Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Tanışıklığımız, Kıbrıs’taAnnan Planıreferandumunun yapıldığı 2004 yılına dayanıyor. AB’den Ortadoğu’ya, Kıbrıs’tan Rusya’ya gerek ilişki ağı, gerek yazıp çizdikleriyle ilginç bir akademisyen ve sivil toplum aktivisti Mensur Akgün.  
Son dönemde Ortadoğuanalizlerini ilgiyle takip ettiğim Mensur Hoca ile sohbetimizde mümkün olduğunca iç politika cenderesinin dışına çıkmaya özen göstererek, dünyada ve özellikle Ortadoğu’da geniş bir ufuk turu yapmaya çalıştık. Kültür Üniversitesi’ndeki odasında bir yandan kahvelerimizi yudumlarken, bir yandan Mensur Hoca’nın keyifli anlatımıyla 2 saate yakın zaman geçirdik. 
Konu Ortadoğu olunca ister istemez AKP’nin dış politikası, Suriye, Kürt sorunu gibi “netameli” meselelere girmek zorunda kaldığımız bu uzunca sohbetten anlayacağınız gibi, her ne kadar “dışarıya bakmaya çalışsak da”, sonuçta “içeriden” bakmaktan kurtulamıyoruz… 
Türkiye’nin son dönemde bir çok fırsatı iyi değerlendiremediği görüşünde Mensur Akgün. Özellikle Kobane olaylarının iyi yönetilemediğini ve Kobane’nin desteklenmemesi nedeniyle Türkiye açısından, bugünü de belirleyen çok önemli bir fırsatın kaçırıldığını düşünüyor. Dünya, çok ciddi ve yönetilmesi zor krizlerle boğuşurken, Türkiye toplumuna ve siyasetçilere “itidalli bir gerçekçilik” tavsiye ediyor. 
Katılacağınız, katılmayacağınız ama mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken analizleriyle Mensur Hoca ile yaptığımız bu uzun sohbeti ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.
Röportaj: Sinan Dirlik
Fotoğraflar: Doğuş Kozal