Reportare

Menü

Kategoriler

Arama

Fatih KoparanBay Frank’ın bu haftaki konuğu gezmeye ve eğlenmeye dayalı yaşam tarzıyla kimilerinin çok özendiği, kimilerinin ise kıskançlıktan beddua ettiği yılın yarısını kuyumculuk yapıp yarısını gezerek geçiren, gezdiği yerleri de keşfetmek adlı sitesinde yayınlayan  Fatih Koparan. İyi okumalar.

Fotoğraflar: Fatih Koparan Arşivi

Fatih Koparan- twitter/ @cooperovic

Bay Frank: Bu 6 ay çalış 6 ay gez günlerinin öncesiyle başlayalım istersen. İstanbul’da üniversite öğrencisiydin ve bir gün…

Fatih Koparan: Ve bir gün arkadaşla o zaman Kadıköy'den 3 gün mesafedeki Beylikdüzü'ne kitap fuarına gittik. Soğuk bir Mart günüydü. Pyotr Petrovitch usulca şapkasını taktı ve sarı ışıkların aydınlattığı köprünün üzerinde yavaşça yürüyerek gözden kayboldu. Abi nerede kalmıştık? Evet, kitap fuarına gittik. Bu arada sabah akşam kır pidesiyle besleniyoruz. Açız ama yine de entelektüel aktivitelerden uzak kalmıyoruz. adagshfhgh

Fuarda dolaşırken arkadaşın annesine rastladık. Onun da yanında bir arkadaşı vardı. "Gençler yav siz ne işsiniz?" falan derken adam bize Marmaris'teki kuyumcu dükkanında iş teklif etti. Tabii direkt atladık. 18 yaşında gittiğim Marmaris'ten 17 yıldır çıkamadım. Hayatında kuyumcuya girmemiş çocuk kuyumcu oldu. Hikayem bir rastlantıyla başladı Marmaris'te devam ediyor.

Bay Frank: Ailen nasıl baktı okulu bırakmana?

Fatih Koparan: Aslında ailem bakmadı çünkü zaten o zamana kadar hiç bakmamışlardı. Söylediğimi bile hatırlamıyorum. Ailem beni hayatımda hiç pozitif ya da negatif olarak etkilemedi.

Bay Frank: Pozitif ya da negatif etki yoktur zaten tüm etkiler kötüdür. Oscar Wilde diyor.

Fatih Koparan: Hangi kitabında diyor bunu?

Bay Frank: Ulysses

Fatih Koparan: Ooo en sevdiğim kitabıdır! asdfghjk neyse aslında bu çok şanslı olduğum bir konu. Onların yolundan değil, hep kendi yolumdan gittim. Bu sayede özgüven kazandım. 13-14 yaşından beri çalışıyorum. Tabii çocuklarınızı bu kadar serbest bırakmanızı tavsiye etmem. Uyuşturucu satıcısı falan da olabilirler. Bu arada yanlış anlaşılmasın ailemi çok seviyorum. Sırf kısır günlerinde "oğlum mühendis, avukat" diye hava atmak için hayatımı, hayallerimi karartmadılar. Bunun için bile minnettarım. Hem bunlar nasıl sorular oğlum ya ne yapacaksın aileyi, maileyi. Aşk, meşk sorsana aq!  “iilin nisil bikti ikili birikmini?” 20 yıl geçmiş, “iilin nisil bikti?” afsgsgdgdh Ya bu nasıl röportaj aq ya? Sen şimdi düğün, nişan falan da sorarsın. agshshfj Valla bittik ya!

Fatih KoparanBay Frank: 6 ay çalışıp 6 ay boşluğa düştükten sonra mı “ya ben en iyisi gezeyim” dedin yoksa hep mi gezme peşindeydin?

Fatih Koparan: Bu merak duygusu benimle doğdu. DNA'larıma bir şekilde atalarım tarafından işlenmiş. Normalde götünü kaldırıp su içmeye üşenen adamım ama ilk adımı attıktan sonra canavara dönüşüyorum. Dünyayı yürüyerek gezebilirim. Seyahat benim için su kadar gerekli olmazsa olmazım. Ayrıca kendimi bildim bileli haritalara garip bir takıntım var. Çocukken evdeki coğrafya ansiklopedilerinde kaybolup kendimi bazen Borneo Adası'nda bazen de Şili'de hayal ederdim. Tabii çocukken bunlar hep dev bir hayaldi. Mesela Şili'ye gittiğime hala inanamıyorum. Çocukken dünyanın sonu gibi gelirdi. Çocukken harçlıklarımın tümünü Bursa'daki koleksiyonculardan ülkelerin bozuk paralarını ya da kağıt paralarını almaya harcardım. Uzak diyarlardan gelen o metal parçalarına dokunmak büyük haz verirdi bana. Hala çocukluktan kalma dev bir para koleksiyonum var. 

