Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Aydın SünSinan: Avrupa’da durum neydi peki?

Aydın Sün: Her ülkede var rakipler ama hepsi yerel. Globalin orada ayağı var. Mesela Hollanda’da PR News Wire’ın alt apısını kullanan bir şirket var. Onlar satıyor. Ne yapmak lazım? AB içerisinde olmak lazım ama İtalya, İspanya krizde zaten, onları hiç düşünmedik. Almanya ve Fransa’ya bakalım dedik. Fransız Konsolosluğu bizi bir avukata yönlendirdi. İstiklalde, ismi Türk, soyismi Fransız bir avukat. Gittik, derdimizi anlattık, şartlar nedir, bize yol göstermesini istedik fakat avukat bize öyle bir Fransa anlattı ki!... “Ne işiniz var Fransa’da? Türkiye yükselen Pazar! Türk ekonomisi çok güçlü, Avrupa batıyor. Orada her şey, tüm banka vs hareketlilikleri kontrol altında…” Bu arada biz zaten her şeyini resmi yapan, her müşterisine faturasını kesen, gri piyasa ile işi olmayan, düzgün çalışan, deli gibi de vergi ödeyen bir firmayız. Yani zaten Türkiye’de de böyle çalışıyoruz. Ama avukat ilginçti. Konsolosluğun yönlendirmiş olması daha da ilginçti. Neyse, dedik herhalde farklı evrenlerdeyiz biz bu avukatla… Almanya’ya bakalım dedik. Alman Konsolosluğu bizi Tarabya’daki binasında çalışan Alman Ticaret Odasına yönlendirdi. Gittik, derdimizi anlattık. “Ya iyi güzel, tamam da Almanya’dan buraya geliyor olsanız ne yapacağınızı biliyoruz da, bugüne kadar kimse buradan Almanya’ya gitmek istemedi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Biz bir araştıralım, size dönelim” dediler. Tam 3 yıl oldu, hâlâ dönecekler. Orası da yattı. İngiltere’ye de baktık tabii ama oradaki rakiplerden de biz çekindik. Bu arada bir de Hollanda’ya bakalım dedik. Yükselen pazarlardan biri çünkü.. Arayıp randevu istedik. “Bu konuyla yatırım ajansımız ilgileniyor” dediler. Türkiye’de de ofisleri varmış, oraya yönlendirdiler. Aradık, Ajans başkanı “önümüzdeki hafta direktörümüz geliyor, o da olsun, birlikte konuşalım” dedi. Allah Allah! Biz ufacık bir firmayız… Neyse, gittik. Bölge direktörü anlattı, Ajans başkanı anlattı, ne imkânlar sağlıyorlar, yaratıcı endüstrilerde Hollanda’nın konumu nedir falan. Çok güzel her şey…. Bu arada dediler ki, “bu böyle olmaz, Hollanda’ya gidin, orayı bir görün, size orada birkaç toplantı ayarlayalım, insanlarla konuşun, doğrudan oradaki insanları dinleyin”… Bir ay sonra bir konferans için gidecektik zaten Hollanda’ya. Uzun zamandır yurt dışındaki partnerlerle büyüyelim, her ülkede bir iş ortağımız olsun diye düşündüğümüz ve bunun için de medya takip şirketlerini belirlediğimiz için, medya takip kuruluşlarının çatı kuruluşlarından biri olan AMEG’in konferansına sponsor olmuştuk. Hazır konferansa gitmişken bu görüşmeleri de yapalım madem dedik. Vizenizi aldınız mı diye sordular, almamıştık henüz, “iyi o zaman bizim üzerimizden alın” dediler. Belgeler için bir liste tutuşturdular elime. İnanılır gibi değil, sadece şirkette çalıştığımıza dair bir yazı ve fotoğraf istediler. Hiç unutmuyorum, pazartesi, 19 Mayıs’tı. Cuma günü başvurduk, 20 Mayıs Salı günü öğlen vizelerimiz çıktı. Bana 1 yıl, yardımcıma 6 ay, ilk kez pasaport almış bir arkadaşımıza ise 3 ay. Adamlar müthiş değer verdiler yani. Neyse, gittik Hollanda’ya. Konferans sonrası toplantılar için NFA’nın ofisine gittik.  Amsterdam’daki direktör bir Türk fakat izinli o gün. İzinli olmasına rağmen geldi ve bizi Hollanda’daki kontaktlarla tanıştırdı. Önce insan kaynakları firmasıyla görüştürdüler. İşte Hollanda’da personel çalıştıracaksanız proses nedir, çalışanların hakları, vergiler vs nedir hepsini anlattılar. Sonra ofis emlakçısı geldi. Ofis piyasası nedir, kiralar ne kadardır, en uygun lokasyonlar nereleridir… Ardından ev emlakçısı geldi.

