Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Kültür - Sanat

“Şey”lerden Risalelere, Risalelerden Arzu Nesnelerine Bir Yayınevi Hikayesi: Sub

“Şey”lerden Risalelere, Risalelerden Arzu Nesnelerine Bir Yayınevi Hikayesi: Sub

Yıllardır Şenol ile her buluşmamızda mutlaka şuna benzer konuşmalar olurdu; “abi şu metni okudun mu?”, “bro bak ne buldum, muhteşem”  -ki aynı şekilde yüzlerce e-posta vardır sanırım Şenol’la karşılıklı pota kutularım…risinde “Sub” birçok önemli metni çevirip yayınlayarak Türk okurlar ile buluşturdu. “Sub” bugün artık rüştünü ispat etmiş, kimlik sahibi eski ama yeni bir yayınevi artık. Dolayısıyla sormadan edemezdim ve yakalayıp sordum…
Sanatçının Kaderi Ülkesiyle Bir Olmalı

Sanatçının Kaderi Ülkesiyle Bir Olmalı

Danstan tiyatroya, sinemadan performans ve konserlere 20 yılı aşkın süredir Çellosuyla arayışta olan, yakaladığı “sound” ile yetinmeyen ve kanımca arayışı hiçbir zaman bitmeyecek bir sanatçı Gülşah… Klasikten caza, cazdan rock’a, rock’tan doğaçlamaya daldan dala uçarak her birinde gerek besteci gerekse icracı olarak çok ama çok iyi işler yapıyor. Müziğiyle söyleyecek çok şeyi var ve sözünü esirgemeyecek cesareti de…
Bir Kıyamet Alâmeti: Duhân-ı Mübîn

Bir Kıyamet Alâmeti: Duhân-ı Mübîn

12 yıldır İsveç'te yaşıyor Hakan Akçura. Miladını tam olarak hatırlayamadığım internet arkadaşlığımız, onun seyrek ve kısa süreli İstanbul ziyaretlerinde, benim tadı damağımda kalan Stockholm ziyaretimde şerbetlenerek aklına…k ki Gezi'nin olağanüstü atmosferinin objektif bir gözle değerlendirildiği, belgesel tadındaki o röportaja ait bütün kayıtlarım kayboldu. Çok kızdığını biliyorum Hakan'ın ama o da mahcubiyetimi anladığı için fazla ezmedi beni.
Kendi Karanlığımızın Aynası

Kendi Karanlığımızın Aynası

Altay Öktem’in şiirleriyle ilk tanışmam 1993 yılında Cem yayınlarının şiir dizisinden çıkan “Beni Yanlış Öptüler Aslında” kitabıyla oldu, yanılmıyorsam aldığım ikinci kitabı ise yine aynı seriden çıkan “Çamur Şiir… olmalı. “Çamur Şiiri” kitabının girişinde oğluna ithafen yazdığı “Berkay’a bağışladığım kirli dünya için pardon!” notu aslında Altay Öktem’in şiire ve hayata bakışını anlamak için kısa ama yeterli bir özet…
Yakın Temas Caz!

Yakın Temas Caz!

İlk gençlik yılları, internet yok, yayınlanan kaset ve plak sınırlı, her şeyi bulamıyorsun, hoş zaten ne aradığını da bilmiyorsun, eş dosttan yurt dışına giden, tanıdığı olanlardan kaset, plak rica etme zamanları. Bulabildiği…ğiller, anons duyuluyor; "şimdi Pink Floyd ve arkadaşlarından dinliyoruz, dı vol yani duvar". Hayal meyal Meridyen ve Frekans programlarını hatırlıyorum Hard Rock ve Heavy Metal için. Üstelik tüm albümler baştan sona kadar çalınıyor.
Ateş Böcekleri ve Moda Sahnesi

Ateş Böcekleri ve Moda Sahnesi

Tiyatro ile ilk tanışmam ilkokul yıllarıma aile dostumuz ve komşularımız rahmetli Ayşegül Devrim ve eşi Avni Yalçın’a dayanıyor. Hafızam yanıltmıyorsa Ayşegül abla o yıllarda şehir tiyatrolarında Avni abi ise Dostlar Tiyatrosu'…biyle gittiğim oyunlarda ya sahne arkasında kenardan ya da en önden seyrediyorum. Kimi zaman aynı oyunlara defalarca giderek. Çok yakın olduğun, tanıdığın insanların sahnede bambaşka kimliklere dönüşmesi büyüleyici bir çocuk için.
Radika ve Bach

Radika ve Bach

Yıllar önce İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın tanıtım işlerini yaparken tanışma fırsatı bulduğum ve çok sevdiğim Orhan abi (Topçuoğlu) ile her buluştuğumuzda sohbet konularımızdan biri olmuştur Klasik Müzik ve dinleyici …ek Türkiye için değil tüm dünyada cevabı aranan bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Mesleki bir meraktan olsa gerek bu sorunun cevabı ile ilgili olarak internette rastladığım makalelere, tartışmalara kayıtsız kalmadım yıllarca. 
Çünkü O Şayir...