Bay Frank: Senin yaptığın şey gezme değil aslında. Sen 6 ay başka diyarlarda yaşayıp bölge insanının kültürünü özümsüyorsun. Bunun için en sevdiğin yer neresiydi sorusu yerine, yasam biçimlerinden, insanlıklarından en etkilendiğin yer neresiydi sorusu senin için daha uygun olur gibi?

Fatih Koparan: Tabii ki birçok yer var ama aklıma ilk Afrika geliyor. Afrikalılar yüzyıllardır açlıkla, kuraklıkla, türlü türlü diktatörle, yolsuzlukla, sömürgecilerle, hastalıkla mücadele etmişler, ediyorlar. Tüm bunlara rağmen insanları mutlu ve güleryüzlü. Ayrıca hiçbir yerde göremeyeceğiniz hayvan ve bitki türleri var Afrika'da. Net en güzel kıta! Sıkıcı ülkeleri sevmiyorum. Gittiğim ülkeler beni şaşırtmalı. Mesela Avrupa'ya pek gitmiyorum. Bilindik, sıkıcı geliyor.  Örnek olarak Etiyopya'nın Omo Vadisi'nden bahsedeyim biraz. Burada sözde medeniyetten uzak kabileleri ziyaret ettim, fotoğraflarını çektim. Sadakatlerini ispatlamak uğruna erkeklerin kadınları kırbaçlamasını, kadınları buna gururla katlanmasını hatta erkeği daha hızlı vursun diye teşvik etmesini izledim. Bilinmeyen şeyler mutluluk veriyor bana. Keşke 1500'lü yıllarda Güney Amerika'yı keşfe çıkan gemilerden birinde olabilseydim. 

Unutmadan Hindistan var bir de. Hindistan bir ülkeden çok bir gezegen gibi! Ne ülke, ne de insanı yeryüzündeki başka bir şeye benzemiyor. Her yer rengarenk, her yer fotoğraf. Bitmek bilmeyen bir pozitif enerji var insanlarında. Çok mutlular. Sokakta yürürken dibinize sıçmasalar muhteşem ülke afshdhdgdg Çok seviyorum ama bu kadar pislik bu kadar leşlik olamaz ya.  Gördüğünüz en pis şehri düşünün ve onu 10.000 ile çarpın = Varanasi şehri. Tarif edilemez bir iğrençlik durumu. Bu kadar boka rağmen ben Hindistan'a aşığım. Zaten Hindistan'ı ya çok seversiniz ya da nefret edersiniz. Nefret eden benimle ahbaplık edemez bu arada. Yallah Stockholm'e! 

Bay Frank: Peki bir de bu sorunun tam tersini soralım. Hayal kırıklığına uğradığın bir kültür, ya da bunlar da nasıl insanlarmış dediğin durumlar oldu mu?

Fatih Koparan: Genelde pek olmuyor. Hep pozitifim ya da hep yapacak bir şeyler buluyorum gittiğim yerlerde. Yine de 1, 2 yer var. İlk aklıma gelen Borneo Adası. Dev bir hayal kırıklığıdır benim için Borneo. Önceden de bahsettiğim gibi Borneo çocukluk hayallerimden bir tanesiydi. Havalimanına inince yılanlarla, orangutanlarla falan karşılaşacağımı sanıyordum. İndim ve dev bir beton yığınıyla karşılaştım. Burası şehir, içlere doğru gidersem belki orangutan görürüm dedim. Orangutan yerine bol bol otoban gördüm. Sağlı sollu palmiye tarlaları ile birlikte Kinabatangan Nehri'ne ulaştım. O nehirin etrafını bile palmiye tarlası yapmışlar. Orospu çocukları tüm yağmur ormanlarını yok edip palmiye yağı üretmek için tarım alanları açmışlar. Kinabatangan Nehri'nde kalan küçücük araziye bile göz dikip buradaki nesli tükenmekte olan cüce filleri falan zehirlemişler. Orangutan gördüm de o da koruma alanında gördüm. Halkı da ayrı bir yavşak! Bilinçsiz, şımarık! Hiç sevmedim hiç. Bak nasıl da sinirlendim ya. Güzel bir şeyler çalsana Frank, pardon sorsana ya. Halkımız cinsellik istiyor, aşk, ihtiras istiyor sfsfdgf Borneo'nun aq! İçinde palmiye yağı olan ürünler almayın bu arada. Çinliler deli gibi tüketiyor zaten bir de siz tüketmeyin. Gergedanları siktiler şimdi de gözü yağmur ormanlarına diktiler aq. 

