Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sinan: Bu Terzi Yamağı ifadesinin az önce belirttiğin ayıpçı kısmı bir yana, aslında çok büyük bir egonun tezahürü olduğunu düşünüyorum? 

Barbaros Şansal: Çok büyük snopluk var o terzi yamağında canım. 

Sinan: Nereye kadar devam edecek Yamaklık? Terfi ne zaman?

Barbaros Şansal: Yıldırım bey yaşadığı müddetçe terzi O’dur. O terziyken, ben yamaklıktan terfi edemem. Onun ömrü çok olsun, bol olsun. Ama bizim Yıldırım Mayruk gibi bir üstadımız var ki o da bizim kurumsalımızın Atatürk’üdür… Türkiye’nin Atatürk’ü, Kıbrıs’ın Dr. Küçük’ü, bizim de Mayruk’umuz var… Bu hep böyle kalacak. Hala işinin başındadır Yıldırım Bey. Sabah 7, akşam 7. Hiç değişmedi bu.

Ben haddimi bilen bir insanım. Ne yaparsam yapayım, ileride bir Yıldırım Mayruk olamam. Onun görgüsünde ve yapısında değilim. Yıldırım Bey mütedeyyin, orucunu falan tutan bir adamdır. Ben onun kadar nazik, beyefendi ve onun kadar bilgi birikimi derya olan bir adama yetişemem. Düşünsene, ben 26 yılımı vermişim bu mesleğe, o 50 yılını. Arada 24 yıl var gibi görünse de daha fazlası var. Onun çalıştığı dönemi düşünürsen, görgü, kültür, macera farklı. Bütün ünlüler, yıldızlar, artistler, assolistler falan… Kaldı mı artık öyle bir yaşam? Hande Yener, Demet Akalın giyimi var artık. Bizi ilgilendirmeyen şeyler bunlar. O yüzden meslek bizi bırakmadan Yıldırım bey’e bir kitap yapalım Kıbrıs’ta. Güzel bir Yıldırım Mayruk kitabımız olsun. Benim “Prova Odası” diye bir kitabım var uzun zamandır elimde, hazır. Onu basmak istiyorum. Kıbrıs’taki dingin hayatın içinde toparlayabilirim onu. Zaten o kitap çıktıktan sonra belki de beni Türkiye ye sokmazlar. Gerçi Kıbrıs verir beni. Yaparlar yani. Olsun ben de geçerim Güney’e… Ha ha ha! 

Sinan: Yıldırım Bey’le bu kadar uzun yıllar birlikte çalışmak, birlikte yaşamak? Nasıl bir şey? 

Barbaros Şansal: Hiç kavga etmeyiz. Asla! Ha, iş için gerilim olur arada. Ama tartışma değil, münazara düzeyinde. O da burada kalır. Eve taşınmaz. Günümüz ne kadar gerilimli olursa olsun, buradan çıktıktan sonra arabaya biner, güle oynaya gideriz eve. 

Sinan: Türkiye’de böyle büyük ustaların rahle-i tedrisinden geçenlerin bazıları, bir süre sonra “tamam, ben oldum” der ve kendi kanatlarıyla uçmaya başlar. Senin “tamam ben oldum” diyeceğin ve artık kendi markanı oluşturacağın bir gün gelecek mi? 

Barbaros Şansal: Yıldırım Mayruk gibi bir markanın ortağıyken Yıldırım Kavruk gibi bir şey yapmak çok ahmakça değil mi? Bay Vitali ölünce Cem onu Takko yapmaya kalkıştı mı? Bu bir marka…  Bu toprakların, Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en önemli ulusal markalardan biridir Yıldırım Mayruk. Poşeti sokağa düşmemiş, 1 liralık reklam, ilan vermemiş ama bütün kamunun ismini, logosunu bildiği 50 yıllık bir müessese burası… 26 yıldır çok kafa yordum bu işe ben. Dolayısıyla öyle bir çırpıda kenara atılamaz. Bak bir başka proje de bu 50 yılın arşivini bir üniversitenin bünyesine aktarabilmek. Türkiye’nin 50 yıllık tekstil arşivi bu. Eğer finans olarak güçlü bir eğitim kurumu bizimle bağlantıya geçer ve anlaşırsak, ben de bu arşivi bir üniversite bünyesine aktarmak istiyorum.