Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

İnsanlık tarihinin en barbarca kıyımlarından biri 1930’ların sonundan 2. Büyük Savaşın sona erdiği 1945’e kadar Avrupa topraklarında yaşandı. Hitler önderliğindeki Alman Nasyonal Sosyalist Partisi ekonomik ve sosyal çöküşün “suçlusu” olarak ilan ettikleri Yahudilere, Komünistlere, Çingenelere ve Eşcinsellere karşı eşi görülmemiş bir imha operasyonu başlattılar.

Milyonlarca insan toplama kamplarına doldurularak yok edildi. Belgeler, sadece Avrupa’nın çeşitli noktalarındaki toplama kamplarında 6 milyon Yahudi’nin katledildiğini ortaya koyuyor.

Hitler Almanya’sı Avrupa’yı kasıp kavururken Türkiye 2. Büyük Savaşta bütün baskılara rağmen tarafsız kalmayı seçti. Biraz da bu nedenle olsa gerek, dışımızda yaşanan bu büyük trajediyle ilgili olarak üretilen çok sayıda film, belgesel ve kitabı “yabancı diyarların hikâyeleri” olarak izleyip okuduk. Oysa bir avuç Türk, bu büyük insanlık dramının ortasında canlarını, kariyerlerini, ailelerini riske atarak olabildiğince fazla sayıda Yahudi’yi kurtarmak üzere bir dizi müthiş operasyon yürüttüler.

İşte hiç bilmediğimiz bu müthiş kurtarma operasyonlarını ve o dönemin canlı tanıklarının aktardığı insan hikâyelerini anlatmak gibi cesur ve zorlu bir çabanın ürünü “The Turkish Passport”

Bahadır ve Burak Arlıel kardeşlerin hayatı, savaşın ortasında Paris’te Büyükelçilik görevini yürüten Behiç Erkin’n yaşam öyküsüyle tesadüfen karşılaştıkları 2006 yılından itibaren gerçek anlamıyla değişmiş. Kendilerini ilerledikçe karmaşıklaşan bir tarih labirentinin derinliklerinde buluvermişler…

Paris’ten New York’a, İsrail’den Almanya’ya, İstanbul’dan Cannes’a inatçı, kararlı, kılı kırk yaran bir çalışmanın meyvesi olan “The Turkish Passport” bizce sadece Bahadır ve Burak Arlıel’in sinematografilerinde yüz akı bir iş değil, aynı zamanda Türkiye Belgesel Sinemacılığı için de parıldayan bir yapıt…

Bahadır ve Burak, zaman zaman canlarından bezdiren sorularımıza rağmen o olağanüstü İstanbul beyefendiliklerinden milim sapmadan ağırladılar bizi.

Reportare ekibine yeni bir arkadaşımızın katıldığını da, röportaja serpiştirilen fotoğraflardan anlayacaksınız hemen. Jülide Sezer, bundan sonra kamerasıyla lezzet katacak röportajlarımıza. Biz konuklarımızla sohbetimizi sürdürürken Jülide ortamı, sohbetin kayda değer anlarını görüntüleyecek sizler için.

Keyifli okumalar…

Reportare