Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Gözde Hatunoğlu: Erkek egemen bir dünyada ve sektörde kadın olmak, kadın yönetmen olmak nasıl bir şey? Hem bir kadın hem de kadın yönetmen olarak sorayım bunu.
Gözde Kural: Sinemacı gözüyle baktığımda şunu görüyorum: Bize hep başaramayacağımız söylendi. Böyle yetiştirildik. Bir şeyleri başarabileceğimizi değil, altından kalkamayacağımızı duyarak büyüdük. Bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle. Oysa gidebiliriz oraya, yapabiliriz, söyleyebiliriz. Ben şanslı bir ailede büyüdüm. “Yap, düşersen kaldırırız” dediler. Bir süre sonraysa kaldırmayıp kendi kendime kalkmama fırsat tanıdılar. Herkes film çekmek zorunda değil evet ama “yapamazsın” demek yerine “şu olmamış” demek daha doğru. Üstelik bardağın dolu kısmını görmek yerine sadece boşluğa bakıyoruz. Usta-çırak ilişkisi de bitti maalesef. Kimse kimsenin başarılı olmasını istemiyor. El vermeyi unuttuk. Ben bunu tabiri caizse dayak yiye yiye öğrendim. Ben varım diyebilmek çok zor bu ülkede. Bunu dediğinde “niye varsın?” diye soran çıkıyor. Kadın olma kısmı daha da zor. Ben yola bunun için çıkmamıştım dediğim ve çok zorlandığım durumlar oldu. Erkekleşmek, sertleşmek gerekli oluyor bazen gerçekten. Bunu sadece kadın olarak da söylemiyorum aslında. Siz bizi görmüyorsunuz demek istiyorum; bizi görmek istemiyorlar. Çok sevdiğim bir kitap cümlesi var: “İnsan görmediğini öldürür.” diyor. Annem de çalışan, kendini var edebilmiş bir kadındı belki alışkın olduğum bir durum bu. “Kadın yönetmene güvenmem.” diyen insanlarla karşılaştım, böyle bir durum var maalesef. 
Gözde Hatunoğlu: Benim gözlemim erkeklerin genel anlamda iş yaşantısında ya da soyundukları zor işler söz konusu olduğunda bizim kadar bir şeylerden vazgeçmek zorunda olmadığı. Sanki erkekler için sorunlar daha kolay çözülüyor. Aileleri, kadınlar, onlar için destekçi ve sorun çözücü. Sen bir şeylerden vazgeçtin mi yönetmenliğe girişirken? Genç bir kadın olarak neleri değiştirdin hayatında, hangi kararları verdin? 
Gözde Kural: Ben zaten seçimlerimi yapmıştım. Dramatik bir durum yok benim için bu konuda. Evlenmek, çocuk sahibi olmak, kariyerimi bunlarla birlikte yürütmek aklımda olan şeyler değil şimdilik. Genel anlamda bu yolu seçmek zaten hayatınızla ilgili bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalmak demek. Ben 4 yılımı bir coğrafyaya verdim ve hayat akıp gitti yanı başımdan zaten. 
Gözde Hatunoğlu: Film ne zaman gösterime hazır hale gelecek? Festivalleri hedefliyor musun?
Gözde Kural: Film editörle birlikte masadan kalkıp “tamam içimize sindi” dediğimiz zaman tamamlanmış olacak. Teoride 1 ayımız var; ancak içime sinmeyen, kendi izlediğimde beğeneceğim bir film olmadığı sürece bitmiş diyemem. Katılmak istediğim festivaller var, onlar için bir başvuru süresi var. Onlara yetişsin isterim elbet. 
Gözde Hatunoğlu: Ülke sineması için genel fikrin nedir? Ne durumdayız, nereye gidiyoruz? 
Gözde Kural: İki ayrı uca doğru gidiyor sinema. Çok iyi örnekleri var ama kötü örnekler de bir o kadar fazla. Ortayı bulamıyoruz. Eski mahallelerde kavga ederken bile birbirini kollamak, haklının yanında durmak vardı, biraz ona benzetiyorum durumu. Kendi içimizde birbirimizi çok örseliyoruz, kol kanat kırıyoruz haklı da olsa karşımızdaki. Aynı yüzler, aynı isimler çıkıyor karşımıza sürekli. Bazı şeylerde çok yeniyiz ama bunun farkında değilmişiz gibi bir acımasızlık var ortada. Dizi piyasası çok büyüdü, sinemaya yansıdı. Estetik kaygının değil de iyi satacak işler yapmanın peşine düşülüyor. Teknik anlamda gelişme var ancak en iyi kamerayı kullanmak, her zaman en iyi görüntüyü yakalayabilmek değil. Oyuncuya ödediğimiz ücret aldığımız performanstan daha çok konuşuluyor. 3-5 cesur yönetmen kendi işlerini yapacak, “siz orada durun, biz burada duralım” diyecek diye düşünüyorum. Birbirlerine karışmadan, kavga da etmeden mümkünse, kendi alanlarını yaratarak... 
