Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Kazandığınız Her 100 TL'nin 56 TL'si Devlete Gidiyor!

2016-10-09 00:00:00

Ozan Bingöl, kitapları, televizyon programları, köşe yazılarıyla vergi mevzuatı alanında çok iyi tanınan bir uzman. Asgari ücretten KDV, ÖTV gibi artık hayatımızın parçası haline gelen dolaylı vergi uygulamalarına, devletin ücret ve vergilendirme politikaları üzerine yaptığımız sohbette Ozan Bingöl, çoğumuz için karmaşık gibi görünen konuları son derece anlaşılır, yalın bir dille anlattı. 

Röportaj: Cüneyt Akgül

Cüneyt Akgül: Ozan Bey asgari ücret cidden 1.300 TL oldu mu? Yoksa paradan altı sıfırın atılmasına mı denk geldik yine? Bu işin doğru hesabını nasıl yapmalı? Herkesin farklı şeyler ifade ettiği bu hayati konuda neyi, nasıl anlamalıyız? 

Ozan Bingöl: Tabii ki. Asgari ücret 1 Ocak tarihi itibariyle brüt 1.647 TL, net 1.177 TL oldu. Ancak bekar bir vatandaş için elen geçen tutar AGİ dahil 1.300 TL’dir. 
Cüneyt Akgül: AGİ dediğiniz ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ ne manaya geliyor?
Ozan Bingöl: Aslında kısaltılmış adı AGİ olan asgari geçim indirimi hayatımıza 2008 yılında girdi. Hatırlar mısınız, eskiden vergi iade zarfları vardı, hani? Biz memuriyet stajımızı işte o zarfları doldurarak yapmıştık zaten :)) O uzun uzun şirket isimlerini, o vergi iade zarfının arkasındaki daracık yerlere sığdırmaya çalışmakla geçti gençliğimiz. Bir dönemin sivil polislerinin mesleği idi vergi iade zarfı satmak! Neyse gelelim konumuza... İşte 2008 yılında ücret geliri elde eden, yani maaşlı çalışan vatandaşları bu külfetten kurtarmak için yürürlüğe girdi AGİ. Bakın burada da usulsüzlük var, misal bugün 3.500 TL brüt ücret alan bekar bir vatandaş yılda 1.482 TL AGİ alır. Eski sistem olsaydı 3.500 TL, brüt ücret üzerinden yıllık 2.100 TL vergi iadesi alacaktı. İşte AGİ budur. Şimdi biraz açacak olursak öncelikle şunu bir daha belirtelim ki net asgari ücret 1.177 TL. Önceki yıllarda asgari ücret ocak ve temmuz olmak üzere iki defaya mahsus olmak üzere belirlenirdi. Bu yıl ilk defa tek sefer zam yapıldı, yani temmuzda ikinci bir zam yok. Hani asgari ücrette vaat 1.300 TL idi ya? Eski sistem olsaydı rutin artışla temmuzda zaten 1.301 TL olacaktı. Ayrıca ocak ayından itibaren 1.300 TL olması, vatandaşı yıl sonuna doğru mağdur edecek.
Cüneyt Akgül: Ama ilk bakışta sanki daha çok para kazanıyormuşuz gibi bir serinlik hissi var bizlerde?
Ozan Bingöl: O yapay bir serinlik hissi sanırım. Kazancınızdan ödediğiniz gelir vergisinde dilim kavramı var. Şöyle izah edeyim: Geliriniz arttıkça vergi oranınız da artar. Bu nedenle daha fazla vergi ödersiniz. Yıl boyunca sabit maaş alıp nasıl vergi oranı artar diye düşünmeyin, kümülatif olarak bakılır yıllık gelire. Yani siz her ay 1,647 TL brüt asgari ücret alırsınız her ay vergi hesaplanırken matraha önceki maaşların da vergi matrahı eklenir. O serinlik ve daha çok kazanacağız hissi gerçeklerle pek örtüşmüyor. Çünkü yıl sonuna doğru gelir vergisi tarifesi %15’ten ikinci dilim olan %20’lik dilime çıkacak. Yani asgari ücretli vatandaşın eline ekim, kasım, aralık aylarında 70 TL daha az maaş geçecek. Bu şu demek 1.300 TL vaadi ekim, kasım, aralık aylarında 1.230 TL’ye düşecek!
