Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

“... Çok zevkli. Kuş ötüşü de öyle mesela, yani hayatın kendisi müzik gibi gelir bana.

...Bilmiyorum ben, o anda bir elektriklenmeyle çalıyorum. Dış dünyayı çok fazla düşünmediğime eminim.

...Bir yazar okumaz mı? Ne bulursa okuyacak. Müzisyen de dinleyecek.”

Uzunca bir aradan sonra merhaba… Bu kez konuğum bir gitar ustası. Müzik piyasasının bozamadıklarından; uzun yıllar boyu nasıl müzik yapmak istediyse öyle yapmış. Hatta yeri gelmiş Sting'e trip atmış. Akın Eldes ile stüdyosunda buluştuk. Kâh klimanın damlattığı sudan enstrümanları kurtarmaya çalıştık kâh yeni albümünden şarkılar dinledik. Hem çaldı hem anlattı. Velhasıl çok güzel insan. Varın gerisini siz okuyun. Bulutsuzluk Özlemi ile hayatımıza giren bu mütevazı gitar üstadını daha yakından tanımak için buyurun.

Röportaj ve Fotoğraflar: Bilge Kocaefe/ Kasım 2016


Akın EldesBilge Kocaefe: Gitar sevdası nasıl başladı?

Akın Eldes: Küçükken kulağıma çalınan müzikleri çalma isteğiyle; gitar müzikleri ve yabancı gruplardı bunlar. Bunları o zamanlar televizyonda senede bir görüyordum; yılbaşı geceleri. O sesleri çıkartmak istedim gitarda, çıkartmalıydım mutlaka. İçten gelen bir şey…

Bilge Kocaefe: Birini görüp örnek almakla ya da  birine özenmekle başlayan bir macera değil yani?

Akın Eldes: O zamanlar kimi göreceğim ki? Konser yok, değişik bir dünyaydı. Ancak radyodan veya televizyondan dinlerdim ama onların da sayısı kısıtlıydı. Biraz şanssız bir döneme denk geldim. Plakçı bir arkadaşım vardı, sayesinde sürekli plak dinlerdik. Nadiren de TRT FM'de bir şeyler yakalardık.

Bilge Kocaefe: Şanssızlık dediniz ama aslında şans olabilir mi bu? Sınırlı olan daha değerlidir, kolay kolay tüketemezsin.

Akın Eldes: Kesinlikle öyle. Bütün kayıtlarımın değerini iyi bilirim. Evire çevire tekrar tekrar dinlerim. Hatta o kadar çok tekrar dinlerim ki vapurda ya da otobüste insanlar telefonlarına gömülür, ben kendi kendime plağı kaseti döndürürüm kafamda ezbere; minütajı kesin tutar.

Bilge Kocaefe: 20 yıldır müzik piyasasının içindesiniz.

Akın Eldes: Daha fazla. Eskidik yahu. Aslında çok eskidik diyecek kadar eskimedik ama epey sene olmuş. Şöyle diyeyim, 1981 yılından beri bilfiil çalıyorum. 1985'ten beri bilinir gruplarla çalışıyorum.

Bilge Kocaefe: Başlangıcına dönsek?

Akın Eldes: Başlangıcı sevimsiz aslında ama dönem şartları gereği öyle oldu. Üniversiteye giderken bir yandan da pavyonlar düğün salonları vardı, oralarda çaldım. Şimdiki gibi rock barlar yoktu.  Üniversiteden arkadaşlarla kurduğumuz gruplar vardı; E5, Painted World hatırladıklarım. Asım Can Gündüz, hay allah ya rahmetli oldu, onunla beraber çalışmıştık. Asım Can Gündüz ile çalarken davulu Bulutsuzluk Özlemi'nin davulcusu çalıyordu. Nejat da grubu izlemeye gelmiş ve orada da beni beğenmiş. Daha sonra Bulutsuzluk Özlemi'ne dahil oldum; 1986 yılından itibaren. Sonra yavaş yavaş Bülent Ortaçgil ile çalar oldum bir dönem. Mehmet Güreli falan derken iş genişledi.

Bilge Kocaefe: Birçok kişiye ve gruba eşlik ettiniz.

Akın Eldes: Daha çok gruplara. Mesela şimdi düşünüyorum da pop müziğe girseydim, heves etseydim o zamanlar han hamam sahibi olur muydum bilmem. (Güler )

Bilge Kocaefe: Olurdunuz, olanlar var. O konuya da geleceğiz zaten.

Akın Eldes: O anlamda ben hep yanlış kararlar vermiş bir insanım. Mesela turizmle uğraşıyorum, rehberlik tarafım da vardır. Eskiden müzikten para kazanılmadığı için turizme atıldım. Rehberlik de hiç benim mizacıma uygun değil ama öyle bir para teklif ettiler ki bir düşündüm, amfimi alıyorum, gitarımı alıyorum.

Bilge Kocaefe: Sonuçta müzik için, müziğe yatırım.

Akın Eldes: Tabii, tabii. O amaçla “tamam yaparım” dedim, girdim. Daha sonra şöyle bir ikilem yaşadım; hem bu, hem bu olmuyor.. En iyisi “ben müzik yapayım” dedim 90'ların sonuna doğru. Tam o sırada turizm patladı, fena paralar kazanıldı. Ben müzikte battım. Şöyle battım, albüm yapayım istedim ama stüdyoya gidecek param yoktu. Bari turizme gireyim dedim. Hakkını yemeyeyim 1, 2 sene yakaladım o dalgayı. Borçlarımı ödedim. Ama hep orada da, müzikte de yanlış kararlar verdim, yani zamansız yer değiştirmeler yaptım fakat öyle olageldi. Sonuçta yerimden memnunum, şikayetçi değilim.

Bilge Kocaefe: Şu an buradaysanız demek ki o kadar da yanlış kararlar vermemişsiniz.

Akın Eldes: Yok, yok halimden memnunum.

Bilge Kocaefe: Bu müziği tercih etmenizdeki etken nedir? Müzik zevkiniz nasıl şekillendi?

Akın Eldes: Pink Floyd'dan Jimmy Hendrix'e dinlediğim müzikler daha aykırı müziklerdi. Gerçi halk müziği de dinliyordum; pavyonda çaldım. Başka şeyler de dinliyordum.

Bilge Kocaefe: Pavyonda çalmak enteresan. Dinleyici kitlesi farklı, ne çalıyordunuz pavyonda?

Akın Eldes: Valla ne çalıyordum? Çok komiktir anılarım. Pavyonda çaldım birkaç ay ama o birkaç ay içinde sağlığım bozuldu. 18 yaşımdaydım o zamanlar. Sabah 5'e kadar çalıyorum, 9'da da derse gidiyorum. Olacak şey değildi. Çok sigara dumanı var, konsomatrisler gerçek içki içiyor, program bitiyor kusuyorlar. Leş, sağlıksız bir ortam kısacası. İşte müzik deseniz, şöyle bir örnek vereyim ona; hiç unutmuyorum akort yapacağım, bas gitarcıya “akort yapacağım, ses verir misin? dedim. Bu arada hepsi benden büyük diğer müzisyenlerin. 35-40 yaşlarında adamlar. Bana “Sen buraya erken düştün.” derlerdi. ( Güler ) Basçı “Hangi sesi vereyim?” dedi. “La”dedim. “O hangisi?” dedi. Boyutlar böyleydi yani. ( Güler )