Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Ünsal Ünlü

MİA: Maneviyattan maddiyata geçelim, sen nasıl yaşamını sürdürüyorsun? Patreon.com sistemi ile çalışıyorsun Periscope yayını için, biraz o sistemi anlatır mısın?

ÜNSAL ÜNLÜ: Çok araştırdım, benim bu yayından para kazanma şansım yok çünkü. Yurtdışında çok yaygınlaşan ama Türkiye’de olmayan bir sistem var, “crowd found- çoğunluk fonu”. Sen bir proje yapıyorsun, diyelim ki reportare için bir yıl boyunca Türkiye’yi dolaşıp röportajlar yapacağım, ama konaklama ve ulaşım için 50 bin lira lazım diyorsun, post it gibi düşün, bu bir not olarak çoğunluk fonuna açılıyor. İsteyen insanlar da projeye destek olmak için yardım ediyorlar. Türkiye’de yasal olarak bu fonlama yapılamıyor. 9.5 ay uğraştım, Maliye Bakanlığı’ndan üst düzeyde çalışan Mülkiyeli arkadaşlarım var, dediler ki uğraşma, takarlar kelepçeyi koluna, yasal dayanağı yok. Ama bu yayının da bir şekilde maddi olarak desteklenmesi lazım. Önümde iki seçenek var, biri reklam. Ki böyle bir yayına da hiçbir marka göbek atarak gelmez, kimse kusura bakmasın. İki, yayına maddi destek almak. Tüm meslek hayatım boyunca küçük ve büyük hırsızlarla uğraştığım için, kazara onlardan biri gibi görülmeyi yediremem kendime, asla sindiremem. Araştırırken, hem gelir kaydedebileceğim hem de vergisini ödemek için fatura kesebileceğim bir yöntem buldum. En zor şey, bir lira transfer etmek, çünkü bir liralık transferin bedeli altı lira. O parayı kazanmak kadar, o paranın aktarım yöntemini bulmak önemli. Sonunda görüş almaya gittiğim vergi dairesinde, garip ama gerçek, türbanlı 30 yıllık bir vergi memuru, bana fatura kesebilmem içi bu yöntemi gösterdi. Yayında da anlatmıştım, hiçbirşeyi saklamam ki, hani sözde “düşman” görüldüğümüz kesimden bir memur bana dedi ki, bu dünya ve ülke sizin gibi insanlar sayesinde dönüyor.

Patreon.com’dan Ünsal Ünlü diye bir hesap açtım, çok anlarmışım gibi(!) ticari bir işletme oluşturdum, ayda bir kez oraya yatan her kuruşu Patreon bana gönderiyor, ben de onlara fatura kesiyorum. Ayrıca Patreon benim adıma da vergi ödüyor ama bana ne, ben kendi vergimi burada vermek istedim. Ben bu konuda takıntılı bir adamım, kimsenin bana hırsızlara bir sürü laf ediyorsun, bak sen de bunu yapıyorsun dedirtmem kendime, yapmıyorum kardeşim, bak faturası burada. Bunların dışında, bir banka reklamı vardı sitede, bir de Ankara’dan yerel bir KOBİ; onların da reklam süresi 2016 sonunda bitti. Sonra bir de youtube reklamlarını ekledik, yurtdışından bir izleyicim önerdi, youtube reklamlarını açsana diye. O nasıl oluyor, ne bileyim dedim, bana yardım etti, youtube üzerindeki kayıtlı yayınları reklama açtık, oradan da bir para geliyor. Ne kadar geliyor dersen, ayda 200 lira kadar, ama geliyor yani, para paradır.

Burada aslolan hikaye şu, patronsuz gazetecilik diye yola çıktıysan, maddi olarak da patronsuz yaşanabileceğini göstermen lazım, bunu yapabildiğim için çok mutluyum. Şimdi yayında diyorum ki, youtube reklamlarını da izleyin, açık kalsın ki para kazanılsın, izleyici de sahip çıktı sağolsunlar. Çok reklamdan şikayet eden oluyor arada ama olur o kadar.

MİA: Bu şeffaflık da çok izlenmeyi ve güveni getiriyor aslında?

ÜNSAL ÜNLÜ: Tabii ki, çünkü alışık değiliz ki? Ben yayında muhabirlik hayatımda yaşadığım ama haberleştirmediğim olayları da anlatıyorum. Hepsinin kanıtı, şahidi var, gerekirse söylüyorum. Zamanında haberleştirmediğim olayları da anlatmam hoşlarına gidiyor. Örneğin Meclis ile ilgili bir şey sorduklarında, benden doğru cevap geleceğini biliyorlar, çünkü bilgim var, tecrübem var, Meclis iç tüzüğünü ezbere bilirim. Bu güven yarattı zamanla.

Zeytin toplayan köylülerin dala hoparlör asıp beni izlemesi kadar beni ağlatan bir şey olmadı. Yayını isteseler sonradan da izleyebilir ama hayır, destek vermek istiyorlar. Daha güzel bir şey olabilir mi?