Cüneyt Akgül: Benim kafam karıştı. Ocak Temmuz arası daha fazla, Ekim Kasım ve Aralık’ta daha az mı kazanacağız.? Şimdi biz yıl boyunca daha fazla mı kazanmış oluyoruz daha mı az?
Ozan Bingöl: Dedim ya, maaş sabit ama vergi oranı artan :)) 
Cüneyt Akgül: Nasıl çözeceğiz peki bunu?
Ozan Bingöl: Çözümü şimdilik yok maalesef. Zaten Brüt 1.647 TL, net AGİ dhil 1.300 TL, aylık çalışma saati resmi (!) 225 saat, bir saat çalışma karşılığında hak edilen ücret 5,77 TL daha ne denir ki! Bitmedi! Mesela, bir şirket sahibi patron, çocuğunun binlerce lira özel okul masrafının hepsini gider yazıp vergiden düşebilirken, ücretli çalışan vatandaş sadece 21 TL AGİ alır! İşte adalet.
Cüneyt Akgül: Yani benim şirketim çocuğumu gönderdiğim kolej masraflarının tamamını gider yazarak vergi avantajı sağlarken – ki sanırım binlerce liralık bir şeyden bahsediyoruz- asgari ücretli aylık 21 TL. avantaj sağlıyor. En yakın mesafede okul servisinin aylık ücreti bile 100-150 TL değil mi?
Ozan Bingöl: Maalesef acı bir gerçek. Bu devlet canlı doğan buzağı sahibine 375 TL emzirme yardımı verirken doğum yapan sigortalı anneye 122 TL’yi reva görüyor! 
Cüneyt Akgül: Devlet  evlenene çeyiz yardımı yapıyor, köprü yapan zarar ederse zararını karşılıyor, elektrik dağıtım ihalesinde zarar eden şirketi sübvanse ediyor. Asgari ücret için yanılmıyorsam işçi başına işverene 100 TL teşvik vereceklerini de açıklamışlardı değil mi? Genel olarak bu sübvansiyonlara, bu işveren desteğine nasıl bakmalıyız?
Ozan Bingöl: Evet 100 TL verecekti. İlk iki ayda daha bir şey yok. Zaten 100 TL teşvikten faydalanmak için şartlar o kadar fazla ki 5,5 milyon asgari ücretliden en fazla 3 milyonu bu şartları taşıyabilir.
Cüneyt Akgül: Yani durum çok içi açıcı değil?
Ozan Bingöl: Ben söylemiyorum. Daha vahim örnekler var mesela hiçbir yerde söylenmeyen, yazılmayan. Bakın TÜİK'e göre Türkiye nüfusunun %15’i, yani 11 milyon 700 bin kişi, aylık 500 TL’nin altında bir gelirle hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Ülkede 13,5 milyon kişi nakdi devlet yardımı almakta. Gerçekten rakamlar ürkütücü ve bunlar resmi rakamlar, gayrı resmîyi siz düşünün artık.
Cüneyt Akgül: Gayrı resmîye ulaşmak da pek mümkün görünmüyor ama Yunanistan nüfusu kadar insan devlet yardımıyla ayakta, hane halkı tüketim verilerinden yanlış hatırlamıyorsam 17 milyon insan, yani Hollanda nüfusu kadar insan da sürekli yoksul kategorisinde yaşıyor demektir bu durumda. Vatandaşa bunların tane tane izah edilmesi sizce kimlerin görevidir? Biz ne ara bu kadar fakirleştik, yoksa hep mi fakirdik?
Ozan Bingöl: Bunu izah etmek, bilen her namuslu vatandaşın görevi. Hesabını sormak ise siyasi partiler, STK’lar ve vatandaşın görevi elbette. Hiçbir zaman zengin olmadık ama özellikle son 15 yılda yoksullaştık, fakirleştik. Alım gücümüz azaldı. Her ne kadar görünürde enflasyon rakamları tek haneli görünse de vatandaş cebinden çıkana bakıyor, pingpong topuna değil! Sokağın enflasyonu farklı. İşsiz bir insanın enflasyonunu nasıl hesaplayacağız? Olmayan paranın satın alma gücü yada enflasyonu olmaz.
