Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Ünsal ÜnlüMİA: TRT’nin gerçekten TRT olduğu dönemi yaşamışsın. Şimdi bize çok ütopik gelen söylemle “TRT okuldur” dönemini…

ÜNSAL ÜNLÜ: Bak sana bir şey diyeyim: Eğer konu radyo-TV ise, gerçekten TRT tedrisatından geçmemiş olana yayıncı demem. Çok acayip şeyler öğretirler sana, öğrenirken anlamazsın. Mülkiye de öyledir bak, okurken anlamazsın ama bitince bakarsın ki, içine yerleşmiş değerler vardır; “vatan sevgisi” gibi üst bir laf kullanmak istemem ama biraz da öyle. Kamu kaynağının düzgün kullanımı gibi konular büyük derdin olur. Ben 16 yaşında haftada iki gün iki saat yayın yapıyordum. Yayının olduğu stüdyoya çıkarken eğer elinde yayında kullanacağın bir bant varsa, merdivenden çıkarsın, asansöre binmezsin. Niye? Sen istersen boğul öl içeride, ama o bant yayına lazım. Her şekilde yürürsün. Tabii şimdi bant kalmadı ama CD bile taşıyorsam ben hala yürürüm. O alışkanlık kalır, üstüne yapışır.

1999’da CTV’den ayrıldıktan sonra askerlik de bitince, Türkiye’nin ilk ekonomi kanalı CNBC-E’de, NTV bünyesinde hem Ankara’nın ekran yüzü hem de editör olarak çalışmaya başladım. Sonrası… 10 sene boyunca NTV. Hayatımın habercilik açısından en güzel ikinci dönemini yaşadım, biliyorum şimdi söyleyince “hadi len NTV mi” diyor herkes ama o zaman öyleydi. 10 yıl çok sağlam habercilik yaptım. Orada doğrudan parlamento muhabirliği yapmaya başladım ki muhabirlikte en tepe iştir, çünkü meslek vasfı olarak çok şey gerektirir. Örneğin basın kartı sahibi olman yetmez,  en az beş yıllık basın kartın olması lazım.

MİA: Nasıldır parlamento muhabirliği?

ÜNSAL ÜNLÜ: Siyaseti izlemeyi seven bir adam olduğum için parlamentoda çalışmak en keyif aldığım dönem diyebilirim. Birçok insan pek mutlu olmaz, çünkü Meclis’te çalışmanın çok sakat tarafları da vardır, sabah güneş doğmadan girersin, bazen güneşin battığını görmeden ertesi güne devredersin. 2-3 gece hiç uyumadan çalıştığımı bilirim. Bir de, benim çalıştığım dönem siyasetimizde sallantıların başladığı dönemdi: ANAP-MHP-DSP koalisyonu dağılıyordu. AKP de Saadet-Fazilet-Refah Partisi üçlemesinin içinden yeni kurulmuştu, Türkiye’de bir şeyler değişiyordu. Beni AKP’yi izlemekle görevlendirdiler, bu da önemli: Ben AKP’yi kuruluş aşamasından itibaren izleyen 3-5 gazeteciden biriyim, hem partinin kurucularını çok iyi tanıyorum, hem de başlangıçtan itibaren ne yaşadıklarını biliyorum, bu çok büyük avantaj oldu benim için.