Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

volkan karaaslanBilirsiniz biz kadınların olmazsa olmazlarındandır kuaförlerimiz. Onlarla özel bir iletişimimiz vardır, hem sırdaşımız, hem arkadaşımızdırlar. Saç yaptırmayacaksak bile muhabbete gidebiliriz kuaförümüze. Hem güzelleşmeyi kim istemez. İşte bizim tüm mahalleli kadın erkek gittiğimiz canımız kanımız Kuaför Volkan’ımızla saç baş makyaj, biraz da kritik tüyolar üzerine sizler için biraz sohbet ettik.

Röportaj ve Fotoğraflar: Yasemin Özdemir

Yasemin Özdemir:  Merhaba Volkan.  İyi ki sokağımıza bu güzel kuaför salonunu açmışsın da, bütün mahalleli hemen evimizin önünde kolaylıkla güzelleşebiliyoruz. Ne zaman başladın sen bu işe, nasıl başladın?

Volkan Karaaslan: Bir hevesle başladım. İlkokul 5. sınıfa gidiyordum o yıllarda, kuaför salonunda çalışan bir arkadaşımı ziyarete gittim bir gün. Baktım içeride bayanlar var, çalışma atmosferi çok keyifli, çalışanlar sürekli tebessüm ediyor, gülüyor. Ortam çok hoşuma gitti. Yaz tatilinde ben de çalışmaya başladım. Sonra okulu bırakmaya karar verdim. 1997’den beri bu sektördeyim.

Yasemin Özdemir: Nasıl gelişti meslek hayatın, hangi evreleri geçirdin?

Volkan Karaaslan: Askerlik dönemini çıkarırsak;  çıraklık, yardımcılık, kalfalık ve ustalık. Bunların da mertebesi var. Askeri disiplinde gibi yetiştik biz. Çırak olarak başladığında, ilk olarak iyi temizlik yapabilmen gerekiyordu. Salonun içerisini en iyi şekilde kullanıma hazırlayabiliyorsan, işe giriş yapmaya başlıyordun yani saç yapmaya. Çırakların görevi oydu.  Ben şanslıydım, işe marka olmuş bir kuaför salonunda başladım ve hemen eğitim almaya başladım. Saç yıkama, boya sürme, müşteri karşılama gibi eğitimler.

Yasemin Özdemir: Şimdi kuaförler nasıl yetişiyor?

Volkan Karaaslan: Şimdi yetişmiyor! Nesli tükeniyor.

Yasemin Özdemir: Eyvah biz ne yapacağız?

Volkan Karaaslan: Korkma, kuaförlük bitmeyecek.  Ama sektör değişime uğrayacak. Kuaför sayısı azalacak, ustalar her işi yapacak. Gidişat bu yönde… Artık çekirdekten yetişme diye bir şey kalmıyor. Eskiden, ustanın işi kolaylaştırılıyordu. Mesela yardımcı vardı; saç tarardı, boya sürerdi, saçı kurutup hazırlardı, usta gelir fönünü çeker, müşteriyi gönderirdi. Şimdi yavaş yavaş o sistem azalıyor. Dolayısıyla salonda sadece ustalar, bir tane asistanı ve salonu istediği kıvama getirecek temizlik ve diğer sorunları halledecek elemanları oluyor. Çırak, yardımcı, kalfa gibi ara kademe kalmadı.

Yasemin Özdemir: Şu an çekirdekten yetişmiş ustaların ardından gelenler nasıl olacak? Okuldan mı yetişecekler?

Volkan Karaaslan: Okuldan usta çıkması pek mümkün değil. Mesela okulda anatomiyi anlatıyorlar ama kuaförün salonda karşılaşacağı sorunları öğretemiyorlar. Temel bilgileri anlatıyorlar; saçın yapısı, kesimi, boya teknikleri gibi ama boyayı saçta fazla tuttuğunda karşılaşacağın sorunu nasıl gidereceğini anlatmıyorlar. Avrupa’da şöyle; orada da kuaförlük okulları var, okuldan mezun olan direkt tezgah başına geçiyor ama ne kadar sanatkar tartışılır. Bizde de yavaş yavaş o sisteme doğru gidiyor.

Yasemin Özdemir: Çekirdekten kuaför yetişmemesindeki etken ne?

Volkan Karaaslan: Türkiye’nin eğitim sistemi. Bir öğrencinin 18 yaşına kadar okula gitmesi zorunlu. 18 yaşına gelmiş bir adama da çıraklık yaptıramıyorsun ki. Çünkü asgari ücretle istediği yerde çalışabilir. Bir kuaförse işi hiç bilmeyen birine asgari ücret vermiyor, daha az veriyor. Dolayısıyla bu yaştaki biri dışarıda başka bir yerde asgari ücretle ve daha az mesai yaparak çalışmayı tercih ediyor.

