Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

HulidemFrank: Hulidem hoşgeldin. Kaçta kapattın dükkanı?

Hulidem: Hoşbuldum Frank, 2’de kapattık ama ortalığı toparla hesap kitap yap derken çıkmamız dördü buldu. İnsanlar bıraksak sabaha kadar kalmak istiyorlar, “Eviniz barkınız yok mu hadi abim” diyerek evlerine gönderiyorum.

Frank: İnsanlar eğlenmeye sana geliyor. Sen nereye gidiyorsun?

Hulidem: Aslında gelenler çoğunlukla eş-dost, arkadaşlarımız. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Dükkana gelen insanlar kadar annemi bile görmüyorum. Sanki evimin salonunda parti veriyormuşum gibi hissediyorum. Konuklarımızla birlikte ben de eğleniyorum hatta en çok ben eğleniyormuşum gibi gözükse de tam olarak öyle değil :) İşim insanlarla ilgilenmek ve alkollü insanlarla da ilgilenmek ki ben onlardan daha fazla içiyorum. Fakat sorun olmuyor çünkü biz İzmirliler, özellikle Karşıyakalılar rahat vekomplekssiz insanlarız. Karşıyaka’da herkes birbirini tanıyor dolayısı ile Bostanlı Öküz de buluşma noktası gibi oluyor.

Frank: Göztepeli biri eğlenmeye geldiğinde kapıda karşılayıp sohbet ediyorsun, yerine uğurlarken de KİM ALDI BU GÖZTEPELİYİ İÇERİYE diye bağırıyorsun ve Göztepeli başta olmak üzere ortamdaki herkes kahkahalar atıyor.

Hulidem: Çok arkadaşımız var Göztepeli, neredeyse her gün gelip gidenler de var. Ama formalı gelemezler, zaten gelmezler. Birbirimizin semtlerine formalarla gitmeyiz. Adana’ya ilk maça gidişimde çok şaşırmıştım. AdanaDemirspor taraftarları ve Turuncular formalarıyla ve atkılarıyla yan yana geziyorlar. Yan yana dükkanları var keza Beşiktaş çarşıda Fenerbahçe, Galatasaray formalı insanlar dolaşıyor fakat bizde böyle bir şey mümkün değil, Çünkü o konuda karşılıklı katı kurallarımız var. Kurallarımız katı ancak onları bozmada üstümüze yok. Karşıyakalı kardeşlerim sürekli Göztepelilerin semtine çıkarma yapıyor. Spreylemek ve bayrak asmak suretiyle taciz ediyor. Daha Göztepeliler bir karşılık veremediler. Göztepeliler ile ilgili çok güzel anılarım var; iki tanesinden söz edeyim. Birincisi gezi zamanı; Göztepeli çocuklar yanıma gelip Jülide abla biz Göztepeliyiz, fakat seni çok seviyoruz demişlerdi. Çok mutlu olmuştum. İkincisi de tarihte bir ilk; rahmetli Özgür’ümüzün cenazesine onlarca Göztepeli formalarıyla vapurdan inip “Acınız acımızdır” pankartıyla yürüdüler. Karşıyaka çarşıda misafirleri karşılamak ve taziyeleri kabul etmek için sıralandığımız yerde hayatımın en duygulu anlarından birini yaşadım.

Frank: İşin komiği Alsancak insanısın. Sonradan gittin Karşıyaka'ya. Karşıyakalılar seni bağrına basmış demek bile az sembolü falan oldun Karşıyaka'nın.

Hulidem: Evet doğma büyüme Alsancaklıyım ve annem babam da öyleler. İzmir semtleri arasında tatlı bir takım rekabeti vardır. Alsancak Altaylıdır, ben de öyleydim. Bir yaşımdayken Altay takımıyla maskot olarak çıktım sahaya. Sonra Karşıyaka’ya taşındım AŞIK OLDUM. Bu karşılıklı bir aşk oldu. Eski ünlü Altaylı futbolcu Koko Ali abi Karşıyakalı olduktan sonra bana “Bizden bir Gazcı Erol bir sen gittin” diye sitem etmişti. Taraftar Derneği başkanımız Okan abi (Okan Kırmacı), Çarşı grubu (AltarToker- Taner Ütüklerli – Dobo Metin) ve bütün taraftarlar beni bağrına bastı, ben de onlarla bütünleştim.

Frank: Maçlardan bahset bize. Sen deplasmanlara falan da gidiyorsun.