Bay Frank: Yaşlılığında gözünü kapatıp hatırlamaktan gurur duyacağın birkaç gezi anısı anlat bize.

Fatih Koparan: Bu gidişle yaşlanacağımı pek sanmıyorum afsgdg Oğlum benim gezi anılarımı anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Birçoğunu zaten burada anlatamam LOL Tüm Güney Amerika'yı, Güney Doğu Asya'yı, Hindistan'ı, Orta Amerika'yı otobüs ve trenlerle dolaştım. Filipinler'de okyanusta 13 tane balins köpek balığıyla yüzdüm, vahşi yaşamda komodo ejderine dokundum. Aşağı yukarı dünyadaki tüm hayvanları vahşi yaşamında gördüm. Afrika'da medeniyetten uzak kabileleri ziyaret ettim vs vs Bunları hep plansız, son dakikada ya da 1 gün öncesinden karar vererek yaptım. Hatta bununla ilgili bir anım var. Kuala Lumpur'u hiç sevmiyorum ve bir şekilde yolum havalimanına düştü. Ulan bir yerlere gitmem lazım ama nereye. En yakın Bali ve Bangkok var. İkisine de 2 saat süre kalmış. Bali'de karar kılıp atladım. Endonezya'da 2 silahlı asker karşıladı beni. Bir odaya kapatıp 1 saat sorguladılar. Bileti 2 saat kala alınca "cinayet işleyip, kaçtım" zannetmişler. adsfsfdg sonunda manyak olduğum anlaşıldı da saldılar. Diğer anılarımı artık rakı masasında anlatırım. Lan bu arada düşündüm de anılarımın %90'ı gezerken olmuş. Gezmeseymişim bok gibi insan olurmuşum. 

Bay Frank: Yani ben

Fatih Koparan: Kaba olmak istememiştim ama öyle asdfghjk

Bay Frank: Vay ahlaksız herif hahahaha. Peki simdi yaşlılığı bırakalım ve şimdiye dönelim. Yarın sabah takım elbiseyle bir bankada mesaiye gittiğini düşün.

Fatih Koparan: Sikerler! Banka işi, ofis işi bu saatten sonra benim için imkansız. Oğlum ben bankada 5 dakika sıra beklesem kalp krizi geçiriyorum. Düşününce bile kalbim sıkıştı. İnsanın doğasına aykırı böyle şeyler. Kendi işyerimde takım elbise giymiyorum ben. Parti falan varsa giyerim ama. İyi partiye saygım sonsuzdur. Kravat bile takarım. Ya kravatı protesto amacıyla çıkarmıştı değil mi bir adam ya sgsdgfhfh Ya amk bu aklıma geldi şimdi. 

Bay Frank: Timeline’da senin ne zaman evlenecegini merak eden insan sayisi gittikce artiyor.

Fatih Koparan: Hah aq müthiş! Nereden bildim ama bunu soracağını. Başta bu yarrak gibi soruyu sorduğun için sana müteşekkirim. Lan annem sormuyor bu soruyu bana? Sormuşsun mecburen cevaplayacağız. Evlilik falan bana göre şeyler değil. Bir gün sırılsıklam aşık olursam (ki hiç olmadı öyle bir şey) ve beraber olduğum kişi için gerekliyse evlenirim. Onun dışında dünyanın en saçma şeyi evlilik. Senet mi bu aq da imza atıyorsun ya? Birbirinize güvenmiyorsanız evlenmeyin zaten. Bir de hiç akrabam yok. Evlensem kimi çağıracağım. Twitter taymraynı gelir ancak. İnsanlarla anlaşamıyorum ben. Kavga etmeyi, sorun yaşamayı sevmiyorum ve dünyadaki tüm kadınlar bunun tersini düşünüyor sgsgdgfh yani işim çok zor. Evliliği siktir et de çocuk istiyorum çok. 5 tane falan olabilir. 

Bay Frank: Nerede yaşamak isterdin? 

Fatih Koparan: Dünyanın büyük bir kısmını dolaştım. İstanbul'u bir kenara koyarsak 2 şehiri çok sevdim. İlki Buenos Aires, ikincisi de şu anda olduğum Kolombiya'nın Medellin şehri. 20 gündür Medellin'deyim ve burada İspanyolca öğreniyorum. 2 şehir de parkları, mimarisi, insanları ve gece hayatıyla benim çok mutlu olduğum yerler. Tabii bunların ötesinde insanların kafa yapısı ve yaşam tarzındaki rahatlık çok önemli benim için. Arnavutluk'u da çok seviyorum bu arada.