Yasemin Özdemir: Saçlar da bir şekilde modayı takip ediyor. Saç modasına kimler yön veriyor? Müşteri eğilimleri mi, modacılar mı, kuaförler mi?

Volkan Karaaslan: Modacılar ve sektörün ünlü ürün markaları yön veriyor. Geçenlerde ünlü bir marka, bir renk açıcı ürün geliştirdi ve bununla ilgili bir defile yaptı. Sırf açıcıyı tanıtabilmek için ki bu özel bir açıcı, özel bir sarı renk veriyor; dediğim gibi tanıtımı için kıyafetleriyle, aksesuarlarıyla, mankenleriyle görkemli bir defile yaptı. Şöyle düşün, markalar çıkardıkları ürünü satabilmek için modaya yön verebiliyorlar.

Volkan KaraaslanYasemin Özdemir: 2017’nin kadın saç modası nedir?

Volkan Karaaslan: Kolay, kullanışlı saçlar. Ara boylar moda, kısa değil, uzun değil. Balyajlar moda. Bir ara balyajın modası geçmişti, ombreyle (geçişli iki renk saç) yeniden önem kazandı.

Yasemin Özdemir: 2017’de ombre devam edecek mi?

Volkan Karaaslan: Edecek! Çünkü iki renk,  insanların tercih ettiği bir seçenek. Bunu tercih etme sebebiyse Türk toplumunun genetik yapısı. Bizde saçlar genetik olarak çabuk beyazlıyor. İki renkle boyadığımızda, yani obmre yaptığımızda beyaz saçlar kolay kamufle oluyor. Türk kadınının saç yapısına çok uygun bir moda bu.

Yasemin Özdemir: Saçlarımızı yaptırırken nelere dikkat edelim?

Volkan Karaaslan: Bir kuaför salonuna girdiğinizde ilk önce sunumla karşılaşırsınız. Size sunduğu hizmetleri, ürünleri iyi alabilmeniz için kullandığı ürünler ve sunuş şekli çok önemli. Bir kuaförün iyi oluşunu, profesyonelliğini, kurumsallığını ilk önce hitap şekliyle anlarsınız. Sonra el becerisi geliyor. İlk başta bunlara dikkat etmelisiniz. Saçla ilgili ise şunları söyleyebilirim; ben permaya çok karşıyım. Saçın yapısını değiştiren bir model olduğu için saçı inanılmaz kurutup, yıpratıyor. Permayı kesinlikle önermiyorum. Meslek hayatım boyunca da hiç yapmadım. Müşterime zararlı olduğunu düşündüğüm bir uygulamayı yapmıyorum.

Yasemin Özdemir: Biliyorsun kadınlar kuaförlerini kolay kolay değiştirmezler. Neden sence?

Volkan Karaaslan: İletişim. Bir kadına istediklerini verebiliyor ve mutlu edebiliyorsan, iletişimin de kuvvetliyse, bir kadın asla başka bir kuaföre gitmez. Kuaförün samimiyeti çok önemli… Yaklaşımını çok iyi değerlendirebiliyor kadınlar. Onu bir arkadaş gibi mi görüyorsun, misafir gibi mi görüyorsun o noktayı iyi belirlemek lazım.

Yasemin Özdemir: Sen hangi yaklaşımı tercih ediyorsun?

Volkan Karaaslan: Ben bir misafir olarak kabul ediyorum müşterilerimi. O yüzden de samimiyet kuruyorum insanlarla. Benim vazgeçilmezim, samimiyetim.

Yasemin Özdemir: Kadınlar kuaförlerine her şeyi anlatıyorlar. Sana neler anlatıyorlar?

Volkan Karaaslan: Biz onların doktorları gibiyiz, hatta psikologları gibi. Tedavi görmeye geliyorlar bize. İçlerini döküyorlar, rahatlıyorlar. Mesela günlük hayatında birisiyle yaşadığı sorunu, açık açık onun yüzüne anlatamayıp, gelip sana anlatabiliyor. Bu onları rahatlatıyor.

Yasemin Özdemir: Müşterilerinden sana aşık olan var mıydı? Çünkü kadınlar kendilerini dinleyen erkeklere ilgi duyabilir.

Volkan Karaaslan: Çok özel bir soru sordun.  Tabi ki oldu diyorum ve başka da bir şey söyleyemiyorum (bu arada mahcup mahcup gülüyor ama bıyık altından).