Gözde Hatunoğlu: Klasik sorulardan birini sorayım: Peki bir yönetmen ne izler? Hangi yönetmenleri beğenir?
Gözde Kural: Çok sevdiğim, etkilendiğim ve filmlerimde saygılarımı sunmak için yaptığım şeyler var. Gerçekçi sinemayı seviyorum. Hollywood’un fantastik dünyası da çok tatlı ama diğerlerinin yeri başka. Tony GatlifFernando Aranoa sevdiğim yönetmenler. Güneşli Pazartesiler çok sevdiğim bir film örneğin, naifliğini çok seviyorum o filmin. Sürgün sinemasını seviyorum. Doğunun sineması, o coğrafyanın hikâyelerini seviyorum. İran ve Filistin sinemasını takip etmeye çalışıyorum. Almodovar’ı çok seviyorum, kaosu onun kadar ahenkli anlatan yönetmen bulmak zor. Elimden geldikçe çok film izlemeye çalışıyorum. Yükselen değerler var, siyasi konjonktüre göre değişen bir sinema var, hepsini takip etmek gerekiyor.
Gözde Hatunoğlu: Peki, 2015’in en iyi filmleri? Hangileri iz bıraktı sende en çok? 
Gözde Kural: Sicario’yu çok beğendim. Carol da bu senenin en iyi filmlerindendi. Listeme koymadım ama Argentino aslında en etkilendiğim film oldu, beni ağlattı izlerken. Arjantin’in köy kültürünü bizim doğu hikâyelerimiz gibi anlatmışlar. Şarkılar inanılmazdı, aslında yine anlatılan bir sürgündü orada da.  Biraz da filmi izlediğimiz andaki psikolojimizle ilgili sanırım. Ben Scario’yu Afganistan’dan döndükten 4 gün sonra izledim ve sinema salonunda panik atak geçirdim. Çünkü benzer şeyleri yaşamıştım ben de.
Gözde Hatunoğlu: En beğendiğin oyuncular desem?
Gözde Kural: Çok oyuncu var sevdiğim. Ama en sevdiğim sanırım Leyla Hatemi. Cate Blanchett gibi çok sevdiğim oyuncular var ama Hatemi kutsalım diyebilirim. Erkek oyuncu çok sayabiliyoruz aslında ama kadın hep nedense “supporting” diyebileceğimiz yan rollerde. Bu da sinemadaki kadın filmi azlığından kaynaklı sanırım. 
Gözde Hatunoğlu: Bundan sonrası için planların neler. Bu filmden sonra nasıl devam edeceksin yoluna?
Gözde Kural: Şu anda sinemaya uyarladığım bir roman var. Ancak onun akıbeti de bu filme bağlı biraz da. Bu filmin başarısı önemli. Ben çok “bu olmadı diğerine bakayım” diyebilecek bir insan değilim sanırım. Bir de çok sık film çekmek taraftarı değilim. Seyirci arka arkaya izleyip tüketiyor filmleri ama yönetmen için öyle değil. Arkasında koca bir hayat, çok büyük bir emek var çünkü. 
Gözde Hatunoğlu: Senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Gözde Kural: Öğrenciyken workshoplara katılırdım, şimdi bazen beni çağırıyorlar konuşmacı olarak. O zaman dinlemek tuhaf gelirdi şimdi de anlatmak tuhaf geliyor. Onun için çok bir şey söylemek istemiyorum. Herkesin bir yolu var, ben benimkini buldum. O yolu bulup yürümek en önemlisi sanırım.
(Bu sayfada yer alan 2. fotoğraf, Posta Gazetesi/ Kezban Yılmaz imzalı haberden alınmıştır) 
BİTTİ
OKU
Gözde Kural Afganistan'da Film Çekiyor
/ Paralel Sinema
İZLE
Döngü
/ Yönetmen: Gözde Kural- 2010
Kulübede Acı/ Yönetmen: Gözde Kural- 2010
Zaman Geçse de/ Gece Yolcuları- Klip Yönetmen: Gözde Kural
Affedecek misin?/ Gece Yolcuları- Klip Yönetmen: Gözde Kural