Çünkü O Şayir...

Birkaç yıl önce, kaç yıl oldu hatırlamıyorum, zaten artık çok şey hatırlamıyorum, hafızam beni yanıltmıyorsa Kadıköy Penguen kitabevinde yeni çıkanlar rafından sayfalarını karıştırarak bir kitap aldım. Tanımadığım yazarl…a Şenol geldi, oturup içerken –Jack şahittir, sehpanın üzerinden kitabı eline aldı, “abi okudun mu nasıl? Benim de rafta dikkatimi çekti” diye sordu. Burada sizlerle paylaşamayacağım ağır, küfür dolu bir yorum yaptım, güldük.
İçimizdeki Çocuğu Uyandırmaya Çalışan Çılgın: Zihni Sinir

İçimizdeki Çocuğu Uyandırmaya Çalışan Çılgın: Zihni Sinir

Benim kuşağım Oğuz Aral’ın efsanevi Gırgır Dergisi ve onun her biri yeni ufuklar açan karakterleriyle büyüdü. Zihni Sinir o karakterler arasında çok özel bir yere sahipti. En karmaşık ihtiyaçlar için en basit çözümlerle karşı…tüm karmaşık sorunlara bulunan basit çözümler için “Zihni Sinir projesi” ifadesini kullanır olduk. Gırgır’ın çok geçmişte kaldığı bugün, karikatürlerini görmeyenler bile Zihni Sinir’i hiç değilse “ismen” tanıyorlar.

"Radyoda yakaladığın iletişim daha samimi, daha gerçek!"

Radyocuların çok değişik hikayeleri olabilir. Bu kez karşıma meslekdaşım olan Mesut Süre'yi aldım. Uzun bir adam. Yok böyle demeyeceğim; 2,01'lik bir insan evladı. Yer: Eskişehir. Mekan: Üniversite. Yıl: 2002. Ve Mesut'un hikâyesi ba…korkma. Korkarsan da seni o güne kadar sevmiş insanların saygısını kaybediyorsun.Bilge Kocaefe: Kısaca, cesaret diyorsun son olarak. Teşekkürler sohbet için, başarılar.Mesut Süre: Evet biraz cesaret, gerisi gelir. Ben teşekkür ederim.
Hayata Aşina Zamana Hatıra: Aile Fotoğrafı

Hayata Aşina Zamana Hatıra: Aile Fotoğrafı

Bir fotoğraf küçük bir kare içinden anlattıklarıyla çok, gösterdikleriyle anlamlıdır. İyi kötü anların, mutlu mutsuz günlerin, özlenen beklenen insanların, gülümsemelerin somurtmaların bazen bir anda bazen düşünülen bir poz i…m yeni bir roman üzerine… Aile Fotoğrafı basılmadan önce yayımlanan öyküleri toparlamayı da düşünüyorum bir yandan. Bakalım… Funda Dörtkaş: Teşekkür ederim. Kerem Görkem: Güzel sorularınız  için ben teşekkür ederim…
Yerini Yadırgamayan Duygular: Muhtelif Evhamlar Kitabı

Yerini Yadırgamayan Duygular: Muhtelif Evhamlar Kitabı

Geçmiş günlerin kış mevsimini kucaklayan saatlerinin birinde, akşama doğru, içimin sıkıntısını kitap sayfasına ortalayıp duvara gönderirken aramıştı arkadaşım. Hayatın en afili evhamlarından biriyle başetmek için uğraş veri…ngi duygu betimler kökü geçmişteki çaresizliklerimizi?Ömür İklim Demir: Çaresizlik tek başına her duyguyu ve her eylemi kapsayacak kadar büyüktür gibime geliyor; çaresizce sevebilir, çaresizce nefret edebilir, çaresizce ölebiliriz.
Kırılgan Dertlerin Suskun Hatıraları: Derdin İncinmesin