Yasemin Özdemir: Bir kuaförün hayali nedir?

Volkan Karaaslan: Marka olmak.

Volkan KaraaslanYasemin Özdemir: Senin de marka olma hayalin var mı?

Volkan Karaaslan: Var ama az önce bahsettiğimiz konulardaki gibi sistem el vermediği için artık Türkiye’de marka olmak zor. Bunun için çok emek ve iyi bir ürün firması gerekli. Artık kuaförün arkasında çok iyi bir ürün firmasının olması çok önemli… Eskiden firmalar ürünleri bedava veriyorlardı sırf kendi ürünü kullanılsın diye. Şimdiyse fahiş fiyatlarla veriyorlar. O yüzden de eski düzeydeki gibi gitmiyor işlerimiz. Eskiden Türkiye’de ürün yoktu, insanlar yurt dışına gidip alıyorlardı. Şimdi ise her ürün var ama ulaşılması zor. Şöyle söyleyeyim, bugün bir ürün firması diyor ki ben sana istediğini veririm ama cironun %30’u benim. Ve bunu taahhüt etmeni istiyor. Yoksa seni kabul etmiyor. Eskiden firmalar kuaför salonlarını ziyaret ederlerdi, ustalarımız kapıdan kovardı. Şimdiyse büyük bir iş yapacaksa kuaför firmayı ziyaret ediyor.

Yasemin Özdemir: Bir kuaförde hangi bölümlerin olması gerekiyor?

Volkan Karaaslan: Bay-bayan kuaför salonları her zaman tercih edilendir. Bunun dışında, bir kuaför salonunda solaryumun olmasına karşıyım. Kendi salonumda da vardı, kaldırdım. Kuaförün hizmet verebileceği bir alan değil bence. Şimdi ben saçın yapısını biliyorum ama cildin yapısını bilmiyorum ki? Zaten artık Türkiye’de solaryuma güzellik merkezi ruhsatıyla, doktor diplomasıyla izin veriliyor. Bir kuaför salonunda manikür, pedikür, kişisel bakımlar, saç, makyaj bölümlerinin olması gerekiyor.

Yasemin Özdemir: Kuaför salonlarında benim gördüğüm sürekli bir eleman sirkülasyonu var. Bugün burada manikür yaptırdığım manikürcüyü yarın bulamayabiliyorum. Bunun sebebi nedir?

Volkan Karaaslan: Salonların %95’inde böyle. Eh kuaförler çok uzun saatler çalışıyor. Günde 12 saat. Haftada 1 gün izin yapıyor. Dolayısıyla eleman daha rahat edeceği bir yere gitmek istiyor. İş ilanlarına bakıyor, geliyor bir hafta çalışıyor, bakıyor olmuyor, rahatlıkla gidiyor. Eskiden çalışanlar işletmenin kurallarına uyardı, şimdi işletme çalışanlara ayak uydurmak zorunda kalıyor. Çünkü eleman yok. Yetişmiyor da. Kuaförü bir şekilde buluyorsun da, çırak yok, kalfa yok, manikürcüyse karaborsa. Dediğim gibi sosyal hayatın olmaması da büyük etken. Bayram yok, seyran yok, hafta sonu yok bu meslekte.

Yasemin Özdemir: Senin de sosyal hayatın yok, nasıl baş ediyorsun bu şekilde?

Volkan Karaaslan: Benim de sosyal hayatım yok. İşimi çok sevdiğim için sorun olmuyor benim hayatımda. Haftada bir gün izin yaptığımdaysa uyumayı tercih ediyorum, onun dışında pek bir aktivitem yok. Olsa da çok düzenli değil.

Yasemin Özdemir: Bu kadar yoğun tempoya nasıl dayanıyorsunuz? Hiç motivasyonunuz düşmüyor mu?

Volkan Karaaslan: Birincisi iyi ekip arkadaşların varsa ayakların iş yerine doğru geliyor. Tam tersiyse bugün izinliyim, gitmesem de olur diyorsun. Ben bir yerde çalışıyordum, ekip arkadaşlarımız o kadar iyiydi ki kimse izin yapmıyordu doğru dürüst. İş yerine gidiyoruz, patronumuz diyor ki “yahu sen bugün izinli değil misin?”, “izinliyim de yapacak bir şey yok geldim” diyoruz. Ortam o kadar keyifliydi ki, çalışıyoruz gibi gelmiyordu bize. Üç yıl boyunca bu sistem hep böyle gitti, kimse izin yapmadı. Mesela ben şimdi haftada bir gün izin yapıyorum ama izin günümde bir tane saç kessem daha çok mutlu oluyorum. Son zamanlarda ülkede yaşananlar çok samimiyetsiz ve hiç hoşuma gitmeyen şeyler, o yüzden dışarı çıkacağıma gidip bir saç kesmek daha keyifli geliyor bana.