Cüneyt Akgül: Bir diğer konumuz- ki asıl konumuz- sizin de uzmanlık alanınız olan vergiler. Ozan Bingöl vergi denince mevcut vergi uygulamalarından hareketle ne hisseder? Yakın dönemde vergi affıyla gündeme gelen büyük ve kimisi uluslararası şirketler var örneğin. Tüketici gözüyle, dar gelirli gözüyle vergi adaleti konusunda ne söylersiniz? Bir de vergi affı demişken; yanlış bilmiyorsam bir tahakkuk eden yani devletin ödenmesine hükmettiği vergi ile tahsil edebildiği vergi arasında da eskiden beri bir takım farklar var. Yakın döneme baktığımızda tahsil-tahakkuk oranları ne durumda? Yani devlet alması gereken verginin ne kadarını alabiliyor sizce?
Ozan Bingöl: Söylenecek o kadar çok şey var ki. Nereden başlasam bilemedim. İlk olarak şunu belirtmeliyim ki gerçekten ülkemizde ağır bir vergi yükü var vatandaşın sırtında. Tüm vergi kanunlarımız işverene, patronlara dönük düzenlemelerle dolu. Sade vatandaşın sadece üzerindeki dolaylı vergi yükü %67. Yani aldığımız hava dışında heryerde herşeyde vergi var. Misal, bir vatandaşın 100 liralık kazancının yaklaşık 56 lirasının devlete vergi olarak geri döndüğünü biliyor muydunuz? Ya da sabahları uyanınca yüzünüzü yıkamak için musluğu açtığınızda güne 3 adet vergi; (Çevre Temizlik Vergisi, Atık Su Bedeli, KDV) ile başladığınızı biliyor muydunuz?
Cüneyt Akgül: Su özelinde şöyle bir şey hatırlıyorum: İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nde su temel insan ihtiyacı olduğu için haklar kapsamında ele alınıyor oysa. Bizlere okullarda vatandaşlık, hayat Bilgisi gibi dersler veriliyor ama biz bunları ne kadar biliyoruz?
Ozan Bingöl: Zaten sosyal bir devlette su, kar ya da kazanç kapısı olamaz. Bizde birde vergisi var! Türkiye'de bugün itibariyle; 46 çeşit vergi cezası, 22 çeşit harç, 20 çeşit fon ve katılım payı ve 211 çeşit vergi türü bulunduğunu biliyor muydunuz? Yani saymakla bitmez. 
Cüneyt Akgül: Einstein’a anlatır gibi anlatın lütfen. Yerli Einstein’a. Direkt ve dolaylı vergi diyoruz örneğin; özellikle KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler mi vatandaşları mağdur eden?
Ozan Bingöl: Evet dolaylı vergilerin en temeli onlar diyebiliriz. Varlıklı bir vatandaş bugün 1 milyon liraya konut alıyor %1 KDV ödüyor, işçi karnını doyurmak için 1 TL'ye simit alıyor %8 KDV ödüyor! Adalet bunun neresinde? Devletin temel geliri olan vergilerin 2015 yılı toplamı 407 milyar TL, bunun 135 milyarı KDV, 96 milyarı ÖTV'den elde edilmiş. Yani neredeyse yarıdan fazlasını sade vatandaş ödüyor.
Cüneyt Akgül: Bu hesaba vatandaşın ödediği direkt vergiler dahil değil sanırım?
Ozan Bingöl: Tabii ki değil! Size 2015’ten bir somut örnek vereyim mesela; 2015 yılında bir patronun ödediği ortalama yıllık gelir vergisi 5.148 lira. Diğer yandan; brüt 3.000 TL, net 2.057 TL ücret alan bir işçinin ödediği yıllık vergi ise 5.632 TL. Patronundan daha fazla gelir vergisi ödeyen bir işçi ve buna müsaade eden bir vergi sistemi.
Cüneyt Akgül: Rahmetli binlerce işçiye istihdam yaratmış, iş vermişti diye ağlayanlar geldi de bir an gözümün önüne. Peki; örnekleri çoğaltabilir miyiz?