Kırılgan Dertlerin Suskun Hatıraları: Derdin İncinmesin

Her öykü hayatın bir yarasıdır; insanın hayattan sebep kabukla üstü örtülen, kenarı beyazlamış ince sızılarının telafisi öte yandan. Borges Kum Kitabı’nda “varolmak fotoğraflanmaktır” der. Varoluşumuzun o sonsuz dehlizleri…ok hatıraları incinmesin istiyor. Okurlarınızın öykülerinizde kendilerini bulacakları hatıralar varsa o hatıralar incinmesin. Teşekkür ederim.Mustafa Orman: Bunca zahmet çekip güzel sorular hazırlamışsınız. Ben teşekkür ederim.
Zamanın Akışında İncelikli Bir Arayış: Virgülün Şikâyeti

Zamanın Akışında İncelikli Bir Arayış: Virgülün Şikâyeti

Hepimizin çocukluğu kapalı kapıların ardında. Kapı koluna asılı bıraktıklarımızı aramak için eğilip kapının minik deliğinden bakar olmuşuz. Bir noktadan gördüğümüz ışık ne yüzümüzü aydınlatmış ne de özlediklerimizi…usu olduğu için, hayır elbette. Ben teşekkür ederim, bu ortası; müzikli-mürekkepli-güzel gelincik tarlası içinde beni dolaştırdığın için. Gökova tamamen gelincikle kaplanıyor bu mevsim, ah nasıldır şimdi, gitmiş kadar oldum. 
Sibel Öz'le Yokuş Yukarı...

Sibel Öz'le Yokuş Yukarı...

Bazen bazı yaşlarınızdan birkaç mevsim eksilir, sonra ne o yaşlarınızda olursunuz ne de o mevsimler geri gelir. İnsan ömrünün kendi telaşından şikayetçi zamanı, çocukluğunu nerede bıraktıysa ezberini gözyaşıyla geldiği dünya…dedişle, bazen bir affedişle… Bazen unutarak, bazen hatırlayarak. Başlayabilir… Güzel sorularınız Yokuş Yukarı İstanbul’a anlam kattı. Bir insanla, bir kez daha yazıldı öyküler. Teşekkür ederim.İZLEİMC TV 7'DE SANAT PROGRAMI
Bilmiyorum ki?...

Bilmiyorum ki?...

Dev hizmet! Bu kez ayağınıza Deniz Arcak'ı getirdim. 90'larda hayatımıza girmiş müthiş bir vokal. Gözümüzün önünde olmayınca, kendini gözümüze sokmadığı için ne yaptığından bihaberiz. İşte bu röportaj Deniz Arcak'ı yeni…ca kârda kalmaya bakmalı. Bir şeyi seversek yüzümüz güler, bizim yüzümüz gülerse sevdiklerimizin de yüzü güler. Gülelim güldürelim inşallah artık. Lütfen.Bilge Kocaefe: Dileğimiz budur. Teşekkürler.Deniz Arcak: Yerim seni ben.

"Bir Sofra Kursam Ahmet Kaya, Ahmed Arif Gelse Otursa..."

Fotoğraf sanatçısı Dilan Bozyel ile konuşmak, söyleşi yapmak üzere yola koyuldum. İstanbul trafiğine güven olmaz deyip, geç kalmamak için acele ederken, farkında olmadan erken gitmişim. Mekâna vardığımda kapıda bir hanımefendi k…en Sarkis Amca’ ya kadar herkes… O bütün güzel insanlar toplansın orada, böyle bir düğün havasında herkes toplansın,  mutlu bir dîlan olsun ve onları çekeyim isterim. (*Dîlan = Kürtçe düğün, eğlence, kutlama, festival demek)
Şiddet Hayatın İçinde... Severken Öldürmeye Devam Edeceğiz...

Şiddet Hayatın İçinde... Severken Öldürmeye Devam Edeceğiz...

Farklı şehirlerde belki aynı saatlerde hep aynı şarkı: "günlerimiz... "Savrulan yapraklar gibi akıp giden günlerin içinde "haritalarda, yeryüzünde ve kimsenin aklında olmayan şehir" yaratma isteğinin sessizliği, kırılan bir aynanın…n. En azından ben kendi adıma bir sürü iz bıraktım.Funda Dörtkaş: Sırt kısmında iğne iplikle işlenmiş bir cümle vardı: hep yazmanız umuduyla. Teşekkür ederim.Bora Abdo: Ben teşekkür ederim bu güzel soruları sorduğunuz için.
Film Müziği Sudoku Gibi Bir Bulmaca...