Yasemin Özdemir: Kuaförler neden hep erkek? Kadınlar iyi saç yapamıyor mu ya da bu mesleği tercih mi etmiyorlar?

Volkan Karaaslan: Kadın psikolojisi bu. Kadın müşteriler, erkek kuaförleri tercih ediyor. Çünkü erkeğin daha iyi saç yapacağına inanıyor. Mesela fön, biraz kuvvet isteyen bir iştir. Kalın telli saçlara kadın kuvvetinin yetemeyeceğini düşünüyorlar. Bu bir algı… Ben öyle düşünmüyorum. Erkeği her konuda kadınlara tercih etmelerine karşıyım. Benim yanımda çalışan kadın kuaförüm var, çok başarılı. İnanılmaz saç tarıyor. Bence kadınlar çalışırken daha disiplinli. Teknik işlemlerde; boya sürmede, röfle paketlemelerde, balyajlarda bir kadın daha disiplinli çalışır. Erkek ise kendine bir sistem kurar, dışarıdan eğitim alır, eğitimi kendi sistemine uyarlar. Ama bir kadın ne gördüyse onu yapar. Maalesef Türk toplumunda “aman saçımı kadın kuaför yapmasın” diye bir tabu var. Müşteri tercih etmeyince de kadınlar kuaför olmak istemiyorlar.

Yasemin Özdemir: 2017’nin erkek saç modası nedir?

Volkan Karaaslan: Son iki seneden bahsedeyim. Eskiden salaştı erkek modası. Şimdi daha muntazam, enseler alınmış, favoriler kısa olacak. 2017’de de bu moda devam edecek.

Yasemin Özdemir: Müşterinin istediği saç ona hiç uygun değilse ne yapıyorsun?

Volkan Karaaslan: Çok güzel bir soru. Ona güzel bir dille anlatmaya çalışıyorum. Bu saçın ona uygun olmadığını, beğendiği saçın yüz şekli, ten yapısı, kaş biçimi, göz rengi ile uyumlu olmayacağını tatlı bir şekilde ifade etmeye, onu ikna etmeye çalışıyorum. İster istemez suyuna gidiyorum. Çünkü bir noktadan sonra “parasıyla değil mi?” ye geliyor iş. Yaşadığım bir örnek var: Bir gün çalışıyorum, derken bir müşteri geldi. Benim gibi esmer, kaşları kalın. Paris Hilton’un fotoğrafını getirmiş elinde, bu saç rengini istiyorum dedi. Anlatmaya çalıştım, bu saç rengi size uygun değil, baz olarak koyuyu tutalım, yine iki renk yapalım diyerek komple tek renk sarı olmaması için mücadele ettim. Tabi mücadele ederken bir yerde bir terslik oldu konu başka yerlere gitti. “Ben bunu istiyorum parasıyla değil mi?” ye geldi. ”Hanımefendi beğenmeyeceğiniz bir saç için niye para veresiniz” dedim. “Hayır, ben istiyorum” dedi. Peki dedim, “o zaman önce ücretini ödeyin ondan sonra yaparım”. Parasını ödedi oturdu, başladık saçını yapmaya. Tam beş saat sürdü. İş bitti. Dedi ki “hayır bu renk benim istediğim renk değil”. “Ben de onu anlattım size hanımefendi. Bu sizin istediğiniz değil, sizin beğendiğiniz bir renk ve size uymadı” dedim. “Yok, sen benim istediğimi yapamadın” dedi. Saçından bir tutam kestim, getirdiği fotoğraftaki saçla eşleştirdik, hiçbir farkı yok ama kabullenmiyor. Parasını ödemişti zaten, en sonunda gitti. Sonra kocası geldi. Eyvah dedim. Hanımın saçlarını yapmışsınız, istediği gibi olmamış çok da parasını almışsınız gibilerinden konuştu. Durumu anlattık, adam biraz daha anlayışlıydı. Salonumuzda da kamera kayıtları ve ses kayıtları alınıyordu, onları izlettik. Teşekkür etti gitti. Ama bunu kadına anlamadık.

Volkan KaraaslanYasemin Özdemir: O zaman en iyi müşteri karışmayan müşteri mi?

