Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Ezgi ve Işkın Alman Liseli iki öğrenci. Önce “Emre Aköz’e açık mektup” başlıklı bir metin gönderdiler bize. Ustaca, olgunlukla kaleme alınmış, benim diyen çoğu üniversite mezununun bile yazabilme kapasitesini sorgulayabileceğiniz türden “ağır” bir metin. Ardından “bizimle konuşun” dediler. Öyle rica mica da değil. Doğrudan, kısa ve net: “Bizimle konuşun!”

“Ne konuşacağız sizinle?” dedik. “Yok, biz konuşacağız, siz dinleyeceksiniz” dediler. “Peki, konuşalım bakalım” dedik. Programımız oldukça yoğundu, ilk randevumuzu ertelemek zorunda kaldık ve fırçayı yedik. Işkın arayıp “bakın bizi bir kez daha atlatmayın ha!” diye hafif yollu bize de ayar verdi. Tırstık!

21 Nisan akşamı geldiler. Bastık teybin tuşuna. YGS’den girdik eğitim sisteminden çıktık, gençlik sorunlarına daldık arada. Çok doluydular… Her anlamda ama… Hem şu malum şifre skandalından dolayı, hem de daldığımız her konuya verdikleri yanıtlarla…

Oldukça uzun bir sohbet oldu. Aramızdaki büyük yaş farkına rağmen gördük ki oturup saatlerce konuşulabilecek, eli yüzü düzgün biçimde tartışılabilecek, hatta çok keyifli zaman geçirilebilecek gençler bunlar. Sorunlarını çok net biçimde ifade ediyorlar. Dünyayla, kültür ve sanatla, siyasetle haşır neşirler.

“Yeni kuşak boş teneke” diyenlere kapak olsun diyoruz. Hiç de boş değiller. Hiç de çevrelerinde olup bitenlere karşı kayıtsız ve ilgisiz değiller.

Bu arada Alman Lisesi’ni tebrik etmek gerekiyor sanırız. Gerçekten kaliteli, kendilerini doğru ifade edebilen, duyarlı ve sorumluluk sahibi öğrenciler yetiştirdikleri anlaşılıyor. Ve tabii Ezgi ve Işkın’ın ailelerini özel olarak tebrik etmek gerekiyor. Bu denli kişilikli ve özgüven sahibi çocuklar yetiştirdikleri için…

Amacımız YGS sınavıyla birlikte gelen şifre iddialarının aslını öğrenci cephesinden dinlemek ve öğrencilerin bu konudaki görüşlerini olabildiğince yansız biçimde sizlere aktarmak… “Olabildiğince” diyoruz çünkü yüz binlerce genç insana düş kırıklığı yaratan bir olayda “tarafsız” olmamız elbette mümkün değil.

Biz de liseli gençler gibi bu skandalda sorumluluğu olanların derhal yargı önüne çıkartılmasını ve bu mağduriyete son verilmesini istiyoruz. Dileyen öğrencinin, yeteneği doğrultusunda dilediği üniversitede, dilediği bölümde okuyabileceği ve her üniversitenin kendi eleme sistemiyle kendi öğrencilerini seçebileceği bir sistemin mevcut sistemden daha çağdaş bir uygulama olacağını düşünüyoruz.

Öncelikle Emre Aköz’ün, gençlerin tepkisine neden olan yazısını ve ardından da “Alman Liselilerden Açık Mektup” başlıklı metni paylaşarak gireceğiz konuya. Böylece konuyu bilmeyenler için süreci daha iyi anlamaya yönelik bir giriş yapmış olacağız. Ardından da sohbetimizi olabildiğince rötuşsuz biçimde aktaracağız.

Bir bakın bakalım… Ne diyor bu çocuklar?...

REPORTARE

Röportaj ve Fotoğraflar: Sinan Dirlik