Hulidem: Evet Karşıyakam ile Türkiye’nin bütün stadyumlarına gittim, Bizim tribünde büyük-küçük, sevgi-saygı ilişkisi çok önemli. Tribünde çok şey öğrendim.Bizi en güzel yapan şey, Karşıyaka taraftarı içinde gruplara ayrılmamış bir bütün olan Türkiye’deki tek örnek.Biz kocaman bir aileyiz ve bunun bozulmasına izin vermemeliyiz. Ben maçlara gitmeye başladığımda Alsancak stadında kadınlar tuvaleti yoktu. Deplasmanlara da hiç kadın gelmiyordu. Size bir Diyarbakır deplasmanı anımı anlatayım. Diyarbakır’a maçlara dört kere gittim, Benim ilk gidişim öncesinde,buradaki maçta taraftarlar arasında gerginlik olmuştu. Diyarbakır’da 90 dakika boyunca “Yunanlı Sarışın” diye bana tezahüratta bulundular. Döner dönmez resmi forum sitelerine mail attım. “Daha önce Diyarbakır’ı sadece dizilerde filmlerde görmüştüm, Dicle’nin suyu azalmış üzüldüm” diye başladığım e-mail’i, “Seneye bir daha şehrinize geleceğim. Adım Zeynep Jülide Ataman. Umarım 1412 km uzaktan takımını desteklemeye 22 saat yol tepip gelen bir kadına bir daha küfür etmezsiniz. Sevgilerimle , seneye görüşmek üzere.” diye bitirdim.Gelecek sene gittiğimde bu sefer barışmıştık, Özgür vefat ettikten sonraki evimizdeki ilk maçımız onlarlaydı. Futbolcularımız el ele tribünleri selamlamıştı. Biz de taraftarlar olarak barıştık. Sonraki sene gidişimde bir sürü insan gelip elimi öpüp “Biz sana küfür etmiştik, forumdaki yazını okuduk.” Dediler ve özür dilediler. Hepsine tek tek sarıldım.

Frank: Ya siz İzmirliler neden her şeye farklı bir isim koyuyorsunuz?

Hulidem: Öncelikle biz İzmirliler göte her zaman göt deriz  Bir sebebi yok. Az önce de söz ettiğim gibi İzmirliler olarak komplekssiz ve rahat insanlarız, hatta bütün Türkiye’ye rol model olmamız gerektiğini düşünüyorum. Ne istersek söyleriz. Sevgi doluyuz. Şahsım adına konuşmam gerekirse bütün sevdiğim arkadaşlarıma hayvan isimleriyle seslenirim. Örneğin, patronum yani kendini abim sanan kardeşim “Öküz”dür, öküzün önde gidenidir.

Frank: Hadi başlıyoruz getir devamını İZMİR'İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR

Hulidem: ALTIN GÜNEŞ ORDA SIRMALAR SAÇAR

Frank: BOZULMUŞ DÜŞMANLAR YEL GİBİ KAÇAR

Beraber: YAŞAA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞAAAA ADIN YAZILACAK MÜCEVHER TAŞAAAAAAAA

Frank: Evet konuyu Atamıza getireceğimi tahmin etmiştin sanırım.

Hulidem: İzmir’in dağlarındaki mevzu bahis çiçekler biziz. Biz Karşıyakalılar bu marşı yıllardır söylüyoruz, bir gün bile söylemekten vazgeçmedik. Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar Atatürk onların takımını tutuyordu diye iddia ede dursunlar. Ata’m Karşıyakalıydı zaten o sebepten Zübeyde Anamız Karşıyaka’nın bağrında yatıyor. Ben Atatürk’ün Türkiye için hayal ettiği ve olmasını istediği örnek yurttaş profilinin başta Karşıyakalılar olmak üzere İzmirliler olduğunu düşünüyorum. Karşıyakalılar olarak Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz bekçileriyiz.

Frank: Yüzünden gülücük hiç eksik olmasın. İnsana neşeden başka bir şey vermiyorsun. İnsan psikiyatra gideceğine senin yanına gelmeli. Umarım bu kahkahaların arkasında büyük acılar yoktur. Varsa da kahkahaların en iyi cevaptır gerçi.

Hulidem: İnsanları çok seviyorum, hayvanları çok seviyorum hatta seni de çok seviyorum Frank. Hiçbir şey olmasını istediğim gibi değil, onun dışında çok şükür hiçbir büyük acım yok. Babam bana hep “İnsan beynini evin odaları gibi düşün. Senin salonun çok güzel, mutfağın çok temiz, fakat senin sandık odan yok bu da insanlarla ilişkilerinde sorun yaratır çünkü gizlin saklın yok ve insanlar bunu sana karşı kullanabilir.” derdi fakat bu konuyla ilgili çok büyük sorunlar yaşadığımı söyleyemem. Dobralığım sayesinde daha bile sevildiğimi düşünüyorum. Dürüstlük ve hakkaniyet çok önemli. İnsanlara yardım etmek ve neşe vermekten en başta kendim keyif alıyorum. Yine babamdan alıntı yapmak istiyorum “Hayat bir kahkahadır.”

Bu arada Teşekkürler Frank, kesene bereket. Öküz gibi yiyip içtim. Sağolasın.