Ozan Bingöl: Tabii ki. Bakın bugün Türkiye’de petrolün varil fiyatı 1 kuruş olsa dahi Benzin 2,56 TL, Motorin 1,87 TL'den aşağı satılamaz! Çünkü ülkede akaryakıtta sabit ÖTV var, yetmezmiş gibi onunda %18 KDV'si var! Bunu patron işveren gider olarak vergiden düşebiliyor ancak ücretli çalışan vatandaşın bundan kurtulma ihtimali dahi yok.
Cüneyt Akgül: İşveren koleji, yakıtı, diğer giderleri vergi hukuku içerisinde eritebiliyor, işçi eritemiyor ve akaryakıt üzerinde özellikle bu denli ağır bir vergi yükü varken trafiğe çıkan araç sayısını, lüks araç piyasasının hız kesmediğini göz önünde bulundurursak bunu nasıl açıklamamız gerekir?
Ozan Bingöl: Yani çok net lüksü seviyoruz, tüketim toplumuyuz ve gösteriş bizim için herşey. Buna yakın bir örnek vereyim isterseniz; Türkiye’de kişi başı milli gelir 10.000$ civarında iPhone 6S plus telefonun satış fiyatı ise 1.503$! ABD’de kişi başı gelir 55.000$ civarında iPhone 6S plus 849$. Ama bu telefonun ülkemizdeki satışı ABD'nin 1,5 katı, daha ne diyebilirim?
Cüneyt Akgül: Vergi örneklerine devam edelim isterseniz 
Ozan Bingöl: Bakın bugün sıfır bir otomobilin satış fiyatında %145 ÖTV uygulanırken, yat, tekne ve kotralarda bu oran sadece %6,7'dir. Bu mudur adalet sizce? Profesyonel bir Süper Lig hakemi ülkemizde sabit 10.000 TL, maç başına da 5.760 TL olmak üzere ayda ortalama 33.000 TL gelir elde ediyor ama vergiden muaf. Asgari ücretli bir vatandaş yılın ilk 9 ayında %15, son 3 ayında %20 vergiye tabi. Biraz daha anlatırsak okuyucularımızın içini karartacağız diye ürkmüyor değilim.
Cüneyt Akgül: Benim karardı şahsen. Hakemlerden şikayet eden kulüp başkanları gibi görünmek istemem ama o örnek de oldukça çarpıcı bir örnek. Pekiyi diğer alanlarda durum ne mesela?
Ozan Bingöl: Örneğin tarım; Yat, kotra, tekne ve gemilerin kullandıkları akaryakıtta "0" vergi, çiftçinin traktöründe %55, traktöründe kullandığı mazotunda %67 vergi. Yani çiftçiye ortalama 3,80 TL'den satılan mazot yat-kotra-tekne-gemi sahiplerine ÖTV'siz 2,06 TL'den satılıyor!
Cüneyt Akgül: Her seçim döneminde gündeme geliyor ve oy dağılımına bakmaksızın, bir parantez açmaksızın söyleyebilirim ki; kırsal kesim her defasında bu vaadlere kanıyor. Nerede yanlış yapıyoruz? 
Ozan Bingöl: Kanarak! Örneğin mazot yardımı, gübre yardımı çok komik rakamlar, teknojik tarım aletleri yok denecek kadar az. Sonuç olarak, Konya ilimiz büyüklüğündeki Hollanda’nın 2015 tarımsal ihracatı 93 milyar$. 7 katı büyük tarımsal alanı olan Türkiye'nin ise 18,7 milyar$... Yarısından çoğu tarım arazisi olan ülkemiz, yarısı çöl olan İsrail'den yılda 174 milyon dolardan 45 ton tek kullanımlık tohum ithal ediyoruz. Ukrayna'dan saman, Rusya’dan buğday, Fransa’dan arpa, İtalya'dan pirinç, Çin’den sarımsak, Meksika'dan nohut, Kanada’dan mercimek ithal ediyoruz, işte sonuç bu.
Cüneyt Akgül: Biz bu kadar zenginsek neden işçi, emekçi hem üretip hem de vergi yükünü taşıyor?
