Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Yeni vergi düzenlemeleri hepimizin canını yakacağa benziyor. Ozan Bingöl, bu ay vergi konusunu ele alıyor ve 5 başlıkta vergi avantajları üzerine sorularımızı yanıtlıyor:

Reportare:  Motorlu Taşıtlar Vergisi ile başlayalım isterseniz?

Ozan Bingöl: Tabii… Motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin vergilerini ödemeden önce Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde düzenlenen ve kamuoyunda kasko indirimi olarak da bilinen hükümlere dikkat etmeleri gerekiyor.

Şöyle ki; 2004/8237 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinde yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar için, yıllar itibariyle uygulanacak olan motorlu taşıtlar vergisi tutarları, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından her yılın Ocak ayında ilan edilen kasko sigortası değerlerinin %5’ini aşması halinde aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarları bir alt kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak uygulanıyor.

Bu çerçevede sahibi oldukları taşıtların kasko değerinin %5’i söz konusu taşıt için tarifede belirtilen motorlu taşıtlar vergisi tutarının altında olan mükellefler sahibi oldukları araçla aynı yaş grubunda fakat bir alt kademede bulunan taşıtlar için belirtilen tutarı motorlu taşıtlar vergisi olarak ödeyecekler.

Reportare: Bunu örneklendirebilir misiniz?

Ozan Bingöl: Elbette… Şöyle bir örnek ile somutlaştıralım: 5 yaşında 3000 cm3 motor silindir hacmi olan bir aracın 2016 yılı için Türkiye Sigorta ve Reasürans Birliği tarafından belirlenen kasko tutarının 60 bin TL olduğunu varsayalım. Bu durumda mükellefin ödemesi gereken MTV tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır ve böylece mükellef 2.024 lira avantaj sağlamış olacaktır.

  • Kasko Değeri: 60.000 TL
  • Kasko Değerinin %5'i: 3.000
  • MTV Tarifesinden Belirtilen Tutar: 5.043
  • Aynı Yaş Grubunda Bir Alt Kademedeki Motorlu Taşıtlar İçin Belirlenen Vergi Tutarı: 3.019
  • Fark: 2.024

Reportare:  Ücretliler için vergi avantajları var mı?

Ozan Bingöl: Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde ücret “bir işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir” diye tanımlanmıştır ve ücretin unsurlarının var olup olmadığına bakılmaksızın aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılmaktadır:
•    Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci
maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen ve en yüksek Devlet memuruna yapılan en
yüksek ödeme tutarını aşan emekli, malûliyet, dul ve yetim aylıkları.
•    Daha önce yapılmış veya gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler.
•    TBMM, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzer diğer kişilere bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler.
•    Yönetim ve Denetim Kurulları başkanı ve üyeleriyle,  tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler.
•    Bilirkişilere,  resmi arabuluculara,  eksperlere,  spor hakemlerine ve her türlü yarışma jürisi üyelerine ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler.
•    Sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler.

Ayrıca bu madde kapsamında belirtilen ücretler tutarı ne olursa olsun tek işverenden elde edilip tevkif suretiyle vergilendiriliyor ise yapılan bu tevkifat nihai vergi sayılmakta ve başkaca gelirleri olsa dahi beyannameye dahil edilmemektedir. Ancak ilgili kanununun 86/1-d maddesine göre ise birden fazla işverenden alınan ücretlerde birinci ücretin dışındaki elde edilen ücretlerin toplamı yine ilgili kanununun 103. Maddesinde belirtilen ikinci tarife dilimini(2016 yılı için ikinci dilim 30.000TL) geçiyorsa elde edilen (birincide dahil olmak üzere) ücret gelirlerinin tamamı beyan edilmelidir. Yine ilgili madde gereğince herhangi bir istisna ve tevkifata tabi tutulmayan tüm ücret gelirleri de beyana tabidir.

Bu noktada en temel sorun birden fazla işverenden alınan ücret var ise hangi ücretin birinci ücret hangisinin ikici ya da hangisinin üçüncü ücret sayılacağıdır. Burada seçim hakkı ücretliye daha doğrusu ücret kazancını elde eden mükellefe bırakılmıştır. Örneğin, iki ayrı işverenden ücret gelir olan mükellef A, bir işverenden 80 bin lira, diğer işverenden 24 bin lira ücret geliri elde etmiştir. Mükellef A 80 bin lira ücret aldığı işvereni birinci işveren olarak belirlediğinde ki bu kişiye bağlı, diğer işverenden aldığı ücret (24 bin lira), 30 bin liralık beyan sınırını aşmadığı için hiçbir ücret gelirini beyan etmek durumunda kalmayacak ve beyanname vermesi gerekmeyecektir. Böylece birden fazla işverenden ücret geliri elde edip sadece tevkif suretiyle vergilendirilmiş olacak, tarife dilimi olarak da daha fazla avantaj sağlamış olacaktır.

Reportare: Engelli vatandaşlara sağlanan ÖTV avantajları neler?

Ozan Bingöl: Malul ve engellilerin özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebilecekleri taşıtları şunlardır:

  • - Motor silindir hacmi 1600 cm3’ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (arazi taşıtı ve jeepler dahil),
  • - Motor silindir hacmi 2800 cm3’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar,
  • - Motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtlar,

Buna göre, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede bulunan taşıtlardan motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri, motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan açık kasalı kamyonet, pikap veya tek sıra koltuklu kapalı kasalı eşya taşımaya mahsus taşıt araçları ile motosikletlerin “engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (engellilik derecesi) %90 veya daha fazla” olan malul ve engelliler veya bizzat kullanmak amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından, “beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere” motorlu araç ticareti yapanlardan satın alınmasında ÖTV tahsil edilmeyecektir.

