler yapabilme düşüncesi beni heyecanlandırıyordu. Deri mes ve çuval yelek görmekten libidom sönmüştü. Uzun uğraşlar sonucunda oynamaya karar verdik (Sofokles’in Antigone'sini oynamayan bizden değildir hısısısısısı) Tıklım tıklım salona karşı başarılı sayılabilecek bi oyun çıkardık. Dar gelirli bir ailem olduğundan tiyatro’ya kısıtlı zaman ayırabiliyorum. Gündüzleri matbaada çalışıyorum, akşamları 5:30-7:30 arası Kovboy fotoğrafçısında çalışıyorum. Geceleri ise hayrına öğrenci evlerine kaçak elektrik döşüyorum. TV ve bilimum elektronik eşyalarını da hayrına tamir ediyorum. Küçük burjuva az kalsın tiyatro hayatımı bitiriyordu. Bu at hırsızlarının elektronik eşyalarını  tamir edeceğim diye sevgilim, gitar çalan bi denyoya gitti. İstemem eksik olsun! Hiçbir şey kaçak elektrik döşenmiş bi öğrenci evindeki öğrencilerin ısınırken yüzündeki gülümsemenin mutluluğunu veremez bana.zİstemem eksik olsun sevgili!
Tatyos: Günümüz tiyatrosu hakkında ne düşünüyorsun?
Bertolt: Metod oyunculuğunu oldukça kışkırtıcı buluyorum. Özellikle Eğitim-Sen topluluğunda ki aziz arkadaşlarımın bu oyunculuk tarzından oldukça rahatsız olduğunu, hatta kimisinin karbüratörü bozduğuna şahit oldum. Bir çok yeni akım bulunmakta. Tabi burada "sanat için- halk için" tartışmalarına girmek uzun sürer ya da neyi nasıl yansıttığın. Kanaatimce en iyi şey hissetmek, çözümlemek, anlatabilmek; zaten aktör dediğin nedir ki?
Tatyos: Aile ile bu dönem ilişkiler ne durumda?
Bertolt: Aileme talebelik ve Tiyatro Komünizmi çağrıştırdığından, az buçuk korku ile birlikte derinlerden bi saygı da duyuyorlardı. Doğu Ekspresi ile giderken Baragan’ın Dikenleri gibi zorlu koşulların hüküm sürdüğü toprakları geçerken, tren yolculuğunda toplumcu yönüm kemikleşiyordu. Bu yolculukların bu yüzleşmelerin hayatıma, sanatıma pozitif değerler kattığına inanıyorum. Matbaadan ve fotoğrafçılıktan kazandığım paralarla trenin restorantında içtiğim rakıları ve yediğim mezeleri hiçbir sofraya değişmem. Fotoğraf arşivimin  bi kısmını bu yolculuğun anıları oluşturur. O dönemde Eskişehir’de öğrencilik yapmış ve hayatıma dokunmuş bir çok arkadaşımın fotoğraflarını yalnız Kovboy Foto'da tab ettirip hepsine hediye ettim.
Tatyos: Son olarak okuyuculara söylemek istediğin bişey var mı?
Bertolt: Evet.Hayat bir sahnedir sahnede bir hayat.
Şimdi Davudi sesiyle Antonio İbriktaroğlu beni kırmayarak bi Bertolt Brecht şiir seslendirecek dinleyelim: Bizden Sonra Doğanlar.. Dinlemek için TIKLAYIN