Sinan: Yok artık!

Aydın Sün: Evet evet! Ev emlakçısı çocuklu bir aile için en uygun semtler nereleridir bilgi verdi. Ardından trust firması geldi 2 tane. Şirket kurulum ve yönetimi için… Merkez Bankası denetliyor bunları, muhasebecilerden hallice yapılar. Bu arada ikisinde de masada birer Türk vardı. Türkiye’den geliyoruz, İngilizcemiz yetmeyebilir düşüncesiyle görüşmeye birer Türk eleman getirmişler. Vergi danışmanı geldi. Ortaklarından biri Türk olduğu için Türkçe konuştuk. Sonra expat center’dan geldiler. Türkiye’den yönetici seviyesinde çalışacak expat getirmeye kalkarsanız ne gibi imkanlar sunuyoruz, ne gibi vergi indirimleri var, çocuğunuzu nasıl entegre edebilirsiniz ayrıntısına kadar her soruya yanıtlar hazır. Bir tarafta “Ne işiniz var Fransa’da?” diyen avukat, öbür yanda küçük bir şirket de olsanız, “gelin kardeşim, elimizden gelen desteği veririz” diyen bir yaklaşım. Haliyle Hollanda’yı seçtik. O süreçte yeni versiyonu geliştirmeye başladık, ismi değiştirdik. BSNODS doğru bir isim değildi yurt dışı için. Faselis’e gelene kadar uzun süre isim aradık. İnternette “com” uzantılı domainin boş olması, Türkçe harf olmaması, herhangi bir dilde olumsuz ya da kötü bir anlamının olmaması gibi detaylar üzerine yoğunlaştık. İsim ararken bilimkurgudan Anadolu mitolojisine, Yunan mitolojisinden Hint felsefesine kadar taramadığım yer kalmadı. Derken işte Anadolu arkeolojisinden Faselis çıktı. Güzel bir lansman yaptık. Bütçemiz kısıtlı olduğu için işe Türkiye’de ekip kurarak başlayalım dedik. Hollanda’da doğup büyümüş, Türkiye’ye gelmiş Türklerden bir ekip kurduk. Flemenkçe olarak güncelliyoruz. Hollanda bu şekilde başladı. Bu arada ABD’ye gidip geliyoruz konferanslar için. Şunu gördük, ABD çok büyük bir Pazar. Start up ekosistemi olağanüstü güçlü. Avrupa’nın her ülkesi ayrı biraz ve her bir pazarın kendine göre farklı zorlukları var. Bunu girmeden, yaşamadan göremiyorsun. Biz başlangıta Hollanda’dan tüm Avrupa’ya hizmet verelim diye düşündük. Fakat bu arada ABD’yi gördükten sonra, dedik ki biz Avrupa’da büyümeye çalışana kadar gelirler, kafamızı ezerler orada. O halde ne yapacağız? ABD’ye gidip, boğulacaksak büyük denizde boğulacağız dedik. Böylece Hollanda işini biraz yavaşlatıp Amerika’ya yoğunlaşmaya başladık. Orada da satış süreçlerine başladık fakat Türkiye’de yaşadığımız ikna sürecinden daha fazla çaba sarfetmek durumunda kaldığımızı gördük Hollanda’da. Her şeyden önce orada da rakipler var. Hollandalılar yabancılara karşı oldukça dirençli. Irkçılık ne yazık ki hâla etkili. Yabancıya iş verme konusunda çekinceleri var. Bütün bu deneyimlerin ışığında Hollanda’daki çalışmaları düşürdük. Orada bir iş ortağı ile çalışıp, satışı onun üzerinden yürütmeyi planlıyoruz artık.