Ozan Bingöl: Zengin olduğumuz konusunda şüpheliyim.  ama tabi Türkiye’de en zengin ve en fakir %10’un gelir farkı 16 kat!
Cüneyt Akgül: Eğitim sitemi son 14 yılda 28 kez revize edilmiş. Dünyada pedagojik olarak bu denli hızlı bir dönüşüm yaşanmış olabilir mi sizce? Nerede yanlış yapıyoruz? Bu düzenlemeler silsilesi sonucunda öğrenim düzeyimiz ne vaziyette? Bir de benim konuştuğum temel sağlık gereksinimini dahi güçlükle karşılayabilenlerin dolaylı ücretlerden, örneğin reçete parası, katkı paylarından şikayetlerini daha sık duyar oldum. Bunun vergiyle bir ilintisi var mı? Sağlık için neler söylemek istersiniz?
Ozan Bingöl: Ülkede eğitim sistemi artık son demlerini yaşıyor zaten. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde 78 milyon insanın ortalama eğitim süresi 7 yıl 6 ay. Yani görünen tabloda ülke ortaokuldan terk! Evet eğitime para harcandığı devamlı dile getiriliyor, durmadan yatırımlardan bahsediliyor ama uygulamada, görünürde herhangi bir atılım yok. Yetmezmiş gibi özel okullara teşvik veriliyor. Halktan toplanan vergiler zenginin çocuğu özel okulda okusun diye teşvik olarak dağıtılıyor. 2015 yılında dağıtılan teşvik tutarı 577 milyon TL, buyur buradan yak! Maalesef halktan toplanan vergiler harcanırken çok cömert davranılıyor. Bugün devletin kiraladığı kamu binaları ve taşıtları için milyarlarca lira kira bedelleri ödeniyor. 
Cüneyt Akgül: Mercedes Futbol Milli Takımı’na sponsor oluyor gibi görünüyor ama sanki biz Mercedes’e sponsor oluyormuşuz gibi hissettim bir an.
Ozan Bingöl: Misal TRT, Ankara'daki hizmet binalarının temizlik işleri için çıkan ihalede 2 yılda 21 milyon 234 bin TL ödeyecek. Yani TRT'nin aylık 884 bin TL temizlik masrafı var! Devlet, kendi kurumlarına ait toplam 441 bin 588 sabit ve cep telefonu hattı için 2015 yılında 155 milyon 159 bin TL fatura ödemesi yapmış.
Cüneyt Akgül: Bir yandan devlet kurumlarının kullanımına açık cep telefonlarının faturasını ödeyip, diğer yandan vergi uzlaşmasında büyük bir operatör firmanın vergi borcunu siliyoruz. Bir yandan devletin fabrikası, limanı olur mu kardeşim özelleştirelim deyip, diğer yandan TRT’nin sırf temizliğine 22 milyon TL’mi harcıyoruz? Biz cidden ne yapıyoruz?
Ozan Bingöl: Bakın bugün Bursa’da açılmadan kapanan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi için 1.6 milyon TL kira ve tadilat ödemesi yapılmış!
Cüneyt Akgül: Bununla ilgili birilerinin sorumluluk taşıması gerekmiyor mu? Devletin denetim mekanizmaları sizce yeterince sağlıklı mı?
Ozan Bingöl: Örneklere bakılırsa çok ta yeterli ve sağlıklı değil. Ya da belkide herhangi bir denetim yapılması istenmiyordur. Buna benzer nice örnekler verebiliriz. Ama üzücü olan taraf bu kadar genç işsizken, 3 milyona yakın üniversite mezununa istihdam yaratılmamışken, 13,5 milyon kişi yardımlarla geçinirken, emekliler zor durumdayken bu harcamaların daha insaflı yapılması taraftarıyım şahsen. Daha birçok örnekler verebiliriz ama umarım bir başka röportajımızda. Ayrıca son olarak bunları söylerken şunu da belirtmeliyim ki; Vergi ödeyen herkes, kendisini yönetenleri eleştiri hakkına sahiptir. Bu eleştiri hakkı kınama hakkını da içerir. (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi)
Cüneyt Akgül:  Verdiğiniz detaylar, temel dediğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. 
Ozan Bingöl: Ben teşekkür ederim.