Film Müziği Sudoku Gibi Bir Bulmaca...

Sinema, tiyatro, opera başta olmak üzere sanatsal faaliyetlerin emekçileri son derece zorlu hayat koşullarına rağmen üretme azimlerini kaybetmiyorlar. Emek yoğunluklu bu alanlara elbette müziği de katmak gerekiyor. Özellikle dizi sektörü…rkçı olmayan, bana ve insanlara düşmanca tavır almamış, bilgi paylaşımında bulunabileceğim her düşünceyle çalışabilirim. Belki ben etkilenirim, belki de çalıştığım insanlar. Sonuçta değişebilme ihtimali herkes için iyidir.
Acının Kol Gezdiği Yerde, Sanat Hayatı Savunur!

Acının Kol Gezdiği Yerde, Sanat Hayatı Savunur!

Leman Yılmaz yıllar içerisinde İstanbul'un ve Türkiye'nin gururu haline gelmiş olanİstanbul Tiyatro Festivali'nin Direktörü. Ömrü dünyanın neresinde iyi oyun sahneleniyor onu bulup Türkiye'ye, İstanbul'a getirmek için koşuşturmakla …reklileştiği bir ortamda perdeleri kapatırsak bunun sonu neye varacak? Bilakis, kültür, sanat, tiyatro, müzik toplumu yaşama bağlayan çok önemli unsurlar. Toplumdan bunu da çekip aldığında geriye ne kalacak? Her şey çöker o zaman. 
Cenk Taner: Dipten ve Derinden...

Cenk Taner: Dipten ve Derinden...

Bilen bilir, bilmeyene de kısaca açıklayacak olursak; Türkçe rock müziğin temel yapı taşlarından olan Cenk Taner, grubu Kesmeşeker ile olan hikayesini anlatacak bize. Sözün gücünü kanıtlayan birer delil Cenk Taner'in her yazdığ… Çok teşekkürler bu sohbet için. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı? İnsanlığa bir mesaj vermek ister misin?Cenk Taner: İnsanlar mesajlar alıyor zaten, ben vermişim vermemişim fark etmez. Benimle polemiğe girmeyin. (güler)
Küçük Prens Yetişkinler İçin Bir Yaşam Kılavuzudur!

Küçük Prens Yetişkinler İçin Bir Yaşam Kılavuzudur!

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF)  Reklamcılık Atölyesi Koordinatörü, Kristal Elma başarı ödülü sahibi, bir çocuk babası ve hocam Mehmet Sobacıgerçek bir Küçük Prens tutkunu. Bu tutku onu Ankara ve İstanbul'da bin…nı tavsiye ediyorum. Annelerin, babaların, teyzelerin, amcaların, dayıların, öğretmenlerin, servis şoförlerinin, güvenlikçilerin, temizlik görevlilerinin, çocuğa dokunan herkesin yılda 1 kez okuyup kendilerini şarj etmeleri gerekiyor.
Aşk Bizi Özgür Kılar!

Aşk Bizi Özgür Kılar!

Her şey kötü değil mi? Yaşadıklarımız, acılarımız, bu ülkenin içinde tanık olduğumuz ölümler, zulümler, hayal kırıklıklarımız, eksilip bir türlü tamamlayamadığımız günlerimiz, sevmediğimiz işlerimiz, görüşmek zorund…izden vücut bulan haliyle bu cümleyi fazlasıyla hak ediyor. "Her yaranın merhemi kendi dalındaysa", birbirimizi en sevdiğimiz halimizle hatırlayabilme umudunu içimize saldığınız için teşekkürler.Sinan Sülün: Ben teşekkür ederim. 
Sokağın Usta Gözü

Sokağın Usta Gözü

“Dijital fotoğraf özgürlüktür” çağındayız ve herkes kendi kendini fotoğrafçı ilan etti. Paylaştıkça çoğalan karelerimizle hayatımıza ayna tutuyoruz ve bazen, aynadaki yansıma asıl biz değiliz. -mış gibi yaptığımız mani…af olmasaydı, ne olurdu? Kendimi bildim bileli fotoğraf var, maddi manevi beni var eden bir şey fotoğraf. 18 yaşımda başladı, bugüne kadar getirdi beni. Çok ters köşe soruymuş bu! http://www.mustafaseven.com Instagram: @mustafaseven 
Vahşi Doğanın Cesur Aynası