Özel Tüketim Vergisi Kanununa göre, engel derecesi %90’ı aşanların herhangi bir mekanik ilave veya tadilat yapılması şartı olmaksızın iktisap ettikleri taşıtlarından ÖTV tahsil edilmeyecektir yani ÖTV hesaplanmadan araç alabileceklerdir. Burada engel sebebinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Görme, işitme, konuşma veya ortopedik olabileceği gibi zihinsel engelliler de ilgili yasadan yararlanabilmektedirler.

Yukarıda belirtilen şartları taşıyan araçların, engellilik derecesi %90’ın altında olup, kendisi kullanmak amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından ilk alımı ÖTV’den istisna edilmiştir. Bu istisnadan yararlanan kişilerin istisna uygulanan ilk alımlarına ilişkin olarak satıcı tarafından verilecek olan ÖTV beyannamesinde;
- Alıcının maluliyeti veya engelliliği ile özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğine dair yetkili sağlık kuruluşlarından alınan sağlık kurulu raporunun aslı veya noter onaylı örneğinin,
-    Aracın engelliliğe uygun olarak değiştirildiğine dair teknik belgenin
aslı veya noter onaylı örneğinin,
-  Alıcının “H” sınıfı sürücü belgesinin fotokopisinin İbraz edilmesi kaydıyla ÖTV hesaplanmayacaktır. Ancak yukarıda saydığımız şartları taşıyan %90’nın altında engellilik derecesi bulunan vatandaşlar ÖTV istisnasından yararlanabilirler.

Otomatik vitesli araçlar, sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olanlar bakımından hariç, başka bir tadilat olmaksızın özel tertibatlı araç olarak değerlendirilmemektedir. İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt tescil edilen engellilerin, tescil tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. İstisna uygulanarak iktisap edilen araç için ÖTV ödenmesi durumunda dahi, 5 yıllık süre dolmadığı sürece yeniden istisnadan yararlanarak araç iktisap edilmesi mümkün değildir.

Engellilik dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınmış olan sağlık kurulu raporu ile ilgili vergi dairelerine belgelendirmeleri halinde, söz konusu malûl ve engellilerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtları, Motorlu Taşıtlar Vergisine tabi tutulmayacaktır. Yani bu araçlarından dolayı Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemeyeceklerdir. Engellilik dereceleri % 90 dan az olan malûl ve engellilerin bu durumlarını; tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş olan taşıtları da istisna hükmünden faydalanacak ve bu vatandaşlarımızda Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemeyeceklerdir. Ayrıca Özel Tüketim Vergisi istisnasından faydalanmayan ancak; Motorlu Taşıtlar Vergisi istisnasından yararlanacak olan malûl ve engelliler Malûl ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu düzenleyerek bu istisnadan yararlanabileceklerdir.

Reportare: Kira gelirinde vergi avantajları neler?

Ozan Bingöl: Kira geliri elde eden vatandaşlar bu kira gelirlerini beyan ederlerken şayet gerçek gider yöntemini seçerler ise diğer yöntem olan götürü gider yöntemine göre fazlasıyla bir vergi avantajı sağlamış olurlar. Örneğin gerçek gider yöntemini seçen vatandaşın kira gelirinden indirebileceği kalemler şunlardır:
Gerçek gider usulünde, gayrisafi hâsılattan indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanunu’nun 74 ncü maddesinde belirtilmiştir. Bu usule göre gayrisafi hâsılattan indirilebilecek giderler aşağıdaki gibidir:

  • Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için ödenen; aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,
  • Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile mütenasip olan idare giderleri,
  • Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,
  • Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara sarf olunan borçların faizleri ile konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5’i (iktisap bedelinin %5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.
  • Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen, emlak vergisi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,
  • Amortismanlar,
  • Kiraya veren tarafından, kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,
  • Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler,
  • Sahibi bulundukları konutları kiraya verip başka bir yerde kirada oturrak ödedikleri kira bedellerinin tamamı
  • Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Reportare: Son olarak Gümrük Vergisi avantajlarına da değinebilir misiniz?

Ozan Bingöl: Türkiye sınırlarındaki bir kişiye, posta veya hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen bedeli gönderi başına 75 euro'yu geçmeyen eşyaya muafiyet uygulanmasında, eşyanın ticari miktarda ve mahiyette olup olmadığı veya bir gerçek kişiye ya da tüzel kişiye gelip gelmediğinin önem arz etmeyeceğini hükme bağlamıştır.

Diğer taraftan, kıymeti 1500 euro'yu geçmemek şartıyla, posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gelen eşyanın bir gerçek kişiye gelmesi, ticari miktar ve mahiyet arz etmemesi ve miktarının diplomatik eşya ve yolcu eşyası hariç olmak üzere brüt 30 kilogramı geçmemesi gerekmektedir.

Buna göre alışveriş 75 euro altında ise vergisiz, 75 - 1500 euro arasında ise sadece gümrük vergisi ödeyerek (gönderi değeri 75-1500 euro limitleri içerisindeyse Avrupa Birliği ülkerinden gelmesi durumunda %18, diğer ülkelerden gelmesi durumunda %20 gümrük vergisi ödeyerek teslim alınabilir) yurtdışından yıllık alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca bununla ilgili herhangi bir sayı kısıtlaması yoktur.