Volkan Karaaslan: Yok, o da değil. Şimdi tanımadığın bir insana kendinden bir şey yapamazsın. İlk önce onu tanıman lazım…  Tanıyabilmen için de sana kendisini iyi bir şekilde ifade etmesi lazım. Mesela ben teknik işlemlerde radikal bir değişiklik yapacaksam, geçmişteki fotoğraflarını istiyorum. Kullandığı renkler yüz hatlarına hangi ifadeyi vermiş, hangisi daha zıt bir ifade vermiş, hangisini kullansa nasıl olur diye karar verebilmek için bakıyorum. İstediği yakışmayacak bir şeyse ona anlatmaya çalışıyorum.

Yasemin Özdemir: Kıl müşterileri nasıl idare ediyorsun?

Volkan Karaaslan: Onların suyuna gitmeye, hep haklısın demeye çalışıyorum. Bir noktada tıkanıyor o zaman. Eğer karşı çıkarsan da çok enteresan şeyler olabiliyor. Bir gün bir müşterimiz geldi saçları kumral, üzerine röfle. Ama röfle zamanı o kadar geçmiş ki saçlarının 10 cm ucunda kalmış. Yine de onu öyle mutlu ediyor ki bu hali. Tatile gitmiş gelmiş konuşuyoruz;

-Volkan saçlarım çok matlaştı komple boyayalım

-Saçının ucundaki 10 cm sarılar seni çok mutlu ediyor, gel bunlara renk verelim

-Yok komple boya

-Bunları kapatırsam mutsuz olacaksın

-Olmam olmam, komple boyayalım

İnanır mısın yalvardım boyatmasın diye. Tabi ısrar edince yapacak bir şey yok. Saçı boyadık, bu sefer “sen benim saç rengimi tutturamadın” dedi. Boyaları gösterdim, senin rengin bu, bununla boyadım diye anlattım. Peki ne yapacağız? Balyaj yapacağız. Balyaj yaptık olmadı, çok açık oldu. Koyulaştıralım? Koyulaştırdık, koyu geldi, açalım. Bir kere baştan ters gittik ya birbirimize, iş ters gidip duruyor. Günlerden Cumartesi, en yoğun olduğumuz gün ve ben bütün günümü ona harcadım. Sonunda yine mutlu olmadı. Mutlu olmadığı için ücretini de ödemek istemiyor. Diyorum ki ne istediysen onu yaptım niye beni böyle bir durumda bırakıyorsun? Öylece gitti. Sonraki boya zamanlarında daha düzenli gelmeye başladı ama.

Yasemin Özdemir: Müşteri eğilimleri mevsimlere göre değişiyor mu?

Volkan Karaaslan: Bizim sektörün belli bir sezonu var. Nisan 15’te başlar, Kasım’a kadar gider. Daha çok insanların dışarıda vakit geçirdiği zamanlar bu zamanlar, o yüzden sezonda daha yoğun oluyoruz.

Yasemin Özdemir: Saç uzatmanın bir formülü var mı? Şu ürün saçınızı çok hızlı uzatır, bu karışımın uzattığı saça inanamayacaksınız gibi şeyleri çok duyuyoruz, gerçek mi bunlar?

Volkan Karaaslan: Değil. Saç ortalama ayda 1,5 cm uzuyor. Ne yaparsan yap, en fazla 2 cm uzuyor. O da iyi bakarsan, çok sağlıklı bir saçsa 2 cm uzuyor. Dış etkenlerle saçı daha fazla uzatmanın imkanı yok. Bakım konusuna ise evet… Onaran, dökülmeyi engelleyen ürünler var. Bunlar kullanılabilir.

Yasemin Özdemir: Şimdi sana müşteri olarak neredeyse hepimizin merak ettiği, karikatürlere konu olmuş bir soru soracağım. Kuaför çalışanları neden birbirlerine hanım/bey diye hitap eder? Küçücük çocuğa bilmem ne bey diye hitap etmek çok komik geliyor bizlere. Neden böylesiniz?

Volkan Karaaslan: Dışarıdan komik görünüyor olabilir (bu arada kendi de gülüyor). Böyle hitap etmemizin sebebi kurumsallığı yansıtabilmek için. Salonun içerisinde insanların birbiriyle paldır küldür konuşamayacağını göstermek amaçlı. Sonuçta müşterinin gözünde daha hoş bir görüntü oluşsun diye bu şekilde konuşuyoruz. Başka hiçbir sebebi yok.

Yasemin Özdemir: O zaman benim fönümü de çekeriz artık.

Volkan Karaaslan: Çekeriz tabi, her zamanki gibi mi olsun?