Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Yaklaşık 2 saatlik röportajlara alışkınız biz. Ama 2 vaaar, 2 saat var! Kelimeleri en kalitelisinden İngiliz kumaşı gibi top top fırlatan, gözüne kestirdiğini şöyle bir havalandırıp cıııııııırt diye makası atarken gözünü bile kırpmayan; ağzının içindeki toplu iğneleri düşürmeden, canı istediği anda karşısındakine batırmaya hazır olduğunu hissettiren bir adamla konuşuyorsanız, o 2 saatlik "performansı" yazıya dökmek hiç de kolay olmuyor.

“Atölye’de buluşalım” demişti Barbaros Şansal... Nam-ı diğer “Terzi Yamağı”… Ya da dostlarının seslenişiyle “Barbi”. Twitter’dan aylar öncesinden başlayan tanışıklığımız, Kıbrıs’a yerleştikten sonra, neredeyse her gününü birlikte geçirdiği ortak dostlarımız nedeniyle de iyiden iyiye bir ahbaplığa dönüştü. Twitter üzerinden günlük sataşmalar, fikir teatileri neyse de, iş  “onun sahasında” ve yüzyüze konuşmaya gelince, ne yalan söyleyelim biraz gerilmedik değil… 

Gazete haberlerinden, televizyondan ve sosyal ağlardan yansıdığı kadarıyla sivri dilli, hayli muzip, e biraz da snop bir adamla karşılaşmaya hazırlamıştık kendimizi. En kötü ihtimalle, röportajı yarıda keser, dudaklarının arasındaki toplu iğneleri etlerimize etlerimize batırıp, kapıya “Nöbetçileeer! Atın şunları” diye bağırır, üstüne de Twitter’da bir güzel engeller geçerdi bizi… Ama öyle olmadı. Sıklıkla gülme krizimizin geçmesi için ses kayıt cihazını kapatmak zorunda kaldık. Tabii ki lafını sakınmadı ve “istersen bu bölümü yayınlamayabiliriz” uyarılarımıza karşı gözlerini kısıp, dudaklarını büzerek “ne münasebet” bakışları fırlattı. 

Reportare’nin temel kuralı, okuyucuya olabildiğince sohbeti bire bir aktarmaya çalışmaktır. O yüzden mümkün olduğunca kesip biçmemeye, konuğumuzun kişiliğini yansıtan cümlelerini tam da ağzından çıkana en yakın haliyle vermeye çalışırız. Bu sefer de aynı çabaya giriştik. Pahalıya mal oldu bu bize… Artık hayatımıza “Barbaros Şansal cümleleri” diye bir kavram yerleşti! Her biri ikişer paragraf uzunluğunda cümle kurar mı insan? Kuruyormuş işte! Ama korkmayın, ara sıra yutmakta zorlanacağınız ifadeler içerse de, genel olarak şerbet gibi akıp gidiyor cümleler…

Gümüşsuyu’ndaki mabete, "Atölye" dediğine bakmayın… Yıldırım Mayruk ve Barbaros Şansal imzasını taşıyan her şey gibi, Atölye de daha kapıdan girer girmez olanca şıklığıyla sarmalıyor sizi. Sade, ezmeyen, abartısız bir şıklık bu. Bizi karşılayan hanım, Barbaros Bey’in az sonra geleceğini söylüyor. Birbirimizi cesaretlendirmeye çalışan bir bakış fırlatıyoruz aramızda. Derken Barbaros Şansal giriyor “kabul salonuna”; üzerinde mavi  sweatshirt, altında jean pantolonu, gümüş takıları ve güler yüzlü rahatlığıyla. Sonrasında çaylı, sigara tellendirmeli, bol kahkahalı 2 saatlik bir sohbet…

Kesinlikle çok ilginç, kesinlikle çok güçlü, kesinlikle çok zeki, kesinlikle çok birikimli, kesinlikle çok eğlenceli, kesinlikle çok özgüvenli bir adam Barbaros Şansal…

“Seveceksiniz” demiyoruz… Çoğunuza fikirleri, seçtiği cümleler, meydan okuduğu değerler nedeniyle aykırı ya da itici gelebilir… Barbaros Şansal da sevilmeyi ve onaylamayı beklemiyor bilesiniz… 

Muhtemelen bir solukta okuyamayacaksınız. Onun için sakin olun… Çayınızı alıp arkanıza yaslanın… İyi okumalar… 

Röportaj: Sinan Dirlik & Ulvi Yaman
Fotoğraflar: Doğuş Kozal
Gümüşsuyu, 12 Ekim 2015