Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

YükşehirYüklendiğimiz şehirlerin neresindeyiz bilinmez lakin bir zamanın içinde boğulan uzaklıkların tezahürüyüz. Dalgınlıklarımız sert, bekleyişlerimiz taşı dile getirecek kadar talepkar. Bir şehrin insana ihaneti nefesine sıkıştırdığı yorgunluksa, o bencil ve yorgun yalnızlıkların ardına sığınmışız. Bir hazine gibi kurulmamış cümlelerin ardına sakladığımız hayaller, şehrin gri yılgınlıklarında boğulup gitmiş. “Bir şeylerin başladığı ve bitmeye başladığı” yerlerde onulmaz bir varolma arayışının taşlarına takılıp durmuşuz. Kirlendiğimiz yerler, gündelik hayatın kabalığı, hayatımıza misafir ettiğimiz ve yolculadığımız insanların tortuları, kırılan kalplerimizin parçaları hep. Özgür Çakır, Yükşehir kitabındaki on iki öyküyle aralamış eskiyen pencerelerimizi. Yalnız hissetmeyelim diye. Yaşadığımız zamanların içinde yıllar geçse de unutulmayacak olayları ekleyerek anlattıkları, aşina olduklarımız. Kalbinizin yüklüğüne yerleştirdikleriniz kitabın içindeki bir öyküdedir belki, kimbilir.

Biz, Yükşehir üzerine konuştuk. Keyifli okumalar…

Röportaj: Funda Dörtkaş/ İzmir, Ocak 2017