Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

"cumhuriyet, batılılaşmayı hedef olarak koyarak türklerde batıya karşı bir kompleksin oluşmasına yol açtı zannediyorum. batıda ise uygarlığın kaynağı olma ön kabulünden doğan bir özgüven vardır"

 

Sinan:  Peki İstanbul’da insanların değerlerini tartışabildin mi?

MİGUEL: Bir noktaya kadar.

Sinan:  Dini, siyasi, milli?

MİGUEL: Bir noktaya kadar.

Sinan:  Herkesin bir duvarı var aslında?

MİGUEL: Evet yabancıyla ilişkide duvarı olmayan kişi çok nadir.

Sinan:  Peki İtalya’da?

MİGUEL: Bu daha da ilginç galiba…

Sinan:  Örneğin ben senin gibi Milano’ya yerleşsem?

MİGUEL: Bu çok ilginç. Çünkü bizde ahlâki değerlerle ilgili sorun yaşanmaz. Biz çok açığız.

Sinan:  Şaşırdım. İtalyanlar Katolik. Özellikle eski filmlerde görüyorum mesela bir kızla bir oğlan flört etmek istediği zaman arkasında yürürler. Özellikle Güney İtalya’da?

MİGUEL: Eh o filmlerde kaldı. Tabii Güney İtalya Türkiye’ye biraz daha yakın. Orta ve Kuzey İtalya öyle değil.

Sinan:  Ahlaki açıdan daha serbest, daha az muhafazakar.

MİGUEL: Evet. Bu bizi nasıl bir sonuca götürüyor? Böyle bir hayat tarzı ile yabancıları, Türkleri değerlendiriyor İtalyanlar. Kendi hayat tarzını merkeze koyuyor çünkü. Doğru olan onların hayat tarzı onlara göre. Çünkü uygarlığın kaynağı olarak Batı’yı, Hristiyan Batı’yı görüyor. Böyle olunca da, kıstas alınan Batı zaten…

Sinan:  Bu egoyu okşuyor değil mi?

MİGUEL: Tabii… Katolik Batılı, Avrupalı olmayanı küçümsüyor. Yabancıyı güçsüz, önemsiz kabul ediyor. Bence bizler yabancıları önemsemiyoruz. Kendi uygarlığımıza karşı aşırı bir özgüvenimiz var. Dolayısıyla bunun tartışılması çok da önemli ve anlamlı değil bizim için. Türkler ise bilmek istiyorlar sürekli. Onlar hakkında ne düşünüyorsun, Türkiye’yi nasıl buluyorsun? Yemekleri nasıl buldun? 

Sinan:  Bu bir aşağılık duygusundan mı kaynaklanıyor sence? İtalyanlar ülkelerinin, kültürlerinin, mutfaklarının güzel olduğundan eminler ve buna ilişkin bir soru sormuyorlar. Türkler ise her gelene İstanbul’u nasıl buldun? Yemekler güzel mi? Diye başlayan sorular soruyorlar… Bu bir tür kompleks mi sence?

MİGUEL: Olabilir ama bence bu geçmişten kalma bir kompleks ve artık sona eriyor. Gelecekte de hiç olmayacak sanırım. Çünkü Türklerin özgüveni hızla artıyor.

Sinan:  Özgüvenin arttığını söylüyorsun?

MİGUEL: Tabii… Özgüven artıyor. O “batı rüyası”, “batıya ulaşma” amacı yerini özgüvene bırakıyor.

Sinan:  Bu idealin Türkleri aşağılık duygusuna ittiğini mi söylüyorsun?

MİGUEL: Evet. Cumhuriyetin batılılaşma ideali Türkleri komplekse soktu bence. Çünkü batılılaşmayı bir hedef olarak, ulaşılması gereken yüksek bir mevki olarak ifade etti Cumhuriyet. Türkler belki bu yüzden o büyük hedefe ne kadar yaklaştıklarını sürekli check etme gereği duydular. Ama yabancılar geldikçe, bu anlayış değişiyor.

Sinan:  Sen kişisel deneyimlerinde bu özgüvenin arttığını gözlemliyor musun?

MİGUEL: Evet.

Sinan:  Neye bağlıyorsun bunu? Sadece yabancıların gelmesiyle açıklanamaz herhalde?

MİGUEL: Hayır, tabii ki asıl neden siyaset! Türkiye’nin dünya siyasetindeki gücü artıyor. Avrupa Birliği’nin ise gücü ve prestiji azalıyor.

Sinan:  Türkiye gerçekten yükseliyor mu sence?

MİGUEL: Evet.

Sinan:  Ne anlamda yükseliyor?

MİGUEL: Uluslararası ilişkilerde sözü daha fazla geçiyor. Ekonomik anlamda da öyle… 5-6 yıl öncesine kadar Avrupa Birliği çok havalı davranıyordu. Türkiye’ye “eğer sen AB’ye girmek istiyorsan şunları şunları yapmalısın” diye direktif veriyordu. Şimdi bu bir mizah konusu haline geldi. Artık neredeyse AB “lütfen gelin” diyecek hale geldi. Batının bu tavrı bence mizah malzemesi haline geldi. “Biz daha iyiyiz”, “Siz daha gerisiniz”, “Yoksul ve pissiniz” gibi yaklaşımlar var Batıda. Eğer yabancılar daha cesur olabilirse ve bütün bu batılı ön yargıları tartışma konusunda kararlı tutum sergilerse Batılıların çok yüksek gibi görünen ama aslında sahte olan duvarları çabucak aşılabilir. Çünkü gerçekte varmış gibi görünen bu duvar yok. Yıkılmaya çok müsait. Türklerde ise sanki çok alçak bir duvar varmış, insanlar çok yakın, çok açıkmış gibi, sizi hemen benimsermiş gibi görünüyor. Oysa yaklaştıkça, özel alana girdikçe Türklerin ne kadar yüksek duvarları olduğunu görüyorsun. Bu duvara çarpıyorsun.