Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Hoca merhaba! Sizinle yaptığımız röportaj hâlâ Reportare’nin en çok okunan röportajları arasında ilk sıralarda. Değerlendirmeleriniz büyük ilgi gördü.

Neşe Özgen: Söz hakkı verdiğiniz için teşekkür etmeliyim o halde. Çok sevindim buna gerçekten.

Sinan: İsterseniz hemen sizin şu sıralar fazlasıyla üzerinde durduğunuz gündemden başlayalım söze. Türkiye’de siyasi gündemi siyasi otorite belirler oldu. Bunun karşısında da kendi gündemini üretmek yerine siyasi otoritenin belirlediği gündemin peşine takılan, belirleyici olamayan, müdahil olamayan bir muhalefet var. Siz  “Aydının iflası” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Neden böylesi bir entelektüel çoraklık içine girdik? Neden felç olduk?

Neşe ÖzgenNeşe Özgen: Geçen sohbetimizdeki tespitlerden biri de enformasyonun, bilgi akışının ve haber ağlarının hızla yok edildiği ve buna karşılık iktidarın yönlendirme kapasitesinin çok yükseldiği üzerineydi. Şimdi o tespitin sonuçlarını görmekteyiz aslında. Her ne kadar bütün bunlar yapısal olarak çok gerilerden başlayan bazı erozyonların artık iflas etme görüntüsü olsa da; temel meselemiz Türkiye’de organik aydının yetersizliği bence… Sadece organik aydının yetersizliği de değil üstelik; muhafazakar elitlerin yokluğu, liberal yapının kendisini yeterince geliştirmemiş oluşu ve devletle çok fazla içli dışlı olması da önemli birer etmen. İflas görüntüsünü büyük ölçüde veren bu… Ama onun da  ötesinde, geçtiğimiz 25-30 yılda üniversite eğitiminin ticarileştirilerek içinin boşaltılması da bir etmen… Bologna süreciyle başlayan, üniversiter eğitim meselesinin sadece sayısal verilere indirgenmesi, yani “şu kadar öğrenci aldık, şu kadar mezun ettik” denilirken iç kapasitenin ne olduğunun asla kontrol edilmemesi bir etmen… Bütün bunların sonuçlarını yaşıyoruz şimdi. Artık örneğin sağlığımızı emanet edeceğimiz tıp doktorlarına, adaleti arayacağımız hukukçulara, çocuğumuzu emanet edeceğimiz iyi eğitmenlere giderek daha az rastlıyoruz. İyi eğitmenler, iyi hekimler, iyi hukukçular farkındaysanız hep 50 yaş üzeri insanlar olmaya başladılar.

Sinan: Bir nevi cepten yiyoruz?

Neşe Özgen: Maalesef! Bir kredi biriktirmiştik ve artık hakikaten o krediyi kaybediyoruz. Şimdilik idare ettiğimiz 50’li yaş grubu profesyoneller, arkadan gelen gençlikle beslenmediğinde ne olacak peki? Tıpta, eğitimde, hukukta, her alanda çöküş yaşanacak. Genç profesyonellerin ciddi biçimde mesleki gelişim eksikliğini görüyorum ben. Bu çok önemli bir mesele…

Sinan: Eğitim alt yapısının çöküşünden mi kaynaklanıyor bu?

Neşe Özgen: Eğitim alt yapısından da, üst yapısından da kaynaklanıyor doğrusunu isterseniz. Yıllar boyunca her tür bürokrasiyi, kamu iktisadi teşebbüsünü, kamusal alanı devletle eklemleme gayretinin sonuçları bunlar.

Sinan: Devletle mi yoksa değişen siyasal iktidarlarla mı?

Neşe Özgen: Devletle! Değişen siyasal iktidarlar da kendisini devletin içerisine oturttuklarından,  kendilerini devlet olarak düşünüyorlar. Devlete alternatif, yapısal çıkış yapabilen siyasi grup olmadı. Zaman zaman bazı çıkışlar olsa bile bunun sürdürülebilirliği esastır.