Vahşi Doğanın Cesur Aynası

Hayat anlık fotoğraf karelerinden ibaret. Fotoğraf çekmek, eskiden sadece fotoğraf sanatçılarının işiydi, onların karelerini hayran hayran seyreden biz amatörlere de takdir etmek düşerdi, aile karelerini babalar, olmadı arka fonları e… gülümseyin! Keyifli okumalar… *** “Dijital Fotoğrafçılık” serisinde yer alan röportajların kısa versiyonları, GEO Türkiye dergisinin Aralık 2015 sayısında yayınlandı. Röportaj: M. İrem AfşinFotoğraflar: Ali Fuat Karasu
Türkiye'de Sinema Yazarlığıyla Hayatta Kalınmaz

Türkiye'de Sinema Yazarlığıyla Hayatta Kalınmaz

Ben hemen hemen her sabah görüyorum onu. Soğuk kış günlerinde, terleten yaz sıcaklarında, yağmurda çamurda hep bir aradayız. Basın gösteriminde gözlerim önce onu arıyor hep. Her selamımı da “Günaydın yeşil sahaların kralı” …ram boyunca benden 15-20 yaş küçük arkadaşlarla çalıştım, sürekli anı anlatarak onları yeterince sıktım! Sıkılan kitleyi genişletmek adına anı yazmak ilginç olabilir! Olmadı eski yazıları toplarız. Gelenek olduğu üzere…  
3 Dilde Barış Şarkıları: Hayhorom

3 Dilde Barış Şarkıları: Hayhorom

İstanbul’un yerleşik en eski halklarıdır Ermeniler ve Rumlar. Şehrin her yerinde, kent kültürümüzün her detayında izleri olan Ermeni ve Rumların sayılarının ne yazık ki giderek azalmasıyla, bu dillerin kültürel örnekleri, sanat …eğil: Konser öncesinde ve arasında izleyenler Rumca ve Türkçe kitaplar yayınlayan İstos Yayınevi ile Ermenice Türkçe kitaplar yayınlayan Aras Yayınevi’nin açtığı standlarda her kitapçıda rastlamayacağınız kitaplarla buluştu. 
Bildiğimi Değil, Gördüğümü Anlatmayı Deniyorum

Bildiğimi Değil, Gördüğümü Anlatmayı Deniyorum

Türkiye sinemasının neye ihtiyacı var diye bir soru sorsak, çok uzun bir liste çıkar karşımıza sanırım. Bu zaten sinemacıların da seyircinin de uzun yıllardır konuştuğu ve çözüm aradığı bir konu. Bu sorunun aslında ülkedeki …an film sanırım ve umarım 2016 ortalarında seyirciyle buluşacak. Laf lafı açtı; sinemadan, kadınlık hallerinden, hayattan bahsettik. Derdimiz de keyfimiz de bolmuş meğer, uzun uzun konuştuk. İyi okumalar…Röportaj: Gözde Hatunoğlu

"Hiyerarşi Konusunda Hiç Bir Şey Siyah Beyaz Değildir"

Gişe Memuru (2010) ve Sarmaşık (2015) filmlerinin yönetmeni Tolga Karaçelik’le gemi, iktidar, hiyerarşi ve gönüllü kolluk kavramları hakkında söyleştik. Bu, sadece sinema hakkında bir söyleşi değil kuşkusuz. Kaldı ki sinemanı…lerini yönetti. Sarmaşık filmi 52. Antalya Film Şenliği (2015) "En İyi Film", 22. Adana Altın Koza Film Şenliği (2015) "En İyi Yönetmen" ve East End Film Festivali (2015) "En İyi Film" ödüllerinin sahibi oldu. İZLEGişe Memuru (Film)
Kürar: İyiliğin ve Kötülüğün Sessiz Sesi

Kürar: İyiliğin ve Kötülüğün Sessiz Sesi

Zamansız bir hayata içkin kitaplar vardır. Zamansızlığını belirleyen yegane niteliği, insanın hayatının her anına dair arazlı alanları tanımlayabilmesidir. Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren hem kendi hayatınızı hem d…klıkla telaffuz ettiği iyilik ve kötülük kavramlarına, yaşarken pek farkında olmadığımız lakin üzerine düşündüğümüzde bizi rahatsız eden o insani eylemlerin bilinçdışı çukurlarına kocaman ve ağır taşları yerleştiren…
Kadıköy'ün Yalnız Çocuğu: Can Gox

