Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Sayfalar

Çünkü Yaşam Bir Yanıt Değil, Sorudur

Çünkü Yaşam Bir Yanıt Değil, Sorudur

Bazen hikayelerin gücü, onları vareden insanların hayata verdikleri ilhamla eşdeğerdir. Esasen anlatılanın yerine anlatanın varlığı ve sizinle paylaştıkları yeryüzü denen o eşsiz, kadim ve etkileyici alanın gerçekliğini içselle…nek Sekiz Yayınevi’nin kurucusu, mimar İrem Çağıl. İstanbul’dan Güneybatı Ege’nin bir köyüne uzanan hikayesini okuduğunuzda hayata sunduğunuz bahaneleri bir kez daha düşüneceksiniz. İrem Çağıl’la hayata dair söyleştik.  
Şehirlerin Yüklüğü İnsan: Yükşehir

Şehirlerin Yüklüğü İnsan: Yükşehir

Yüklendiğimiz şehirlerin neresindeyiz bilinmez lakin bir zamanın içinde boğulan uzaklıkların tezahürüyüz. Dalgınlıklarımız sert, bekleyişlerimiz taşı dile getirecek kadar talepkar. Bir şehrin insana ihaneti nefesine sıkıştırdı…nız hissetmeyelim diye. Yaşadığımız zamanların içinde yıllar geçse de unutulmayacak olayları ekleyerek anlattıkları, aşina olduklarımız. Kalbinizin yüklüğüne yerleştirdikleriniz kitabın içindeki bir öyküdedir belki, kimbilir.
Hepimize Yakın, Hepimize Uzak Bir Ada: Körburun

Hepimize Yakın, Hepimize Uzak Bir Ada: Körburun

Gerçek dünyadan soyutlanıp kurgulanan bir dünyanın içinde yer edinebilme ya da en azından o varlık alanının kenarında durabilme sanırım yeni bir romanı okumaya başladığımızda çoğumuzun az çok hissettiği duygudur. Çünkü bir b…ini yükler. Hayatın gölgeli taraflarının, anlatılan hikayenin anlamıyla berraklaşması sahici, çarpıcı ve yeni bir yaşam deneyimiyle karşılaşır. Hikmet Hükümenoğlu Körburun romanı ile böylesi bir yaşam deneyimini duyumsatıyor.
Kırgın Bir Bahçe: Şikeste

Kırgın Bir Bahçe: Şikeste

Bazı cümleleri oluşturacak kelimeler henüz yanyana gelemediği içindir anlatamadıklarımız; toprak içindekilerle o kadar ilgilenir ki bir çiçeği yeşertememesini saksının küçük olmasına bağlar, oysa saksının küçük olması deği…yledir. Kendi toprağımızı eşeleyip dururken  yeşertmeye çalıştığımız bir çiçeğin soluğu kendinden çekinir. İnsan toprağına can suyunu onulmaz dalgınlığının kararsızlığında verir. O dalgınlık bir kelimeye sığınır:
Aynada Unutulan Zaman: Unutkan Ayna

Aynada Unutulan Zaman: Unutkan Ayna

Hatırlamakla unutmak arasında bıraktığımız gölgeli bir zaman, tozlu sükunetle durur, öylece. Zamanın hatırası kusurundandır. Bu kusurun telafisinin adı hayat mıdır, bir fotoğrafa çerçevelenerek asılmış duvarı insan mıdır bilinmez lakin tıpkı Proust’un dediği gibi: “İnsan ancak hatırladığı şeye sadık kalabilir ve ancak bildiği şeyi hatırlar.”
İçimizde Yırtılan Bir Atlas: Karton Ev

İçimizde Yırtılan Bir Atlas: Karton Ev

“Susmakla başlayan tüm eylemlerimiz daha da derinleşen bir susmakla bitiyor”; çünkü yerleyeksan olan ne varsa elimizle toplamaya çalıştığımız, evlerimizin kapısında asılı. Kırık, kırgın ve hüzünlü. İnsanın kendisini koru…nsanın kartondan mıdır hayalleri? Yerinden yurdundan edilenlerin özlemi, ruhuna ve kalbine sürgün olanların, babasına hasret kalanların, aşkların, ölümlerin ardına düşen Ay, bir dilim gecenin ucundan seslenir, bir düşe ışık olur: