Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Deniz’e “Patron” mu diyorsunuz?

Cem: Abi diyoruz. Ömer abinin bahsetmiş olduğu şeye katılıyorum. Oyuncu yetiştiren bir takım olarak görülüyoruz. Ruggers’ ın aslında farkı bu. Lig de başka takımlar var, bir tanesi Erasmus’ tan gelen öğrencileri takımda barındırarak bir yerlere varabilmiş. Bir diğeri konsolosluklar ile yakın işler kurmuş, o oyuncuları almış. Bir başkası, bu kulüplerin bulduğu oyuncuları kendine transfer etmiş, bir yerlere gelmiş. Ya da beden eğitimi spor meslek yüksekokulunda güreş ile ilgilenen öğrencileri bir şekilde buraya yönlendirmiş. Biz gerçekten bu işle hiç alakası olmayan insanları buraya getirip, 100 antrenman ile kondisyon ve teknik yükleyip onu gelecek sene lig de oynayabilecek seviyeye getiriyoruz. 

Sinan: Sağlam motivasyon var. Deniz’in bu motivasyonu ne ile yaptığını merak ediyorum doğrusu.

Batuhan: Ya 4 yedekle tüm maçlarda sahaya çıktık. Ne olursa olsun çıktık. Deplasman ücreti vs. yok bizde. Kendi aramızda para toplayıp, otobüse atlayıp gittik Ankara’ya. Samsun’a da İzmir’e de gideriz bu şekilde. Nerede oyun varsa oradayız! Üçüncü devresinde de oradayız bak, hiç saygısızlık yapmadık, yapmayız.


Cem: Herkesin bakışı böyle bize zaten! Ragbi camiasında Ruggers iyi takım, fair play ruhu olan takım olarak tanınır. Çirkef bir takım olmadık hiçbir zaman. Maça çıkmamazlık etmedik. Pis oynamadık. Kimseden böyle şeyler duymadım ben.

Ömer: Ben de gurur duyuyorum takımımla! Maçın 5. Dakikasında burnu kırılsa adamın, 75 dakika boyunca o maçı tamamlıyor. Bak söylemeye utanıyorum ama parmağım kırık. Oynuyorum. Bunun parçası olmak harika bir şey. 

Görkem: Ben bu takımın en yeni oyuncusuyum. Deniz abi ile yaklaşık 4 yıldır tanışıyoruz. Başka takımda oynuyordum, ayrılma kararı aldıktan sonra Ruggers 34’ e gelme kararı aldım. Bu kararı alma sebebim Deniz ağabeydir.  Antrenman motivasyonunu çok iyi biliyorum Deniz abinin. O yüzden arayıp “abi senin takımında oynayabilir miyim?” dedim. Takımda müthiş bir disiplin ve motivasyon var. Sezon başladığından beri 18-19 kişi yapıyoruz antrenmanları. Ben lise yıllarında 3-4 kişi ile antrenman yaptığımızı hatırlıyorum. Bu insanı ister istemez demotive ediyor. Burada tüm antrenmanlarda takımın tamamını bir arada gördüğün zaman bambaşka bir ruh doğuyor. 

Batuhan: Kışın hafta içi yaptığımız antrenmanları görmelisiniz. İşten çıkıp takım elbiseyle geliyorsun, çıkarıp formanı giyiyorsun. Doğru dürüst bir soyunma odası yok. Hava soğuk mu, yağmurlu mu, karlı mı mühim değil. Çamurun içerisinde 2 saat çalışıyorsun. Saat 22:00 de bitiyor antrenman, eve dönmen saat 23:00! Ertesi sabah iş var. 

Görkem: Bütün bunlara rağmen de keyfin acaip yerinde!

Sinan: Ruggers’ ın hedefi ne?

Görkem: Şampiyon olmak?

Cem: En iyisi olmak?

Batuhan: Bu nasıl soru?

Ömer: Başka bir şey olmaz! Mesela ikincilik olmaz! İkinci dediğin kimdir? Looser’ların en tepesindeki kişidir. “Birinci kaybedendir”. Ben öyle bakıyorum meseleye! Karşımızdakileri arkadaşlık, dostluk ve kardeşlikte yenmeye çıkıyoruz biz! Yenemezsek, düşündüğümüz tek şey bu olur bizim.  

Cem: Bunu profesyonel olarak yapsaydık, bir yerlere geleceğiz, para kazanacağız falan diye düşünseydik böyle olur muydu acaba? Hiç sanmıyorum!

Ömer: Hayır, aman sakatlanacağız, aman bir şey olacak diye düşünürsün. Var öyle tipler yani “sakatlanacağız” diye düşünürler.

Görkem: Çoook!

Ömer: Ragbiye başlıyor adam, güzel kondisyon yapıyor. Sporla toparlıyor kendini. Sakatlandığında da tık diye bırakıyorlar. Kariyeri bitiyor insanın yani. Ondan sonra tek şansı özel antrenörlük. Haliyle sakatlanmaktan korkuyor.

Batuhan: Kıyamıyorlar güzel vücutlarına (gülüşmeler)

Cem: Şimdi sakatlanmaktan falan bahsedince aklınıza yanlış bir şey gelmesin. Biz daha başladığımız gün, ilk antrenmanda düşmeyi öğretiriz arkadaşımıza. En az hasarı alsın diye… Yani sakatlanmak o kadar kolay bir şey değil. Endişelenmesin, ragbiye başlamak isteyenler.

Sinan: Çok sert bir spor olduğu gerçeğini de saklamayın ama!

Görkem: Ama tekniği olan bir spor! Bakın ben 7 yıldır yapıyorum ve hâlâ bir yerim kırılmadı.

Batuhan: Maşallah! Ben de her yerde söylemek istemiyorum ama 11 senedir sakatlanmadım. 

Görkem: Önemli olan doğru tekniği kullanmanız. Düşme esnasında yapmanız gereken belli şeyler var. Birkaç korunma tekniği ile sakatlanmadan uzun yıllar oynamanız mümkün.

Sinan: Hoca faktörü çok önemli o halde? Bütün bu tekniklerin öğretilmesi önem kazanıyor?

Cem: Deniz abi en büyük avantajımız. Aynı anda hem teknik direktör hem de oyuncu olması, üstelik genç bir oyuncu olması çok büyük avantajımız.

Sinan: Kaç yaşında ki?

Batuhan: 40 yaşında.

Sinan: Genç mi oluyor 40 yaş yahu?

Cem: Genç, genç boş ver! Sahada ne ile karşılaşacağımızı bildiği için bizi her duruma hazırlıyor ve o şekilde motive edebiliyor. Bu diğer kulüplerde çok da rastlanan bir şey değil.