Kadıköy'ün Yalnız Çocuğu: Can Gox

Can Gox; Şenol Erdoğan, Kaybedenler Kulübü/Kaan Çaydamlı- Ada Öztekinröportajlarından sonra, “Kadıköy Kafası” serimizin 3. Röportajı. Seri, bir süredir peşine düştüğümüz Erol Egemen’i bir köşede kıstırıp konuşabildi…imdik ve çok şık taşıyan bir adam. Hayatında sadece müzik var. Blues, caz, rock ve türkülerle örülü kozasındaki özgürlüğünü, iş dünyasının sunabileceği olanaklara tercih etmiş. Müziğe dervişçe bir tutkuyla bağlanmış. 
EbruliMuharrem: Asi Ve Aşık

EbruliMuharrem: Asi Ve Aşık

Londra seyahatimde dostum Engin Yıldız "burada çok ilgini çekecek, müzisyen bir çift var" deyince ne yalan söyleyeyim, gezip tozmak varken röportaj yapma konusunda çok da istekli davranmadım. Ama Engin durup dururken söz etmez birilerinden…ildi... Londra'nın mütevazı bir semtinde aynı zamanda ev olarak kullandıkları stüdyolarının kapısını tıklattığımızda Muharrem açtı kapıyı. Ertesi gün için sözleştik. "İşte sabahtan gelin" dedi... "Saat 15:00 gibi falan..."

"The Turkish Passport"

İnsanlık tarihinin en barbarca kıyımlarından biri 1930’ların sonundan 2. Büyük Savaşın sona erdiği 1945’e kadar Avrupa topraklarında yaşandı. Hitler önderliğindeki Alman Nasyonal Sosyalist Partisi ekonomik ve sosyal çöküşün “suçlusu” olarak ilan ettikleri Yahudilere, Komünistlere, Çingenelere ve Eşcinsellere karşı eşi görülmemiş bir imha operasyonu başlattılar.
Kaybedenler Kulübü: Bir Kadıköy Röportajı

Kaybedenler Kulübü: Bir Kadıköy Röportajı

Farkındayız, biraz “Kadıköylü kayırmasına” dönüştü iş. Önce Şenol, sonra Müfit, şimdi de Kaan Çaydamlı ve Mehmet Öztekin. Ne yapalım ki Kadıköy böylesine bereketli bir arazi. Metrekareye bin tane kültür mantarı düş…aman bunlar da pek konformist çıktı canım, oturdukları yerden iş yapıyorlar” diye düşünmeyin. İcabında sıkı bir röportaj için Fizan’a bile gideriz! Nitekim bu röportaj için kalktık taa Acıbadem’e gittik, Mehmet’in evine. 

"Kaçın Sakırmayın!"

Bir zamanlar İstanbul'un emekçi nüfusunun yoğun olduğu Kartal'da "işçi tiyatrosuna" dönüştürülen eski bir kayıkhanede başlıyor öyküsü Müfit Can Saçıntı' nın. 80'li yıllar... Bizim tanışıklığımız da 80'lerin ortasına dayanıyor. Zamanın Basın Yayın Yüksek Okulu'na... Darbe sonrasının o karanlık yıllarına... 

"Yurdunu Sevmeliymiş İnsan"

Bir şair... Bir yurtsever... Barışa tutkulu bir aktivist... Ve bir o kadar naif, bir o kadar zarif, hanı dokunsanız kırılacakmış hissi uyandıran bir kadın  Neşe Yaşın... Hayatı, yüreği, duyguları tüm Kıbrıslılar gibi ikiye bölünmüş ama o son derece yalın ve güçlü sözcüklerle ifade etmiş bunu:

"Balıkçı Kral"

Sinir bozucu! Kesinlikle sinir bozucu bir adam Şenol Erdoğan! Underground dünyanın tüm birikimini Türkçe'ye kazandırmayı iş edinen 6:45 yayınevi'nin yayın yönetmeni ve underground poetix ’in editörü. 1989’da Kaan Çaydamlı tarafından kurulan 6:45 bugün artık yayın dünyasında önemli bir “marka” ve O bunu pek sıradan bir şeymiş gibi taşısa da, bu markanın arkasındaki mühim isimlerden biri de Şenol Erdoğan…

"Bir Şahane Adam...

Şahane bir adam Orhan Topçuoğlu. Perküsyoncu, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sanatçılarından ve bir sinema sevdalısı... İstanbul ile epeydir "arası açık" olan gerçek bir İstanbul Beyefendisi. Yıllarca Türkiye'nin müzik ve sinema sanatını şekillendirmiş isimlerle birlikte çalışmış, emek vermiş olmasına rağmen son derece alçak gönüllü...